Bu benekli foklar da tüm hayatlarını buzun içinde ve buza bağımlı geçiriyorlar.Aceste foci îşi trăiesc şi ele întregul ciclu de viaţă în asociere şi legătură cu gheaţa marină.
Bu benekli foklar da tüm hayatlarını buzun içinde ve buza bağımlı geçiriyorlar.Anjing laut bercincin ini juga menjalani seluruh siklus hidup terkait dan terhubung dengan es laut.
Bu benekli foklar da tüm hayatlarını buzun içinde ve buza bağımlı geçiriyorlar.Celý život tuleňov krúžkovaných je prepojený s morským ľadom.
Bu benekli foklar da tüm hayatlarını buzun içinde ve buza bağımlı geçiriyorlar.Ces phoques annelés vivent aussi leur cycle entier de vie en union et en lien avec la banquise.
Bu benekli foklar da tüm hayatlarını buzun içinde ve buza bağımlı geçiriyorlar.Deze ringelrobben leven eveneens hun hele levenscyclus verbonden met zeeijs.
Bu benekli foklar da tüm hayatlarını buzun içinde ve buza bağımlı geçiriyorlar.Diese Ringelrobben leben ebenfalls ihren gesamten Lebenszyklus in enger Verbindung zum Meereis.
Bu benekli foklar da tüm hayatlarını buzun içinde ve buza bağımlı geçiriyorlar.Disse ringsæler lever også hele deres livscyklus tilknyttet og forbundet med havisen.
Bu benekli foklar da tüm hayatlarını buzun içinde ve buza bağımlı geçiriyorlar.Estas focas-aneladas também vivem o seu ciclo de vida inteiro associadas e ligadas ao gelo marítimo.
Bu benekli foklar da tüm hayatlarını buzun içinde ve buza bağımlı geçiriyorlar.Estas focas tienen todo su ciclo de vida asociado y conectado al hielo marino.
Bu benekli foklar da tüm hayatlarını buzun içinde ve buza bağımlı geçiriyorlar.Ezek a gyűrűsfókák az egész életciklusukat a tengeri jéghez kötötten és kapcsolódva élik le.
Bu benekli foklar da tüm hayatlarını buzun içinde ve buza bağımlı geçiriyorlar.Foki obrączkowane w ciągu całego życia związane są z morskim lodem.
Bu benekli foklar da tüm hayatlarını buzun içinde ve buza bağımlı geçiriyorlar.이 바다표범들도 그들만의 하나의 생태 주기가 있습니다. 그것은 빙하와 연결이 되어 있지요.
Bu benekli foklar da tüm hayatlarını buzun içinde ve buza bağımlı geçiriyorlar.L'intero ciclo di vita delle foche dagli anelli è connesso e associato al ghiaccio marino.
Bu benekli foklar da tüm hayatlarını buzun içinde ve buza bağımlı geçiriyorlar.Nämä norpat elävät koko elämänkiertonsa yhteydessä merijäähän.
Bu benekli foklar da tüm hayatlarını buzun içinde ve buza bağımlı geçiriyorlar.Những con sư tử biển vòng này chỉ gắn bó toàn bộ cuộc đời chúng với băng biển.
Bu benekli foklar da tüm hayatlarını buzun içinde ve buza bağımlı geçiriyorlar.Tito tuleni kroužkovaní také žijí neustále venku, celý jejich život je spojený s ledem.
Bu benekli foklar da tüm hayatlarını buzun içinde ve buza bağımlı geçiriyorlar.Vikarna lever också hela sina liv i anslutning till havsisen.
Bu benekli foklar da tüm hayatlarını buzun içinde ve buza bağımlı geçiriyorlar.Жизненный цикл кольчатых нерп также полностью зависит от наличия льда.
Bu benekli foklar da tüm hayatlarını buzun içinde ve buza bağımlı geçiriyorlar.Тези пръстенови тюлени също живеят целия си жизнен цикъл асоциирани и свързани с морския лед.
Bu benekli foklar da tüm hayatlarını buzun içinde ve buza bağımlı geçiriyorlar.Ці кільчасті нерпи проживають свій вік, будучи залежними від морського льоду.
Bu benekli foklar da tüm hayatlarını buzun içinde ve buza bağımlı geçiriyorlar.כלבי-הים האלה (פוסה טבעתית) חיים את מחזור חייהם השלם מקושרים ומחוברים לאוקיינוס הקרח.
Bu benekli foklar da tüm hayatlarını buzun içinde ve buza bağımlı geçiriyorlar.انها فقم تعيش و تعتمد كل حياتها على الجليد وهي مرتبطة به ارتباط تام
Bu benekli foklar da tüm hayatlarını buzun içinde ve buza bağımlı geçiriyorlar.海の氷と関わりながら生きています 氷の中で子どもを産み
Bu beyin gücünün bir kısmını, yalnızca karmaşık hayatlarını yaşamak için kullandıklarını biliyoruz.우리는 그 지적 능력의 일부가 복잡한 삶을 사는데 쓰인다는 것을 알지만
Bu beyin gücünün bir kısmını, yalnızca karmaşık hayatlarını yaşamak için kullandıklarını biliyoruz.Știm că folosesc o parte din puterea minții trăind o viață extrem de complexă.
Bu beyin gücünün bir kısmını, yalnızca karmaşık hayatlarını yaşamak için kullandıklarını biliyoruz.Vieme, že časť mozgovej kapacity využívajú nato, aby jednoducho žili svoj komplikovaný život.
