hayatın ile cümle
hayatın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Herkes hayatında yanlış şeyler yapar.Everyone does wrong things in their lives.
Hayatının rüyası sonunda gerçek oldu.Her dream of a lifetime finally came true.
Hayatının en mutlu anı neydi?What was the happiest moment of your life?
O, Tom'la evlenseydi hayatının nasıl olacağını merak ediyordu.She wondered what her life would have been like if she had married Tom.
Mary Tom'la evlenseydi hayatının nasıl olacağını merak ediyordu.Mary wondered what her life would have been like if she had married Tom.
Tom Mary ile evlenseydi hayatının nasıl olacağını merak ediyordu.Tom wondered what his life would have been like if he had married Mary.
Tren kazasında hayatını kaybeden çocuklardan birinin adı Tom'du.One of the boys who died in the train accident was named Tom.
Tom'un hayatını kurtaran kişi sensin.You're the one who saved Tom's life.
Tom ülkesi için hayatını verdi.Tom gave his life for his country.
Tom sokak müzisyeni olarak hayatını kazanıyor.Tom earns his living as a street musician.
Tom Avustralya'ya gitti ve hayatının geriye kalan kısmında orada kaldı.Tom went to Australia and stayed there the rest of his life.
Tom hayatında bir gün bile hasta olmadığını söylüyor.Tom says he's never been sick a day in his life.
Tom'un direksiyondaki dikkatsizliği onun hayatına mal oldu.Tom's inattention at the wheel cost him his life.
Hayatınız tehlikede olabilir.Your life may be in danger.
Hayatını mahvetmene izin vermeyeceğim.I won't allow you to ruin your life.
Biz senin hayatını kurtardık.We saved your life.
Tom hayatını kurtarmak için öldü.Tom died to save your life.
Hiç birinin hayatını kurtardın mı?Have you ever saved someone's life?
Spor onun hayatında önemli bir rol oynar.Sport plays an important role in his life.
Birinin hayatını çalışarak geçirmesinin normal olduğunu düşünüyor musun?Do you think it's normal to spend one's life working?
Tom'un anne ve babası ona asla hayatın gerçeklerinden söz etmediler.Tom's parents never told him about the facts of life.
Hiç kimsenin sana hayatını nasıl yaşayacağını söyleme hakkı yok.No one has the right to tell you how to live your life.
Mary, onun hayatını kurtardığımı bilmiyor, değil mi?Mary doesn't know that I saved her life, right?
Tom hayatında daha önce hiç insan görmemişti.Tom had never seen the man before in his life.
Tom dün geceki partide hayatının zamanını geçirdi.Tom had the time of his life at the party last night.
Tom boğulan çocuğu kurtarmak için hayatını riske attı.Tom risked his life to save the drowning boy.
Tom'un hayatından umut kesildi.Tom was given up for dead.
Tom bütün hayatını Boston'da yaşadı.Tom has lived in Boston his whole life.
Tom bütün hayatını burada yaşadı.Tom has lived here all his life.
Tom hayatının yarısı boyunca hapiste.Tom has been in prison for half his life.
Tom tüm hayatını burada yaşadı.Tom has lived here his entire life.
Tom tüm hayatını Boston'da yaşadı.Tom has lived in Boston his entire life.
Hayatının baharındasın.You're in your prime.
Hayatın zevklerinden kendinizi mahrum etmeyin.Don't deprive yourselves of the pleasures of life.
Tom hayatının çoğunu Boston'da geçirdi.Tom has lived in Boston for most of his life.
Tom hayatının çoğu boyunca Boston'da yaşadı.Tom has lived in Boston for most of his life.
"Hayatın nasıl?" "Hemen hemen aynı. Ve seninki?""How's your life?" - "Much the same. And yours?"
Tom bir kazada hayatını kaybetti.Tom died in an accident.
Sadece hayatın daha önce olduğu gibi olmasını istiyorum.I just want life to be like it was before.
Müzik, senin hayatının film müziğidir.Music is the soundtrack of your life.
Tom hayatının geriye kalan kısmı için hapse gidiyor.Tom is going to prison for the rest of his life.
Aşk hayatın nasıl?How's your love life?
Bir kişinin hayatını kurtardığı için methedildi.She was praised for saving a person's life.
Hayatın yaşanılması gerekiyor.Life needs to be lived.
Ben özel hayatına burnumu sokmak istemiyorum.I don't want to pry into your private life.
Tom hayatın gençlik döneminde.Tom is in the prime of life.
Hayatının en büyük hatasını yapmanı engellemeye çalışıyorum.I'm trying to stop you from making the biggest mistake of your life.
O size hayatınıza mal olacak.That'll cost you your life.
Tom asla hayatında bir günlük çalışma kaçırmadı.Tom has never missed a day's work in his life.
Tom bütün hayatını onun önünde geçirdi.Tom has got his whole life in front of him.
Sen hayatını tehlikeye atıyorsun.You're putting your life in danger.
Tom hayatının tehlikede olduğunu düşündü.Tom thought his life was in danger.
Tom hayatının tehlikede olduğunu kesinlikle biliyordu.Tom certainly knew his life was in danger.
Tom hayatının tehlikede olduğuna inanıyor.Tom believes his life is in danger.
Hayatında bir kez olsun, sen tamamen haklısın.For once in your life, you're exactly right.
Hayatını nasıl kazanıyorsun?What is it you do for a living?
Tom hayatının geri kalanını hapishanede geçirmek istemiyor.Tom doesn't want to spend the rest of his life in prison.
Hayatının sonlarına yakın, mirasının ne olacağı hakkında çok endişelenmeye başladı.Near the end of his life, he started to worry a lot about what his legacy would be.
Hala hayatının geri kalanını geçirmek istediğin kişinin ben olduğumu düşünüyor musun?Do you still think I'm the one you want to spend the rest of your life with?
Tom bizim için hayatını feda etti.Tom sacrificed his life for us.