hayatın ile cümle

hayatın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Aşırı alkol alımı sonucu 1999'da hayatını kaybetmiştir.Mit der Oberhausreform 1999 verlor er seinen ererbten Sitz.
Ancak bu süreç içerisinde beklenmedik bir biçimde hayatını kaybetti.Jedoch verstarb er während dieser Amtsphase unerwartet.
Gülşah da kendi hayatına son verir.Sein Lachen allein macht vergessen die Pein.
Tadashi hayatını kaybeder.Tatsuya verliert seinen Kampf.
Bu yüzden insanın yapabileceği en iyi şey hayatını yaşamak olacaktır.Was ihr fehlt ist der Mann fürs Leben.
Bunun için Nazan'ın hayatını altüst etmekten çekinmeyecektir.Marek tut es, um das Leben von Anna nicht zu gefährden.
2013 - Ankara'da ABD Büyükelçiliği'nde patlama oldu, iki kişi hayatını kaybetti.Bei einem Selbstmordanschlag auf die US-Botschaft am 1. Februar 2013 in Ankara kamen zwei Menschen ums Leben.
Yurtdışındaki hayatını kitap yazmakla geçirdi.Über seine Erlebnisse im Ausland schrieb er mehrere Bücher.
Film gangster Bugsy Siegel'in hayatını anlatır.Der Film greift die letzten zehn Jahre des Mobsters Bugsy Siegel auf.
AA, alkolik tanımını şöyle yapmaktadır: Kendini alkole karşı güçsüz hissetmek ve hayatını artık yönetememek.Wir gaben zu, dass wir dem Alkohol gegenüber machtlos sind – und unser Leben nicht mehr meistern konnten.
Hocalı Katliamı zamanı onlarla insanın hayatını kurtarmışdır.Aus diesem Schicksalsfaden wurde dann das Leben der Menschen gewebt.
1977'de Plant'in en büyük oğlu Karac, mide enfeksiyonu sonucu 5 yaşındayken hayatını kaybetti.Sein erster Sohn Karac starb 1977 im Alter von fünf Jahren an den Folgen einer Virusinfektion.
Henüz çocuk denecek yaşta ilim hayatına atılmıştır.Sein Interesse an der Wissenschaft wurde nach eigenen Angaben bereits im Kindesalter geweckt.
Jim Mithcell 2007 yılında kalp krizi sonucu hayatını kayb etti.2007 verstarb Big Joe Duskin an den Folgen seiner Zuckerkrankheit.
Nana'nın hayatından alınmış kesitler 12 bölümde anlatılmıştır.Gegen Nines Widerspruch will Twelve sie retten.
Bir kadının hayatından bahsediyordu.Das Leben einer Frau.
Lawler onun geçmiş yaşamındaki alkolik hayatından bahsedip duruyordu.Zeitgenossen deuteten an, dass er in den letzten Jahren seines Lebens ein Alkoholproblem hatte.
Kitap büyükbabasının hayatına dayanır.Die Geschichte gehe über die Lebenszeit des Grossvaters hinaus.
Nisan 2007'de grubun eski gitaristlerinden St. John, 51 yaşında beyin kanamasından hayatını kaybetti.Am 5. April 2007 verstarb Mark St. John im Alter von 51 Jahren an einer Gehirnblutung.
Yeni doğanların %20-30'u bakteriyel menenjitin bir bölümünden ötürü hayatını kaybeder.Neugeborene Patienten können in 20–30 % der Fälle infolge einer bakteriellen Meningitis sterben.
Bunu kaldıramayan Bayan John odayı terk eder ve camdan atlayarak hayatına son verir.Der heimkehrende John kann sie nur knapp davon abhalten, aus dem Fenster zu springen.
Birçok kimsenin hayatını kurtarmıştır, yoksullara ve yetimlere yardımla bulunmuş, hayırseverdir.Ungeist ist das meiste unter den Menschen und der Worte ein Haut"; doch rechtes Maß wird helfen.
Sezon sonu 29 yaşında futbol hayatını sonlandırdı.Nach Abschluss des Spieljahres beendete er mit 29 Jahren den Leistungsfußball.
İkinci dünya savaşı hariç hayatının geri kalanını Berlin'de geçirdi.Das Ende des Zweiten Weltkrieges erlebte er in Berlin.
Günümüzde şehir hayatına uyum sağlayabilmiş olanları azdır.Er findet, dass in der Stadt, in der er lebt, zu wenig passiert.
Hocalı trajedisinden sonra hayatını tamamen cepheye bağladı.Bis zu seinem frühen Tod wendet er sich fast völlig dem Drama zu.
Yoğun bakımda tedavi altına alındı ancak bir hafta sonra hayatını kaybetti.Dafür wird sie mit Aussatz bestraft, der jedoch nach einer Woche abheilt.
Hayatının büyük bir bölümünü İtalya'da geçirdi.Den Großteil seines Lebens verbrachte er in Italien.
Mammadov, devletliğimiz uğruna hayatını feda etti.Bibrowicz vermachte ihr Lebenswerk dem Staat.
Kendi hayatının çoğunu New York'taki sanatçı mahallesi Greenwich Village'de geçirdi.Die letzten Jahrzehnte seines Lebens verbrachte er als Künstler in Greenwich Village in New York City.
