Çoğu kişi günlük hayatı hakkında yazı yazar.Most people write about their daily life.
Hayatımda kominizme asla ulaşılmayacak.Communism will never be reached in my lifetime.
Bir milyon kişi savaşta hayatını kaybetti.One million people lost their lives in the war.
Hayatımın geri kalanını pişman olarak geçirmek istemiyorum.I don't want to spend the rest of my life regretting it.
Pek çok insan amaçsızca hayatın içinde sürükleniyor.Many people drift through life without a purpose.
O, hayatımdaki en iyi gündü.That was the best day of my life.
Bu hayatımın en güzel günüydü.That was the best day of my life.
O bana hayatının hikayesini anlattı.He told me the story of his life.
Hayatım tehlikede mi diyorsun?Are you saying my life is in danger?
Hayatımın neye benzediği hakkında bir fikrin var mı?Do you have any idea what my life is like?
Hayatım onsuz boş.My life is hollow without him.
Elektriksiz hayatımızın nasıl olacağını düşünebiliyor musun?Can you imagine what our lives would be like without electricity?
Bir gökdelendeki asansörler hayati sistemlerdir.The elevators in a skyscraper are vital systems.
Ben hayatımda öğrenmem gereken her şeyi bir kardan adamdan öğrendim.All I need to know about life, I learned from a snowman.
Merakım gelecekte çünkü hayatımın geri kalanını orada geçireceğim.My interest is in the future because I'm going to spend the rest of my life there.
Bir gün pilot olma fikrinin hayatımda tam olarak ne zaman oluştuğunu söyleyemem.I couldn't say when exactly in my life it occurred to me that I would be a pilot someday.
Hayatının onun ellerine bırakmak istediğinden emin misin?Are you sure you want to put your life in her hands?
Hayatım sensiz tamamen boş olurdu.My life would be completely empty without you.
Balıkçılık benim hayatımda yok.Fishing is not in my life.
Basın onun özel hayatıyla ilgileniyor.The press is interested in his private life.
Hastanın hayatı tehlike altında idi.The patient's life was in danger.
Sanat ile hayatı karıştırmayın.Never confuse art with life.
Şirket, hayatını idame ettirmesi için, ona yetecek kadar bir emekli aylığı bağladı.The company gave him enough pension to live on.
Hayatı bir yolculuğa benzetiyoruz.We compare life to a journey.
Biz hayatın ileri dönemlerinde zengin ödüller kazanacağız.We will reap rich rewards later on in life.
Bir itfaiyecinin hayatını pahasına yangın söndürüldü.The fire was put out at the cost of a fireman's life.
Bilim hayatımızda yaklaşık olarak birçok değişiklik getirmiştir.Science has brought about many changes in our lives.
Bilimdeki ilerleme hayatımızda büyük bir değişiklik yarattı.The progress of science has brought about great change in our lives.
Bilim hayatın tüm sorunları çözmez.Science does not solve all the problems of life.
Bilim hayatın tüm sorunlarını çözememiştir.Science has not solved all the problems of life.
Hayatında geriye baktığında, o derin üzüntü duymuştur.She regretted deeply when she looked back on her life.
Çekilme hayatın ilk dersidir.Resignation is the first lesson of life.
Hiçbir şey hayatımı değiştirmeyecek.Nothing's gonna change my world.
Müzik hayatımızı hava gibi çevreler.Music surrounds our lives like air.
Kim şarap, kadın ve şarkı sevmez; bütün hayatı boyunca aptal kalır.Who loves not women, wine and song remains a fool his whole life long.
İyi beslenme bir bebeğin büyümesi için hayati önem taşımaktadır.Good nutrition is vital for an infant's growth.
Bir insanın hayatının inişleri ve çıkışları vardır.A man's life has its ups and downs.
Egzersiz, bir köpek için hayatidir.Exercise is vital for a dog.
Çok fazla içmek hayatınızı bir harabe yapacaktır.Too much drinking will make your life a ruin.
Ben emekli olduğumda hayatımın geri kalanını kırsalda geçirmek istiyorum.When I retire, I'd like to spend the rest of my life in the country.
Hayatın her günü tarihte bir sayfadır.Every day of thy life is a page in thy history.
Bu, hayatımdaki en utanç verici andı.This is the most embarrassing moment of my life.
Bir anlık tereddüt, bir pilotun hayatına mal olabilir.A moment's hesitation may cost a pilot his life.
Aşk, harika bir duygu, herkese hayatında günün birinde gelir.Love, which is a wonderful feeling, comes to everyone at some time in their life.
Sevginin ışıltısı olmadan hayatın anlamı nedir?What is life without the radiance of love?
Aşk, hayatınızı düzeltebilir.Love can mend your life.
Şehir hayatı için biçilmiş kaftan olduğumu sanmıyorum.I don't think I'm cut out for city life.
Lincoln'un hayatı bütün dünyada çocuklar tarafından okunur.The life of Lincoln is read by children all over the world.
Bu, hayatımın en iyi anılarından biri olacaktır.This will be one of the best memories of my life.
Sınavlar olmasaydı, bizim okul hayatı ne kadar mutlu olurdu!If it were not for examinations, how happy our school life would be!
Spor olmasa okul hayatı ne kadar sıkıcı olurdu!If it were not for sports, how dull school life would be!
Bu adam gerçekten karaktersiz. Hayatını kurtarmak için bir karar veremedi.This guy is really wishy-washy. He couldn't make a decision to save his life.
Mary Japonya'da bütün hayatı boyunca bekar kaldı.Mary remained single all her life in Japan.
Çok geçmeden oğlan hayatın ne olduğunu öğrenir.It will not be long before the boy learns what life is.
Evcil hayvanın olmadığı bir hayatı düşünmek zor.It's hard to imagine a life without pets.
Aptalca bir şey yüzünden hayatını tehlikeye atma.Don't risk your neck over something foolish.
Hayatın pahasına niçin öyle aptalca bir şey yaptın?Why did you do such a foolish thing at the risk of your life?
Büyük bir para miktarı bile bir erkeğin hayatının yerini alamaz.Even a large sum of money cannot take the place of a man's life.
Tom hayatının büyük kısmını boşa geçirdiğine pişman oldu.Tom regretted having wasted a great deal of his life.
Hayatını nasıl kazanır?How does he gain his living?