Ama her bir resim ile, dopdolu hayatları olan bireyler var, ve anlatılmayı hak eden hikayeler.Każde zdjęcie to osoby, które mają swoje życie i historie warte tego, by je opowiedzieć.
Ama her bir resim ile, dopdolu hayatları olan bireyler var, ve anlatılmayı hak eden hikayeler.하지만 모든 사진들에 개개인의 인생 이야기가 담겨있어요. 들을 만한 가치가 충분한 이야기들이죠.
Ama her bir resim ile, dopdolu hayatları olan bireyler var, ve anlatılmayı hak eden hikayeler.Mas em cada fotografia, são pessoas que têm vidas completas e histórias que merecem ser contadas.
Ama her bir resim ile, dopdolu hayatları olan bireyler var, ve anlatılmayı hak eden hikayeler.Na každom obrázku sú jednotlivci, ktorí majú vlastné životy a príbehy, ktoré si zaslúžia byť vypovedané.
Ama her bir resim ile, dopdolu hayatları olan bireyler var, ve anlatılmayı hak eden hikayeler.Nhưng trong mỗi bức ảnh, có những con người đã sống những cuộc đời trọn vẹn và những câu chuyện đáng được kể.
Ama her bir resim ile, dopdolu hayatları olan bireyler var, ve anlatılmayı hak eden hikayeler.Αλλά για κάθε φωτογραφία, υπάρχουν τα άτομα με τις πραγματικές ζωές τους και ιστορίες που αξίζει να ακουστούν.
Ama her bir resim ile, dopdolu hayatları olan bireyler var, ve anlatılmayı hak eden hikayeler.אבל יחד עם כל תמונה, יש אנשים עם חיים שלמים וסיפורים שמגיע להם שיספרו אותם.
Ama her bir resim ile, dopdolu hayatları olan bireyler var, ve anlatılmayı hak eden hikayeler.لكن مع أي صورة هناك أفراد لديهم حياة كاملة وقصص تستحق أن تحكى
Ama her bir resim ile, dopdolu hayatları olan bireyler var, ve anlatılmayı hak eden hikayeler.語られる価値のある充実した人生と 物語のある人々なのです この写真はすべてジンバブエで撮ったものです
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.Ancaman terbesar sekarang adalah hilangnya es di Utara karena kehidupan yang kita jalani di Selatan.
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.A nyní je pro ní největší hrozbou mizení ledů na severu, které způsobujeme svým stylem života na jihu.
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.A teraz je jej najväčšou hrozbou úbytok ľadu na severe, kvôli životom, aké si vedieme na juhu.
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.E agora a sua maior ameaça é o desaparecimento do gelo no Norte por causa do modo de vida que temos no Sul.
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.És most a legnagyobb veszedelme a jég eltűnése északon, amiatt, amilyen életet élünk délen.
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.그런데 이제와서 이 고래의 생존에 가장 위협적인 것은 북극에 얼음이 없어진다는 것입니다. 우리가 북쪽에서 하는 일 때문에 말이지요.
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.Nyt sen suurin uhka on jään katoaminen pohjoisessa meidän etelässä viettämämme elämän takia.
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.Og nu er den største trussel den forsvindende is oppe nordpå, på grund af de liv vi lever sydpå.
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.И сега най-голямата заплаха пред него е изчезването на леда на север, заради живота, който водим на юг.
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.וכעת האיום הגדול ביותר עבורו הוא העלמות הקרח בצפון. בגלל אורח החיים שאנו מנהלים בדרום.
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.南にいる我々のライフスタイルが引き起こしていることです イッカクです
Amerika'da beş kadından biri, hayatlarında bir zaman, cinsel saldırıya uğradığını söylüyor.Een op de vijf vrouwen in Amerika geeft aan dat ze ooit is aangerand.
Amerika'da beş kadından biri, hayatlarında bir zaman, cinsel saldırıya uğradığını söylüyor.En av fem kvinnor i Amerika säger att de har blivit sexuellt utnyttjade någon gång i livet.
Amerika'da beş kadından biri, hayatlarında bir zaman, cinsel saldırıya uğradığını söylüyor.Jedna z piatich žien v Amerike tvrdí, že boli niekedy vo svojom živote sexuálne napadnuté.
Amerika'da beş kadından biri, hayatlarında bir zaman, cinsel saldırıya uğradığını söylüyor.미국에 있는 여자들 다섯 가운데 하나가 성폭행을 당한 적이 있다고 말했어요.
Amerika'da beş kadından biri, hayatlarında bir zaman, cinsel saldırıya uğradığını söylüyor.Una de cada cinco mujeres en EE.UU. reconoce haber sido agredida sexualmente alguna vez en su vida.
Amerika'da beş kadından biri, hayatlarında bir zaman, cinsel saldırıya uğradığını söylüyor.Una donna su cinque in America dichiara di essere stata aggredita sessualmente nella sua vita.
Amerika'da beş kadından biri, hayatlarında bir zaman, cinsel saldırıya uğradığını söylüyor.Une femme sur cinq aux Etats-Unis dit avoir été victime au moins une fois d'agression sexuelle dans leur vie.
Amerika'da beş kadından biri, hayatlarında bir zaman, cinsel saldırıya uğradığını söylüyor.Μία στις πέντε γυναίκες στην Αμερική λέει ότι έχει δεχθεί σεξουαλική επίθεση κάποια στιγμή στη ζωή της.
Amerika'da beş kadından biri, hayatlarında bir zaman, cinsel saldırıya uğradığını söylüyor.אחת מתוך חמש נשים באמריקה אומרות שהן הותקפו מינית מתישהו בחייהן.
