hayatın ile cümle

hayatın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bunu geç de olsa anlamak bize hayatın tadına varmamızı sağlayacaktır.Wir haben es euch gesagt und dabei unser Leben riskiert.
John da eski hayatına geri döner.Charles kehrt in seinen alten Beruf zurück.
Hank hayatında karışıklığa Kaliforniya'da yaşamanın neden olduğunu bazen belirtir.Ihm erzählen sie eine absurde Geschichte, warum sie in Lateinamerika sind.
Sefer sonrası görevinden ayrıldı ve iki yıl sonra İstanbul'da hayatını kaybetti.Er setzte sich danach zur Ruhe und starb zwei Jahre darauf in Buffalo.
Gast ve Overbeck, Nietzsche'nin hayatının sonuna dek sadık dostları olarak kaldılar.Köselitz und Overbeck waren Nietzsches beständigste Vertraute.
Baskılar ve işkenceler dönemi hayatına girecekti.Die Frage von Freiheit und Zufall beschäftigte ihn zeitlebens.
Massimo bir araba kazası sonucu hayatını kaybeder.Bei einem Autounfall verunglückt Massimo tödlich.
Hayatının geri kalanını burada geçirdi.Hier verbrachte er den Rest seines Lebens.
Burada sihirli motifler de var, hayatın gerçekliği de."Ich glaube, dass es im Leben echte Magie gibt.
Clare'in hayatını kurtarmıştır.Wie die DDR mein Leben rettete.
Lise hayatında sürekli okul değiştirdi.Sie wechselte oft die Schule.
Tarım, Gerze İlçesi’nin sosyal ve ekonomik hayatında önemli bir yere sahiptir.Die Landwirtschaft spielt nach wie vor eine bedeutende Rolle in der finnischen Wirtschaft und Gesellschaft.
Paketin içinden çıkan El Generico maskesi şampiyona hayatının şokunu yaşatmıştı.Der Wrestler El Santo soll seine Maske auch in der Öffentlichkeit getragen haben.
Elizabeth Tannhauser'in hayatını korur.Die Lebensgeschichte der Elisabeth Langgässer.
31 Ağustos 1969'da bir uçak kazasında hayatını kaybetmiştir.Doch er starb mit 31 Jahren bei einem Flugzeugabsturz im Jahr 1949.
Müdahale soucunda 700 kişi hayatını kaybeder.Während des Krieges hatten etwa 700 Einwohner ihr Leben verloren.
Hayatını İngilizce öğreterek kazanıyor.Il gagne sa vie en enseignant l'anglais.
Oğlunu, kendi hayatını mahvetmekle suçladı.Elle a accusé son fils de gâcher sa vie.
Şehir hayatına hiç alışamadı.Il n'est toujours pas habitué à la vie citadine.
Hayatını eğitime adadı.Elle consacra sa vie à l'éducation.
Hayatınızda kaç defa aşık oldunuz?Combien de fois avez-vous été amoureux dans votre vie ?
Bana hayatını verdiğin için teşekkürler.Merci de m’avoir donné la vie.
Eğer hayatında mutlu olmak istiyorsan, başkalarının değil kendi hayallerinin peşinden koşmalısın.Si tu veux être heureux dans la vie, tu dois poursuivre tes rêves, pas ceux des autres.
1909'da felç olmuş, hayatının geri kalanını bir koltukta yaşamak zorunda kalmıştı.Paralysé à partir de 1909, il a eu à vivre le reste de sa vie dans un fauteuil.
Hayatın keyfini çıkartmaya bakın.Profitez de la vie.
Fakat bazı düşünürler, şefaatin dünya hayatını da kapsayan bir yönü olduğunu kabul ederler.Ceux-ci sont sauvés s’ils croient en son message d’amour et calquent leur vie sur la sienne.
Essen bütün çalışma hayatını ''Uluslararası Fizik Laboratuvarı''’nda geçirdi.Essen effectua toute sa carrière au National Physical Laboratory.
Jimmy liseden beri hayatının aynı devam ettiğinin farkındadır.Jimmy se rend compte peu à peu que sa vie est restée la même depuis le lycée.
2 Aralık 1990 eşi Simone Cousteau kanser yüzünden hayatını kaybediyor.Le 2 décembre 1990, Simone Cousteau meurt d'un cancer.
Poe'nun şehirdeki beş yılı, hayatının en mutlu yılları olarak tanımlanır.Les cinq années que Poe a passé dans cette ville ont été considérées comme les plus heureuses de sa vie.
1966'da kamu hayatından emekli oldu, ancak 1973'te kısa ömürlü bir dönüş yaptı.En 1966, elle a pris sa retraite de la vie publique, mais a fait un retour de courte durée en 1973.
