Aynı karınca hayatı boyunca tekrar tekrar aynı görevi yapmaz.The same ant doesn't do the same task over and over its whole life.
Sizlerle hayatım hakkında küçük bir şey paylaşmak istiyorum.I'd like to share with you a little bit of me playing my life.
Sadece sahip olduğunuz herşeyle hayatınızı canlandırın ve bunu tüm dünyayla paylaşın.Just play your life with all you have, and share it with the world.
Bıçağım keskinleşti. ve kendimi sürgünde bir hayatın içinde buldum.My knife became a little sharper. And I fell into a life in exile.
Ve yine, hayatın fiziksel olarak kesilmesi ölümle aynı şey değildir.So again, the physical cessation of life is not the same as death.
Bu uğurda savaşacak ve hayatını verecek gençlerin sayısı azalıyor.The supply of young men willing to fight and die for this cause is dwindling.
Insanoglunun beste birinin hayati balikciliga dayanmaktadir.One fifth of human kind depend on fish to live.
Sadece hayatimizi gelistirmeye calisiyoruz.We're only trying to improve our lives.
Aynı zamanda hayatınızı da kolaylaştıracak bir şey.And it's going to give you a little more ease in your life.
Ancak yenilenmiş bir hayatın faydalarını bir düşünün.But consider the benefits of an edited life.
Hayatımda küçük değişiklikler yapabilir miyim?"Could I do with a little life editing?
2001'de hayatı değişti.In 2001, her life changed.
Hayatımı kurtardın !You saved my life !
Hayatını kimin için riske atıyorsun !Fighting for others' survival all your life.
Yani bu hayatın bir parçasıI mean, that's part of life.
Hayatın santimlerden ibaret bir oyun olduğunu fark edersinizYou find out life's as game as inches.
Peki hayatımın geri kalanında ne için çalışacaktım? Saatlik 7.25 dolar için mi?So what I am I going to be working the rest of my life? $7.25 an hour?
Hayatımdeki en berbat şey.The worst thing in my life.
Hayatına mal olsa bile bana ihanet edemezsinEven at the expense of your life
Şimdi, bu olabilir, ama ben hayatımı bu ihtmalin çevresinde planlamayacağım.Now, it could happen, but I'm not going to plan my life around it.
Onlar aynı kahramanın iki ayrı hayatıydıThey were two lifetimes of the same hero.
Öyleyse hayatın değeri, ulaştığı başarıların bir özetiydi.So, the value of his life was the sum total of his achievements.
Biliyorsunuz, iş hayatı bireylerin kişisel duyarlılıkları tarafından yürütülmüyor kurumlar gibi.You see, businesses are not run as institutions, by the idiosyncrasies of individuals.
30 yıllık balıkçılık hayatı boyunca bir yunusun böyle davrandığını hiç görmemiş rehber.He said that in 30 years of fishing he had never seen a dolphin do that.
Ben tüm hayatımı onu durdurmaya çalışarak harcadım.I've spent my whole life working to stop it.
Şimdi hem eşimin hayatı hem de yüzlerce hastam için yaptığım şeyden bahsedelim.And let's talk about both what I did for my wife, and what I've done for hundreds of other patients.
Dedem hayatının büyük bir kısmını Zambiya'da geçirdi ve oraya gömüldü.My grandfather lived most of his life and is buried in Zambia.
Afrika'nın hayatımın büyük bir parçası olduğunu hissettim.I really felt that Africa was this big part of my life.
Bu çoğu hücrenin hayatı ve büyüme şeklidir.This is most of the cell's life, and it's kind of growing and doing what it wants.
Bu hayatımızda ve vücudumuzda bulunan en basit yaşam şeklidir.It's the most basic living structure in us or in life.
Hayatımda sadece sen varsın...There's only you in my life ...
Ve bu bizim profesyonel hayatimizda normal hala gelmisti, sıradan bir hal ve beklenti.And this has become such a norm of our professional lives, such a norm and such an expectation.
Hayatın artık çok saçma o gittiği için,Your life is really quite rough now that she's gone,
B2ST e göre, günlük hayatın şöyle;According to B2ST, this is what your daily routine looks like.
Yenileşmemiz hayati olacak.Our innovation will be vital.
Yaptığımız hayati bir şey.It is vital that we do so.
Bu benim hayatımın misyonu.That is my life's mission.
İyi, namuslu bir hayatım oldu.I'm a virgin, I've lead a good, honest life.
Amip gibi, ya da deniz anası, hayatın doğuşunda.Like an amoeba, or jellyfish, at the dawn of life.
Tabi ben hayatımı televizyondan kazandığım için, bana göre o iyi bir şey.Now I happen to make my living these days in television, so for me, that's a good thing.
Bizim iş hayatında kullandığımız bir ifadedir:Well, as we say in the business,
Şarbon, sosyal hayatımızdaki önemli kavramlardan biri oldu.Anthrax becomes part of the social lexicon.
Bana bunu fazla görmeyin; hayatımı temin ettiğim sektör tehdit altındaydı.Give me some comfort; my world is falling apart.
Hayatımın geri kalanında sürdü. 'Has lasted the rest of my life.'
Bu şimdiye kadar gördüğümüz en ilginç şey hayatım! 'It's the most curious thing I ever saw in my life!'
'Bu şimdiye kadar en aptal çay partisi bütün hayatım! ''It's the stupidest tea-party I ever was at in all my life!'
'Ben böylece, bütün hayatım boyunca asla emredildi asla! ''I never was so ordered about in all my life, never!'
Yani, iş hayatında yer almanın her kes için doğru bir karar olduğunu söylemiyorum.So I'm not saying that staying in the workforce is the right thing for everyone.
Ben, iş hayatında evdekinden daha çok aiama kaydettiğimize ikna olmuş durumdayım.I've become convinced that we've made more progress in the workforce than we have in the home.
"Şu an yapmakta olduğum şeylerin yanısıra, çocuğu hayatıma nasıl sığdıracağım?""How am I going to fit this into everything else I'm doing?"
O, bu noktaya ulaşabilmek için hayatı boyunca çalıştı.He has worked all his life to arrive at this direction.
Hayatımla ne yapacağımı biliyorum."I know what I'm going to do with my life."
32 yıl 5 ay, 17 gün 6 saat ve 29 saniyelik hayatındaFor in the 32 years, 5 months, 17 days, 6 hours and 29 seconds in his life,
Kayıp, kaybetmek. Rafe'in hayatı kayıplarla doluydu. Ama artık kaybecek hiçbir şeyi kalmamıştı.He thought alcohol might dull his senses enough to entice tears.
Hayatım boyunca sevdiğim herkesi ama herkesi kaybettim.My mom's dead...
Bu kederli anda, hayatı boyunca 3204 defa ağlamış olan Mary son kez ağladı.Brought dad's handkerchief.
Bu benim hayatım.This is my life.
Sadece düşünün, hayatınız boyunca dolaştığınız yerleri düşünün.Just think about that, you know, wander through your life thinking about this.
Eserde Hz. Meryem ve hayatına ilişkin öyküler ön tarafta yer alıyor. Hz.It is made of many many panels, not all of which are here in the museum unfortunately.
Bir gün bile çalışmadınız hayatınızda.You've never worked a day in your lives.