Bu beyin gücünün bir kısmını, yalnızca karmaşık hayatlarını yaşamak için kullandıklarını biliyoruz.Ξέρουμε ότι χρησιμοποιούν μέρος αυτής της εγκεφαλικής δύναμης για να ζήσουν περίπλοκες ζωές.
Bu beyin gücünün bir kısmını, yalnızca karmaşık hayatlarını yaşamak için kullandıklarını biliyoruz.אנו יודעים שהם משתמשים בחלק מאותה יכולת שכלית פשוט בשביל לחיות חיים מורכבים,
Bu beyin gücünün bir kısmını, yalnızca karmaşık hayatlarını yaşamak için kullandıklarını biliyoruz.ونحن نعرف أنها تستخدم بعض تلك القدرات العقلية لمجرَّد عيش حياتها،
Bu beyin gücünün bir kısmını, yalnızca karmaşık hayatlarını yaşamak için kullandıklarını biliyoruz.複雑な社会生活を営むことを知っていますが イルカの知性の何が本当にわかっているのでしょう?
Bu büyük bir sorumluluk. Adamların doğru kararları vermeni bekleyecek. Hayatları sana bağlı.John, det är okej.
Bu çocuklar, eğer sağlıkları ve okul hayatları zarar görmeyecekse, günde birkaç saat çalışabilirler.Barnet får utföra lätt arbete några timmar om dagen om det inte skadar hennes hälsa eller skolgång.
Bu çocuklar, eğer sağlıkları ve okul hayatları zarar görmeyecekse, günde birkaç saat çalışabilirler.يمكن للطفل أن يعمل أعمالاً خفيفة لعدة ساعات في اليوم إذا لم تكن تضر بصحته أو بدوامه المدرسي.
Bu deneyim, hayatlarımızı değiştirdi.Cette expérience a changé nos vies.
Bu deneyim, hayatlarımızı değiştirdi.Deze ervaring heeft onze levens veranderd.
Bu deneyim, hayatlarımızı değiştirdi.Diese Erfahrung hat unser Leben verändert.
Bu deneyim, hayatlarımızı değiştirdi.Esta experiência mudou a nossa vida.
Bu deneyim, hayatlarımızı değiştirdi.Ez az élmény megváltoztatta az életünket.
Bu deneyim, hayatlarımızı değiştirdi.이 경험이 우리의 삶을 바꾸었습니다.
Bu deneyim, hayatlarımızı değiştirdi.Quest'esperienza ha cambiato le nostre vite.
Bu deneyim, hayatlarımızı değiştirdi.To doświadczenie zmieniło nasze życia.
Bu deneyim, hayatlarımızı değiştirdi.Trải nghiệm này đã thay đổi cuộc đời chúng tôi.
Bu deneyim, hayatlarımızı değiştirdi. Ve şimdi biz, bu deneyimi değiştirmeye çalışıyoruz.Experiența asta ne-a schimbat viețile, iar acum încercăm să schimbăm experiența.
Bu deneyim, hayatlarımızı değiştirdi.Y la experiencia cambió nuestras vidas.
Bu deneyim, hayatlarımızı değiştirdi.Этот опыт изменил нашу жизнь.
Bu deneyim, hayatlarımızı değiştirdi.החוויה הזו שינתה את חיינו.
Bu deneyim, hayatlarımızı değiştirdi.لقد غيرت هذه التجربة حياتنا.
Bu deneyim, hayatlarımızı değiştirdi.今後はこのような経験自体を 変えたいんです
Bu durumun hayatlarında gördükleri en komik şey olduğunu düşünüyorlar.Acham isto a coisa mais engraçada que já viram.
Bu durumun hayatlarında gördükleri en komik şey olduğunu düşünüyorlar.Creen que esto es lo más gracioso que han visto en sus vidas.
Bu durumun hayatlarında gördükleri en komik şey olduğunu düşünüyorlar.De tycker att det här är det roligaste de någonsin sett.
Bu durumun hayatlarında gördükleri en komik şey olduğunu düşünüyorlar.Họ nghĩ đây là việc buồn cười nhất từ trước đến giờ.
Bu durumun hayatlarında gördükleri en komik şey olduğunu düşünüyorlar.Ils pensent que c'est la chose la plus amusante qu'ils aient jamais vue.
Bu durumun hayatlarında gördükleri en komik şey olduğunu düşünüyorlar.Je to pre nich tá najsmiešnejšia vec, akú kedy videli.
Bu durumun hayatlarında gördükleri en komik şey olduğunu düşünüyorlar.가장 웃기다고 생각하며 자지러지게 웃는 중이었습니다
Bu durumun hayatlarında gördükleri en komik şey olduğunu düşünüyorlar.Li se pare cel mai amuzant lucru văzut vreodată.
Bu durumun hayatlarında gördükleri en komik şey olduğunu düşünüyorlar.Mereka merasa inilah hal paling lucu yang pernah mereka lihat.
Bu durumun hayatlarında gördükleri en komik şey olduğunu düşünüyorlar.Pensano che sia la cosa più divertente mai vista prima.
Bu durumun hayatlarında gördükleri en komik şey olduğunu düşünüyorlar.Sie finden, das sei das Lustigste, das sie jemals gesehen haben.
Bu durumun hayatlarında gördükleri en komik şey olduğunu düşünüyorlar.Szerintük ez a legviccesebb dolog, amit valaha láttak.