hayatın ile cümle
hayatın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Hayatınızda beni ister misiniz?Do you want me in your life?
Tom hayatını riske atıyor.Tom's risking his life.
Hayatının geriye kalan kısmı için sadece burada saklanamazsın.You can't just hide here for the rest of your life.
Hayatını nasıl yaşayacağını sana söylemeyeceğim.I'm not going to tell you how to live your life.
Elinden geldiğince hayatını yaşamalısın.You must live your life the best you can.
Sadece bir sanatçı hayatın anlamını yorumlayabilir.Only an artist can interpret the meaning of life.
Hayatının geri kalanını onunla geçirmek ister misin?Do you want to spend the rest of your life with him?
Gerçekten hayatının geri kalanını onunla geçirmek istiyor musun?Do you really want to spend the rest of your life with him?
O, Tom'un hayatını kurtarmak için tetiği çektiğini söyledi.He said that he pulled the trigger to save Tom's life.
Tom hayatının çoğunu Boston'da yaşadı.Tom lived in Boston most of his life.
Bu trajik olay Tom'un bütün hayatına takıldı.The tragic event haunted Tom all his life.
Tom hayatında çeşitli dönemlerde depresyonla mücadele etti.Tom has battled depression at various periods in his life.
Mola ver, yoksa hayatın kararacak.Take a break, or you'll fall apart.
Dan, Linda'nın hayatını değiştirdi.Dan changed Linda's life.
Hayatın kökenine dair çeşitli teoriler mevcut.There exist numerous theories about the origins of life.
Her çocuk, hayatında bir babaya ya da bir baba figürüne ihtiyaç duyar.Every child needs a father or a father figure in their life.
Tom, rahatlayıp hayatın tadını çıkarmayı bilmiyor.Tom doesn't know how to relax and just enjoy life.
Ömrü hayatını köyde geçirdi.He has spent all his born days in the village.
Başkalarının hayatını tatsız yapmadan hayatından zevk almalısın.You should enjoy your life without making others' lives unpleasant.
Hayatını değiştirmek için asla geç değil.It's never too late to change your life.
Hayatı hakkındaki en iyi kitap hayatın kendisidir.The best book about life is life itself.
Petrol sizin için insan hayatından daha değerlidir, değil mi?Oil is more precious than human life to you, right?
Tren kazasında on üç kişi hayatını kaybetti.Thirteen people died in the train wreck.
Tom 2013'te Boston'da hayatını kaybetti.Tom died in Boston in 2013.
On üç kişi hayatını kaybetti.Thirteen people have died.
Tom Boston'daki hayatından bahsetti.Tom talked about his life in Boston.
Tom asla hayatında bir şey kazanmadı.Tom's never won anything in his life.
Tom, Mary'yi kendi hayatından fazla sever.Tom loves Mary more than his own life.
O, hayatının geri kalanını onunla harcamak istedi.She wanted to spend the rest of her life with him.
O, onun için hayatından vazgeçtiğini söyledi.She said that she had given up her life for him.
Tom erkek kardeşini kurtarmak için hayatını feda etti.Tom sacrificed his life to save his brother.
Tom, Mary'nin hayatından çıkmasını istedi.Tom wanted Mary out of his life.
Çok fazla selfie çekmek cinsel hayatın durgun olduğunun işaretidir.Taking too many selfies signifies a lack of sex.
O, hayatın asla aynı olmayacağını biliyordu.He knew that life would never be the same again.
Hayatınızı anlamsız şeylerle ziyan etmeyin.Don't waste your life on meaningless things.
Tom şehir hayatına hala alışamadı.Tom is still not accustomed to city life.
Dil insan hayatının merkezidir.Language is central to human life.
Tom'a bir kamyon çarptı ve olay yerinde hayatını kaybetti.Tom was hit by a truck and died instantly.
Güneş; ışık, ısı ve hayatın sonsuz kaynağıdır.The sun is the eternal source of light, heat, and life.
Hayatın buna bağlı.Your life depends on it.
Manastır Mary'ye keşiş hayatının ona uyduğundan tamamen emin olup olmadığını sordu.The abbess asked Mary if she was completely sure that the monastic life fit her.
Benim özel hayatına burnunu sokma.Don't stick your nose into my private life.
O, onun hayatının aşkıydı.She was the love of his life.
O onun hayatının aşkıydı.He was the love of her life.
O sık sık onun hayatının aşkı olduğunu söyledi.She often said that he was the love of her life.
O, hayatını bilime adadı.She dedicated her life to science.
Bana hayatından, işinden ve hobilerinden bahset.Tell me about your life, work and hobbies.
Tom hayatının baharında öldü.Tom died in his prime.
Hayatın adil olduğunu kim söyledi?Who said life is fair?
İş hayatında az değer gördüğümü hissediyorum.I feel underappreciated at work.
Okumak iyi bir hayatın yaşamasında temel bir araçtır.Reading is a basic tool in the living of a good life.
Tom geçen hafta hayatını kaybetti.Tom passed away last week.
Tom pazartesi günü hayatını kaybetti.Tom passed away on Monday.
Dört aile yangında hayatını kaybetti.Four families lost their lives in the fire.
Binlerce insan yollarda hayatını kaybediyor.Thousands of people are killed on the roads.
Hayatına çeki düzen verme zamanı.It's time to get your life together.
O onun hayatının aşkıdır.He is the love of her life.
Tom hayatının çoğunda çalıştı.Tom worked most of his life.
Yurt hayatına oldukça hızlı bir şekilde alışacaksın.You'll get used to the dorm life pretty quickly.
Bilim hayatın sorunlarının hepsini çözemez.Science can't solve all of life's problems.