Düsseldorf'ta hayatının geri kalanını yaşamış ve 1972 yılında ölmüştür.Il passa alors le reste de sa vie à Düsseldorf, où il meurt en 1972.
Southworth, 1956 yılında, 89 yaşından hayatını kaybetti.Southworth meurt en 1956 à l'âge de 89 ans.
Gandi hayatını doğruluğu ya da "Satya" 'yı bulmaya adadı.Gandhi a dédié toute sa vie à la découverte de la vérité ou satya.
Capital Steez 24 Aralık 2012'de intihar ederek hayatına son verdi.Capital Steez se suicide au matin du 24 décembre 2012,.
Brno'da hayatının geri kalanını geçirdi.Elle finit sa vie à Brno.
Spitzer hayatının büyük bir kısmını bir uzay teleskobunun geliştirilmesine adadı.Spitzer consacra une partie importante de sa carrière à la promotion d'un télescope spatial.
Daha sonra hayatının aşkı Maricruz Delgado ile tanıştı.Là, il a rencontré la femme de sa vie Maricruz Delgado.
Dünya'da mikrobiyolojik hayatın gelişimi için geçen zamanın %80inde, sadece bakteriler vardı.Pour 80 % des cas où une vie microbienne est apparue, sur la Terre, il n'y a eu que de la vie bactérienne.
Walden 28 Aralık 2015'te daha 51 yaşında iken intihar ederek hayatına son vermiştir.Walden est décédé le 28 décembre 2015 à l'age de 51 ans.
Birçok biyografi yazarı Gandi'nin hayatını yazmayı üstlenmiştir.Plusieurs biographes ont entrepris la tâche de décrire la vie de Gandhi.
Julius (babası) 1989'da hayatını kaybetti.Leur père, Julius, est décédé en 1989.
Gerçekten hayatın olması gereken şekli böyle.Is This the Life We Really Want?
O da daha sonra hayatını kaybetti.Par la suite elle perdit la vie.
Yapımı sırasında 86 işçi hayatını kaybetti.86 hommes perdirent la vie pendant la construction,.
Uzun bir hastalık döneminin ardından 12 Temmuz 1989'da Havana'da hayatını kaybetti.Le 12 juillet 1989, il meurt des suites d'une longue maladie à La Havane.
Pilot hayatını kaybetti.Son pilote perd la vie.
Çiçekler Bayramov’un hayatında özel bir yer tutmuştur.Les fleurs ont tenu une place particulière dans les œuvres de natures mortes de Bayramov.
Dale, hayatının geri kalanını orada huzur içinde geçirmeyi planlamaktadır.Pedro décide de passer le reste de sa vie dans la solitude.
Basileous 39 yıl (986-1025 döneminde) hayatını ordusu başında savaşlarda geçirdi.Pendant 39 ans (986-1025), le basileus conduit son armée sur tous les champs de batailles.
Smutniak şu sıralar yapımcı Domenico Procacci'yla hayatını paylaşmaktadır.Dans cette période commence une longue relation avec le producteur Domenico Procacci.
Lise hayatından sonra Hill 1859 yılında Rutgers Üniversitesi'nden mezun oldu.Après ses études secondaires, Hill fut diplômé de l'université Rutgers en 1859.
Daha sonra hayatının sonuna kadar yaşayacağı İsviçre'ye yerleşti.Elle le contraindra à rester en Suisse jusqu'à la fin de sa vie.
Max'in babası I. Dünya Savaşı Hans'ın hayatını kurtarmıştır.Il aide Max parce que son père s'est sacrifié pour sauver Hans lors de la Première Guerre mondiale.
Kuşatma 3 ay sürdükten sonra 28 Ağustos 430'da 75 yaşında bulunan Augustinus hayatını kaybetti.Trois mois après le début du siège cependant, le 28 août 430, Augustin meurt,.
Sadece ve sadece hayatın kendisi hakkında yazacağım.Il signifie simplement La vie et moi.
Bu Roza’nın hayatının sonuna kadar farklı şekillerde de olsa devam eden bir ilişki oldu.C'est une relation qui persistera, sous une forme ou une autre, tout le reste de la vie de Roza.
1 Haziran - CNN yayın hayatına başladı.1er juin : lancement de CNN.
800'e yakın işçi o sırada madendeydi ve 301 işçi hayatını kaybetti.Près de 800 personnes travaillaient sous Terre au moment de la catastrophe et 301 d'entre elles ont été tuées.
Mallon karantinada hayatının geri kalanını geçirdi.Mary Mallon passe le reste de sa vie en quarantaine.

İlgili Sayfalar