hayatın ile cümle

hayatın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Kendi hayatını riske atarak köpeği kurtardı.He rescued the dog at the risk of his own life.
O bir beyzbol oyuncusu olarak hayatından memnun.He is content with his life as a baseball player.
O, arkadaşının hayatını kurtardığı için bir kahraman olarak kabul edildi.He was regarded as a hero for saving his friend's life.
Onlar eski gazeteleri toplayarak ve satarak hayatını kazanıyor.They earn their living by collecting and selling old newspapers.
Oğlu bir trafik kazasında hayatını kaybetti.Her son was killed in a traffic accident.
Kocasının bir kazada hayatını kaybettiği haberi ona büyük bir şok oldu.The news that her husband had been killed in an accident was a great shock to her.
Babası hayatını bilime adadı.Her father devoted his life to science.
Kısa sürede kendini köy hayatına alıştırdı.She soon adjusted herself to village life.
O şok nedeniyle hayatını kaybetti.She died of shock.
O bir tenis oyuncusu olarak hayatını bitiren bir kaza geçirdi.She had an accident that ended her life as a tennis player.
Keman çalarak hayatını kazanır.She earns her living by playing the violin.
Bir bale dansçısı olarak hayatını kazanır.She earns her living as a ballet dancer.
Hayatını gerçeğin peşinde geçirdi.She spent her life in pursuit of the truth.
Hayatını gerçeği aramakla geçirdi.She spent her life in pursuit of the truth.
O, hayatını müziğe adadı.She devoted her life to music.
Okul hayatından bahsetti.She talked about her school life.
Hayatından olduğu gibi oldukça memnun.She is quite satisfied with her life as it is.
O, bir yazar olarak hayatını kazanıyor.She earns a living as a writer.
Bir araba kazasında hayatını kaybetti.She was killed in an automobile accident.
Hayatından memnun olduğunu ifade etti.She expressed satisfaction with her life.
O, hayatından memnundu.She was content with her life.
Kendi hayatı pahasına bebeğinin hayatını kurtardı.She saved her baby's life at the risk of losing her own.
O, özürlülere yardım etmek için hayatını adadı.She devoted her life to helping the handicapped.
O, hayatının çoğunu yoksul insanlara bakarak geçirdi.She spent most of her life taking care of poor people.
Hayatını kazanmak için çok çalışıyor.She works hard to earn her living.
O, hayatını fakirlerin arasında çalışmaya adadı.She devoted her life to working among the poor.
Çocuğunu korumak için hayatını riske attı.She risked her life to protect her child.
Babam hayatında hiç hasta olmadı.Father has never gotten sick in his life.
Ben günlük hayatın monotonluğu ile sıkılmıştım.I was bored with the monotony of daily life.
Hayatın nasıl?How is your life?
Hayatın günlük rutininden usandım.I am tired of the day-to-day routine of life.
Bu hayatınızı riske atan hastalık türü değildir.It's not the sort of illness that puts your life at risk.
Hayatında ilk kez, Yuka, İngilizce bir kitabı okuyarak bitirdi.For the first time in her life, Yuka has finished reading an English book.
Hayatın geriye kalan kısmını ideallerimin peşinde koşarak geçirmek istiyorum.I want to spend rest of the life pursuing my ideals.
Çalışma ABD'de hayatın çok önemli bir parçasıdır.Work is a very important part of life in the United States.
Bana hayatın anlamını anlat.Tell me the meaning of life.
Para kazanmak hayatındaki asıl amaçtır.Making money is his main purpose in life.
Uçak kazası 200 kişinin hayatına mal oldu.The plane accident cost the lives of 200 people.
O yazarak hayatını kazanır.He earns his living by writing.
Hayatında ilk defa, Yuka, İngilizce bir kitabın tamamını okumayı bitirdi.For the first time in his life, Yuka finished reading an entire book in English.
Hayatını milleti için verdi.He gave his life for the nation.
Hayatın iniş ve çıkışları vardır.Life has its ups and downs.
Onun yüzsüzce meydan okuma hareketi neredeyse hayatına mal oluyordu.His brazen act of defiance almost cost him his life.
Bugün hayatınızın geri kalanının ilk günüdür.Today is the first day of the rest of your life.
Bir gün hayatın gözlerinin önünde hızla akıp gidecektir. Emin ol, izlemeye değer.One day your life will flash before your eyes. Make sure it's worth watching.
Ölüm hayatın tamamlayıcı bir parçasıdır.Death is an integral part of life.
O, hayatında akut ağrıdan çekiyor.He's suffering from acute pain in his life.
O, hayatını kazanıyor.He earns a living.
Hayatın yüzde sekseni gösteriliyor.Eighty percent of life is showing up.
Hayatını değiştirmeyi düşünüyor.She's considering changing her life.
Martin Luther King hayatını adalet arayarak geçirdi.Martin Luther King spent his life seeking justice.
Bir tente onun düşüşünü kırdı ve onun hayatını kurtardı.An awning broke his fall and saved his life.
Hayatın var olabileceği başka gezegenler var mı?Are there any other planets on which life can exist?
İnsanoğlunun hayatında niçin hayal kırıklıkları vardır?Why are there disappointments in human life?
Şehir hayatının koşuşturmasını özledim.I miss the hustle and bustle of city life.
Hayatınızdaki en önemli insanlarla irtibatta kalın.Stay in touch with the most important people in your life.
Andrew Johnson hayatını kurtarmak için evini terk etmek zorunda kaldı.Andrew Johnson had to flee his home to save his life.
Okul günlerinizin hayatınızın en mutlu günleri olduğunu düşünüyor musunuz?Do you think your schooldays are the happiest days of your life?
Lütfen hayatınızın geriye kalanı için bu kelimeleri hatırlayın.Please, remember those words for the rest of your life.
Lezzetli yiyecek yemek, hayatın en yoğun ve dokunaklı zevklerinden biridir.The eating of delicious food is one of the most intense and poignant pleasures of life.

İlgili Sayfalar