3 Kasım 2017 tarihinde 98 yaşındaki annesi Aliye Sepil hayatını kaybetmiştir.Erst am 23. Februar 1978, als er 35 Jahre alt war, erzählte ihm seine Mutter seine wahre Geschichte.
Çete halinde takipçilik Psikolojik bir taciz olup mağdur kişinin hayatının tamamen mahvolmasına neden olur."Der Schatten ist ein moralisches Problem, welches das Ganze der Ichpersönlichkeit herausfordert, ...
Bu arada hayatını kazanmak için fabrikalarda çalıştı.Daneben arbeitete er in einer Fabrik, um seine Familie zu versorgen.
1941 yılında Sırbistan'da gerçekleştirilen bu katliamlarda toplam 4000 sivil hayatını kaybetmiştir.Bei den beiden größten Erschießungen in Serbien wurden im Oktober 1941 insgesamt 4000 Zivilisten getötet.
Deprem sonucunda 117 kişi hayatını kaybetti.Beim Absturz kamen 117 Menschen ums Leben.
Annesi, çoğu ufak yaşlarda hayatını kaybeden dokuz çocuk dünyaya getirmiştir.Seine Frau gebar zehn Kinder, die größtenteils im Kindesalter starben.
1940 yılında 95 yaşında hayatını kaybettiğinde bile gözlemlediği bu proje bitirilememişti ta ki 1945’e kadar.Bis an sein Lebensende bedauerte er die 1945 verpasste Gelegenheit.
Bu patlama sonucunda 6 kişi hayatını kaybetmiştir.Bei diesem Unglück verloren sechs Bergleute ihr Leben.
Hastanede babasından çocuğun hayatını kaybettiğini öğrenir.Im Krankenhaus erfährt sie, dass ihr Vater verstorben ist.
Şartlardaki değişimle, manastır hayatını bıraktı ve Aleksios onun eski Sezar görevine dönmesine izin verdi.Die Suche nach seiner Vergangenheit ist hiermit beendet, und Alexandre kann sein Leben neu beginnen.
O hayatınızın bir parçası olmalı”.Er war ein Stück vom Leben“.
Rowena hayatında ilk defa böyle bir şeyle karşılaşmıştır.Elisabeth fühlte sich erstmals in ihrem Leben frei.
Yine aile hayatında da her şeyi yoluna koymasına yardımcı olur.Die gesamte Familie muss helfen es wieder aufzubauen.
Harvey bundan 3 yıl sonra hayatını yitirdi.Borle starb drei Jahre später.
Tuka o andan itibaren artık Slovak siyasi hayatında yer almadı.Saldanha spielte ab diesem Zeitpunkt keine bedeutende Rolle in der portugiesischen Politik mehr.
1476’da hayatını kaybettiği düşünülür.1476 wurde er aufgefordert abzufahren.
Saldırıda en az 7 kişi hayatını kaybetti.Bei dem Unglück starben mindestens sieben Menschen.
Lakin bu savaş onun son savaşı oldu, o bu savaşta hayatını kaybetti.Jedoch stellt er sich dieser Herausforderung, dem letzten großen Kampf in seinem Leben.
Depremde 2 kişi hayatını kaybetti. ^ Yeni Zelanda'da 7.8 büyüklüğünde deprem!264 Menschen starben, sieben überlebten das Unglück 2. Juni: Ein Erdbeben der Stärke 7,8 auf Java.
Hiçbir zaman iyileşmedi, hayatının sonuna kadar sağlıksız kaldı, sonunda cüzzam başladı.Diese Wunde verheilte nie richtig und so hinkte er bis zum Ende seines Lebens.
27 Ekim - ABD'nin Pittsburgh şehrindeki sinagoga düzenlenen saldırıda 11 kişi hayatını kaybetti.Ende Oktober erschoss ein Mann in einer Synagoge in Pittsburgh elf Menschen.
Seri, 15 yaşındaki hayaletleri görme yeteneği olan bir lise öğrencisi (Ichigo Kurosaki)'nin hayatını anlatır.Der 15-jährige Schüler Ichigo Kurosaki besitzt schon seit seiner Kindheit die Fähigkeit, Geister zu sehen.
Anderson da iki gün sonra hayatını kaybetti.Anderson starb zwei Tage später an seinen Verletzungen.
Mithat Yaşar, Tugutlu Yedi Eylül İdman Yurduspor'da futbol hayatına başlamıştır.Al begann mit dem Vereinsfußball in der Jugendabteilung von 7 Eylül İdman Yurdu.
1995 yılında, Amerika Birleşik Devletleri'ne taşınarak spor hayatına bu ülkede devam etmiştir.1995 entdeckte sie auf einer Reise nach Uganda die Liebe zu den Menschen dieses Landes.
Hayatın ne kadar kısa olduğunu görüyorsunuz.Dieser erlebt, wie wenig ein Menschenleben hier zählt.
Zaharenko uğradığı bombalı saldırı sonucu 42 yaşında hayatını kaybetti.Long starb 42-jährig an den Folgen eines Attentats.
Cengiz Topel hayatını kaybetti.Manji ist des Lebens müde.
Arkadaşlar için hayatını tehlikeye bile atabilir.Sie muß sogar ihr Leben riskieren.
Bir gün, bu hayatını sonlandırmak için harekete geçer.Nun denkt er daran seinem Leben ein Ende zu setzen.

İlgili Sayfalar