Bence her insan -- hepimizin genetik alt yapısı farklı, hepimizin ayrı hayatları var.Ieder mens heeft een andere genetische achtergrond, ieder van ons heeft een andere levensloop.
Bence her insan -- hepimizin genetik alt yapısı farklı, hepimizin ayrı hayatları var.그리고 모든 인간은 각각 다른 유전적인 바탕을 가지고 있으며, 각기 다른 삶을 살아왔습니다.
Bence her insan -- hepimizin genetik alt yapısı farklı, hepimizin ayrı hayatları var.Och jag tror att varje människa, vi har alla olika genetisk bakgrund, och vi har alla levt olika liv.
Bence her insan -- hepimizin genetik alt yapısı farklı, hepimizin ayrı hayatları var.Og jeg mener at alle mennesker, vi har alle forskellige genetiske baggrunde, vi har alle levet separate liv.
Bence her insan -- hepimizin genetik alt yapısı farklı, hepimizin ayrı hayatları var.Pienso que como humanos tenemos diferentes antecedentes genéticos, todos vivimos vidas separadas.
Bence her insan -- hepimizin genetik alt yapısı farklı, hepimizin ayrı hayatları var.Sądzę, że każdy człowiek, każdy z nas ma inne podłoże genetyczne, każdy z nas wiedzie inne życie.
Bence her insan -- hepimizin genetik alt yapısı farklı, hepimizin ayrı hayatları var.Úgy gondolom, minden embernek, mindannyiunknak más genetikai háttere van, mindannyian független életet élünk.
Bence her insan -- hepimizin genetik alt yapısı farklı, hepimizin ayrı hayatları var.Và tôi nghĩ mỗi người chúng ta đều có một hệ di truyền khác nhau chúng ta sống những cuộc đời riêng biệt.
Bence her insan -- hepimizin genetik alt yapısı farklı, hepimizin ayrı hayatları var.Všichni víme, že každý člověk má jinou genetickou výbavu a vede trochu jiný život.
Bence her insan -- hepimizin genetik alt yapısı farklı, hepimizin ayrı hayatları var.Και πιστεύω πως όλοι οι άνθρωποι, έχουμε διαφορετικό γενετικό υπόβαθρο, όλοι ζήσαμε ξεχωριστές ζωές.
Bence her insan -- hepimizin genetik alt yapısı farklı, hepimizin ayrı hayatları var.И я думаю, что каждый человек, у всех нас разный генетический фон, все мы живем отдельными жизнями.
Bence her insan -- hepimizin genetik alt yapısı farklı, hepimizin ayrı hayatları var.І мені здається, що кожна людина, всі ми маємо різні генетичні корені, ми всі проживаємо різні окремі життя.
Bence her insan -- hepimizin genetik alt yapısı farklı, hepimizin ayrı hayatları var.Факт е, че всеки човек има различна генетична история, че ние всички живеем различни животи.
Bence her insan -- hepimizin genetik alt yapısı farklı, hepimizin ayrı hayatları var.אני סבור שלכל אדם יש רקע גנטי שונה, כולנו חיינו חיים נפרדים זה מזה.
Bence her insan -- hepimizin genetik alt yapısı farklı, hepimizin ayrı hayatları var.وأعتقد أن كل إنسان ، بل جميعنا نملك خلفياتٍ جينيةٍ مختلفة ، و كلٍ منا يملك حياةً متفرّدة.
Bence her insan -- hepimizin genetik alt yapısı farklı, hepimizin ayrı hayatları var.遺伝的背景を持ち 異なる人生を生きてきました しかし 実際には私たちの
Bende hayatlarını riske atan kişilere yardım etmeyi seviyorum.A mí me gusta apoyar a gente que arriesga su vida.
Bende hayatlarını riske atan kişilere yardım etmeyi seviyorum.Deci, îmi place să încurajez oameni care îşi riscă vieţile.
Bende hayatlarını riske atan kişilere yardım etmeyi seviyorum.Ich liebe es, Menschen zu unterstützen, die ihr Leben riskieren.
Bende hayatlarını riske atan kişilere yardım etmeyi seviyorum.Ik ondersteun graag mensen die hun leven riskeren.
Bende hayatlarını riske atan kişilere yardım etmeyi seviyorum.J'aime soutenir les gens qui risquent leur vie.
Bende hayatlarını riske atan kişilere yardım etmeyi seviyorum.그래서,전 자신의 인생을 바치는 사람들을 도우는 것을 좋아합니다.
Bende hayatlarını riske atan kişilere yardım etmeyi seviyorum.Quindi mi piace sostenere le persone che rischiano le loro vite.