Amerika'da her beş kadından biri hayatlarının bir kısmında cinsel saldırıya uğruyor.Amerikában ötből egy nő mondta, hogy érte szexuális zaklatás az életében.
Amerika'da her beş kadından biri hayatlarının bir kısmında cinsel saldırıya uğruyor.En av fem kvinnor i Amerika påstår att de blivit utsatta för ett sexuellt övergrepp någon gång i sitt liv.
Amerika'da her beş kadından biri hayatlarının bir kısmında cinsel saldırıya uğruyor.En ud af fem kvinder i USA sagde at de var blevet angrebet seksuel på et tidspunkt i deres liv.
Amerika'da her beş kadından biri hayatlarının bir kısmında cinsel saldırıya uğruyor.Jedna na pięć kobiet w Ameryce twierdzi, że przynajmniej raz w życiu była napastowana seksualnie.
Amerika'da her beş kadından biri hayatlarının bir kısmında cinsel saldırıya uğruyor.Jedna z piatich žien v Amerike vraví, že bola niekedy v živote obeťou sexuálneho obťažovania.
Amerika'da her beş kadından biri hayatlarının bir kısmında cinsel saldırıya uğruyor.Každá pátá žena v Americe přiznala, že byla někdy ve svém životě sexuálně napadena.
Amerika'da her beş kadından biri hayatlarının bir kısmında cinsel saldırıya uğruyor.미국에서 여자 다섯 명 중 한 명꼴로 그들의 인생에서 성폭력을 경험했다고 합니다.
Amerika'da her beş kadından biri hayatlarının bir kısmında cinsel saldırıya uğruyor.Một trong năm phụ nữ ở Mỹ nói rằng họ đã bị tấn công tình dục một vài lần trong đời.
Amerika'da her beş kadından biri hayatlarının bir kısmında cinsel saldırıya uğruyor.Satu dari lima wanita di Amerika berkata mereka pernah mengalami kekerasan seksual.
Amerika'da her beş kadından biri hayatlarının bir kısmında cinsel saldırıya uğruyor.Uma em cinco mulheres, nos E.U.A., diz que já foi agredida sexualmente nalgum momento da sua vida.
Amerika'da her beş kadından biri hayatlarının bir kısmında cinsel saldırıya uğruyor.Una din cinci femei în America spune că a fost agresată sexual la un moment dat.
Amerika'da her beş kadından biri hayatlarının bir kısmında cinsel saldırıya uğruyor.Une femme sur cinq aux Etats-Unis dit avoir été agressée sexuellement à un moment de sa vie.
Amerika'da her beş kadından biri hayatlarının bir kısmında cinsel saldırıya uğruyor.Vsaka peta ženska v Ameriki pravi, da so jo spolno zlorabili enkrat v življenju.
Amerika'da her beş kadından biri hayatlarının bir kısmında cinsel saldırıya uğruyor.Μία στις πέντε γυναίκες στην Αμερική λέει ότι έχει δεχθεί σεξουαλική επίθεση κάποια στιγμή στη ζωή της.
Amerika'da her beş kadından biri hayatlarının bir kısmında cinsel saldırıya uğruyor.Една от всеки пет жени в Америка казва, че е била сексуално насилвана по някое време в живота си.
Amerika'da her beş kadından biri hayatlarının bir kısmında cinsel saldırıya uğruyor.Одна з п'яти жінок у Америці каже, що була жертвою сексуального насильства бодай раз у житті.
Amerika'da her beş kadından biri hayatlarının bir kısmında cinsel saldırıya uğruyor.אחת מתוך כל חמש נשים בארה"ב אומרת שהיא הותקפה מינית מתישהו במהלך חייה.
Amerika'da her beş kadından biri hayatlarının bir kısmında cinsel saldırıya uğruyor.إذ نصت الدراسة ان واحدة من بين كل خمسة نساء في أمريكا يقلن أنهن قد تعرضن لاعتداء جنسي في مرحلة ما في حياتهن .
Amerika'da her beş kadından biri hayatlarının bir kısmında cinsel saldırıya uğruyor.性的暴行の被害者であると 報告しています 大衆娯楽が 理由だとは言いません
Ancak bu akşam, onlar çocuklarının gözlerine ilk defa bakarken, hayatları sonsuza dek değişecek.Pero esta noche, cuando miren a los ojos de sus hijos por primera vez, sus vidas cambiarán para siempre.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.Aber die Patienten werden Medikamente nehmen müssen, die ihr Immunsystem ein Leben lang unterdrücken.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.Ale pacjenci będą musieli do końca życia przyjmować leki, zmniejszające reakcję układu immunologicznego.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.하지만 환자들은 여생을 위해서 면역 체계를 억제하는 약을 복용해야만 합니다.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.Mas os pacientes terão de tomar medicamentos para reprimir o sistema imunitário durante o resto da vida.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.Men patienterna kommer behöva ta läkemedel som trycker ner immunsystemet för resten av livet.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.Pacienții vor trebui să ia imunosupresoare pentru tot restul vieții.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.Pacienti však budou muset brát léky aby podpořili jejich imunitní systém do konce jejich života.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.Але пацієнтам тоді довелося б приймати ліки, які б пригнічували їхню імунну систему, до кінця життя.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.Пациентам придется всю жизнь принимать лекарства подавляющие иммунную систему.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.אך על המטופלים יהיה לקחת תרופות לדיכוי מערכת החיסון שלהם למשך שארית חייהם.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.ولكن المرضى سيكون عليهم تعاطي العقاقير هذا سيقمع نظامهم المناعي لبقية حياتهم.