Hayatımı inanılmaz basitleştirdim.I simplified my life incredibly.
Seni hayatın kendisinden daha çok seviyorum.I love you more than life itself.
Simyagerler felsefe taşının kişinin hayatını uzatabileceğine inanıyordu.Alchemists believed that the philosopher's stone was capable of extending a person's life.
Tom hayatında hiç oy kullanmadı.Tom has never voted in his life.
Hayatım bir koşu bandı haline geldi ve bir mola vermem gerekir.My life has become a treadmill, and I need a break.
Hayatımda birçok aptalca hata yaptım.I've made a lot of stupid mistakes in my life.
Tüm hayatımda hiç bu kadar mutlu olmadım.I've never been so happy in my entire life.
Tom, Mary'yi kurtarmaya gelmek için hayatını riske atmaya çekinmedi.Tom did not hesitate to risk his life in order to come to Mary's rescue.
Tom Mary'yi kurtarmaya gelmek için tereddüt etmedi, hatta kendi hayatını tehlikeye atarak.Tom did not hesitate to come to Mary's rescue, even at the risk of his own life.
Ben hayatı uçlarda yaşamayı severim.I love living on the edge.
Mary, Tom'u kurtarmak için kendi hayatını feda etti.Mary sacrificed her own life in order to save Tom.
Hayatımda duyduğum en güzel şarkı.This is the most beautiful song I've ever heard in my life.
Bu, hayatımda şimdiye kadar dinlediğim en güzel şarkılarından biridir.This is one of the most beautiful songs I've ever heard in my life.
Hayatımda gördüğüm en güzel resimlerden biri.This is one of the most beautiful paintings I've ever seen in my life.
Kurban, Boston'daki bir hastanede hayatını kaybetti.The victim died at a hospital in Boston.
O gün üç yüzün üzerinde kişi hayatını kaybetti.Over three hundred people lost their lives that day.
Bir kişi hayatı tehdit edici yaralara katlandı.One person suffered life-threatening injuries.
Tom zaten hayatının arabasız olduğunu hayal bile edemez.It's already impossible for Tom to imagine his life without a car.
Tom'un hayatı normale döndü.Tom's life is back to normal.
Hayatımdan çıkmana izin vermekle aptallık ettim.I was a fool to let you go out of my life.
Bugün hayatımın en kötü günüydü.Today was the worst day of my life.
Hayatı hafife almam.I don't take life lightly.
Benim iyi bir hayatım var.I have a good life.
Ailem, benim hayatımdır.My family is my life.
Benim hayatım burada.My life is here.
Olanlar Tom'un bütün hayatını değiştirdi.What happened changed Tom's entire life.
Birlikte iyi bir hayatımız var.We have a good life together.
Bu, hayatımın en kötü deneyimlerinden biriydi.It was one of the worst experiences of my life.
Ne yazdığın ve onu nasıl yazdığın hayatını değiştirebilir.What you write and how you write it can change your life.
Hayatım boyunca hiç bu kadar aşağılanmamıştım.I have never been so humiliated in my entire life.
Hayatınızın geri kalanı için bunu hatırlayacaksın.You'll remember this for the rest of your life.
Hayatımı çok zenginleştiren bir ya da iki arkadaşım var.I have a friend or two who make my life very rich.
Hayatı nasıl tanımlarsın?How do you define life?
Biri hayatı nasıl tanımlar?How does one define life?
Hayatım boyunca çalıştım.I've worked all my life.
Bunun için hayatıma bahse girerdim.I would've bet my life on it.
Bütün hayatım boyunca buradaydım.I've been here my whole life.
Hayatımda romantizm için yer yok.There is no room for romance in my life.
Hayatım boyunca birçok hata yaptım.I have made many mistakes in my lifetime.
Hayatınızdan memnun musunuz?Are you happy with your life?
Bunu hayatım boyunca yapıyorum.I've been doing it all my life.
Hayatımda bir kez parfüm yapmak istiyorum.For once in my life I want to make perfumes.
Hayatı gelişigüzel yaşıyorum.I'm taking it one day at a time.
Hayatımı şimdi olduğu gibi seviyorum.I like my life the way it is now.
Tom hiç hayatında bir gün çalışmak zorunda kalmadı.Tom has never had to work a day in his life.
Hayatımda hiç fıkra anlatmadım.I've never told a joke in my life.
Tom bütün hayatı boyunca bekardı.Tom has been single all his life.
Hayatım boyunca bir atletim.I've been an athlete my whole life.
Tom egzotik bir adada bir yerde Riley'in hayatını yaşıyor.Tom's off on an exotic island somewhere, living the life of Riley.
Tom hayatının geri kalanını hapishanede geçirecek.Tom will spend the rest of his life in prison.
Bu kitap hayatımı değiştirdi.This book changed my life.
Hayatımda daha önce hiç böyle çığlık atmamıştım.I never screamed like that before in my life.
Hayatımın daha eğlenceli olmasını istedim.I wanted my life to be more enjoyable.
Bu, tüm hayatınızı değiştirecek.This will change your entire life.
Normal hayatımı sürdürmek istedim.I wanted to resume my normal life.
Onun hayatımı değiştireceğine inanıyorum.I believe it will change my life.
Hayatınızın bir parçası olmak istiyoruz.We want to be part of your life.
Tom'un hayatının bir parçası olmak istedik.We wanted to be part of Tom's life.
Tom hayatına devam etmek istiyordu.Tom wanted to get on with his life.
Tom evlilik hayatı hakkında şakalar yaptı.Tom made jokes about married life.