Bende hayatlarını riske atan kişilere yardım etmeyi seviyorum.Więc, ja lubię wspierać ludzi którzy ryzykują swoje życie.
Bende hayatlarını riske atan kişilere yardım etmeyi seviyorum.Мне нравится поддерживать людей, которые рискуют жизнью.
Bende hayatlarını riske atan kişilere yardım etmeyi seviyorum.Харесва ми да подкрепям хората, които рискуват живота си.
Bende hayatlarını riske atan kişilere yardım etmeyi seviyorum.אני אוהב לתמוך באנשים שמעמידים את חייהם על הפרק.
Bende hayatlarını riske atan kişilere yardım etmeyi seviyorum.لذا أحب دعم الناس الذين يخاطرون بحياتهم.
Bende hayatlarını riske atan kişilere yardım etmeyi seviyorum.自分の人生をかけている人々を 支持するのが好きだ 映画が発表されたあと もちろん SETIに対する興味は大きくなった
Ben hayatlardan hangisini yaşadığımı bilmiyorum.Ich weiß noch nicht welches dieser Leben ich führe.
Ben hayatlardan hangisini yaşadığımı bilmiyorum.Ještě nevím, který z těhle životů žiji.
Ben hayatlardan hangisini yaşadığımı bilmiyorum.Nie wiem jeszcze, którym życiem ja żyję.
Ben hayatlardan hangisini yaşadığımı bilmiyorum.Δεν ξέρω ποια ζωή κάνω εγώ.
Ben hayatlardan hangisini yaşadığımı bilmiyorum.Я не знаю пока, которой из этих двух жизней я живу.
Ben insanların hayatlarını yıkıyormuşum, annem öyle dedi.Destruyó vidas, eso dijo mamá.
Ben insanların hayatlarını yıkıyormuşum, annem öyle dedi."Distrug vieţi", spunea mama.
Ben insanların hayatlarını yıkıyormuşum, annem öyle dedi.Ich zerstöre Leben, sagte Mama.
Ben insanların hayatlarını yıkıyormuşum, annem öyle dedi.Ik verwoest levens... zei mam.
Ben insanların hayatlarını yıkıyormuşum, annem öyle dedi.Io distruggo vite, ha detto Mamma.
Ben insanların hayatlarını yıkıyormuşum, annem öyle dedi.Niszczę życia, powiedziała mi mama.
Ben insanların hayatlarını yıkıyormuşum, annem öyle dedi.Разрушавам животи, това каза мама.
Ben insanların hayatlarını yıkıyormuşum, annem öyle dedi.Я разрушаю жизни, так сказала мне мама.
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.Computerele au cam apărut prin jocuri și jucării.
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.De eerste computers verschenen onder de vorm van spellen en speelgoed.
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.D'une certaine manière, les ordinateurs sont apparus par le biais des jeux et des jouets.
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.컴퓨터는 처음 게임이나 장난감 형태로 세상에 나타나기 시작했습니다.
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.Komputery przybyły wraz z grami i zabawkami.
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.Las computadoras comenzaron a llegar a través de juegos de video y de juguetes.
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.Máy tính trở nên phổ biến qua games và đồ chơi.
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.Počítače akosi vzišli z hier a hračiek.
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.Počítače se rozšířily skrze hry a hračky.
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.Компютрите някак навлязоха чрез игри и играчки.
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.Можно сказать, компьютеры распространились благодаря играм.
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.מחשבים הגיעו דרך משחקים וצעצועים.
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.في الوقت الذي أصبحت فيه الحواسيب متوافرة حولنا بسبب الألعاب
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.家庭に一番先にやってきたのは
Bilgi vermek gerekirse şu anda hayatlarımızın ilk 25 yılını öğrenmekle geçiriyoruz지금 이렇게들 알고 있죠, 인생의 처음 25 년간은 배움의 기간으로 보내고,
Bilgi vermek gerekirse şu anda hayatlarımızın ilk 25 yılını öğrenmekle geçiriyoruzCũng như kiến thức mà ngay bây giờ chúng ta dùng khoảng 25 năm để học.
Bilgi vermek gerekirse şu anda hayatlarımızın ilk 25 yılını öğrenmekle geçiriyoruzDies geschah auch im Wissen, dass wir ungefähr die ersten 25 Jahre unseres Lebens mit Lernen verbringen.
Bilgi vermek gerekirse şu anda hayatlarımızın ilk 25 yılını öğrenmekle geçiriyoruzEgy másik tény, hogy mostani adatok szerint életünk elsô 25 évét tanulással töltjük.