hayatın ile cümle

hayatın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Sır, ölümün hayatın bir parçası olduğu.The epiphany is that death is a part of life.
Ve bilirsiniz, hayatın o kısmı, diğer kısmının yaptıklarına ihtiyaç duyar.And you know, that part of life needs everything that the rest of life does.
Hayatın, etrafımızda gördüğümüz devasa şeylerden daha fazlası olduğunu farkettim.So I realized that there was more to life than just everything that we see around us that's huge.
Chris Stevens'ın mirası, yarar sağladığı insanların hayatında yaşayacaktır.Chris Stevens's legacy will live on in the lives he touched.
Bunun için hayatının bir parçasını bile değiş tokuş etmeden.Not by exchanging a piece of her life for it.
Prensle olan dansını hayatının sonuna kadar hatırlayacaktırShe will remember that dance for the rest of her life.
Bir vaaz hayatınızı değiştirmek ister, bir ders size biraz bilgi vermek ister.Well a sermon wants to change your life and a lecture wants to give you a bit of information.
Kesinlikle hayatında yaşaması gerektiği en zor şey olduğunu söylemişti.She definitely said it was the toughest thing she had ever gone through.
Bu proje rötuşçuların hayatında da büyük farklılıklar yarattı.The project's also made a big difference in the lives of the retouchers.
Hayatınız boyunca 2x2 matrisle karşılaşacaksınız.You'll encounter 2x2 matrix for the rest of your life.
Bu dünya hayatının bir sonu varNothing is meant to stay, oh
Bu güzel dünya hayatının bir sonu varA world where we will live forever
Bu barışın, kalıcı güvenliğin ve gerçek hayatın başlangıcı olacaktır.It will be the beginning of peace, lasting security and genuine life.
Bu demek oluyor ki, beş yaş itibariyle hayatınızın kalanında iyi göremiyorsunuz.That means that by the age of five, you can't see as well for the rest of your life.
Hayatınızın kalanında iyi duyamıyorsunuz.You can't hear as well for the rest of your life.
Ve hayatının bir noktasında, bir kayaya yerleşir.And at some point of its life, it implants on a rock.
Hayatınızda anılarla birlikte bilgiyi de biriktirirsiniz.You accumulate knowledge throughout your life in memories.
Ve dolayısıyla su bulunuyor ki bu da canlı hayatının büyük ihtimalle var olduğunu gösteriyor.And so where there is water, there is a very high chance of our kind of life.
Daha temin o ağır arabayı... tutarken, hayatını ortaya koyduğun... cesaretin nerde senin ?Where's your courage... to sacrifice your life... for holding the heavy cart just now?
Tapınağın sekreteri Ronald Stokes olay yerinde hayatını kaybetmişti.Temple secretary Ronald Stokes was dead at the scene.
Bazıları, Malcolm sayesinde hayatını düzene sokmuştu.Some of them had been reformed by Malcolm.
Elijah Mohammad'in adını ilk duyduğu zamandan ve onun, hayatında yarattığı değişiklikten bahsetti.He talked about the times when he first heard of Elijah Muhammad and the change it made in his life.
Hayatınızı kaybedebilirdiniz!You would be risking your life!
Ben süikastçılarla yüzyüzeydim, bu yüzden babamın hayatını almak için ayağa kalktıkları anı gördüm.I was facing the assassins, so I saw them stand up and take my father's life... an image that...
Iste bu Buyuk Yakinsama. ve bu sizin hayatinizin en buyuk hikayesi.This is the Great Reconvergence, and it's the biggest story of your lifetime.
Ve, başka türlü bir bakteri hayatının imkansız olduğunu varsaydık.And so we wanted to think if there couldn't be a different way that bacteria live.
Bir siyasetçi için çok zor, çünkü birçok insan hayatının boşuna kaybedildiğinden korkarsınız.It's very difficult for a politician, because you're afraid that many lives have been lost in vain.
Kadınının hayatını mahvetmesine izin verme.Don't let your woman run your life.
Hayatının ilk 5-6 yılının mutlu geçtiğini söyleyebilir misin?Would you say that the first 5-6 years of your life was a happy time?
Hayatında büyük değişikliklerin olacağını bilmiyor muydun?Did not you know that there would be major changes in your life?
Biraz zaman sonraydı ama devamında hayatın değişti.That was some years later. But then your life changed.
İki hayatın olamaz.You can not have both lifes.
Bir insan hayatından bahsediyoruzIt's a person's life we're talking about.
Hayatını medyumları ifşa etmeye adamış.He's devoted his whole life to bunking psychics.
Zaten hayatının geri kalanını çeltik tarlalarında geçireceksin.You're going to be spending the rest of your life in the rice paddies.
Hayatının çoğunu su taşıyarak geçirecek." diyorlardı.She's going to spend most of her life lugging water back and forth."
Babama hayatının baharında çoklu skleroz teşhisi konuldu.My dad was diagnosed with multiple sclerosis in the prime of his life.
Ve bunu insan hayatının her alanında görüyoruz.So we're seeing this in all sorts of places in human life.
Hayatının son dakikalarına kadar bile..Even during your last moments of life,
Bu insanlara göre, ...hayatını yok etmen sıradan bir işti.To these people, the extermination of your life was simply a job.
Hayatında belli bir yere geldin, bir dönüm noktasındasın, gibi şeyler söylüyorlar -You're at that stage in life, that's a major milestone, all of this.
Hayatını değiştiren ne oldu biliyor musunuz?And you know what changed his life?
Bir fincan kahve bir çocuğun hayatını kurtarır ya.The cost of a cup of coffee can save a child's life, right.
İş hayatına girişim işte bu 100 dolarlık minik sermayelerle oldu.And my introduction to business was in these $100 little infuses of capital.
Örneğin,"'Senin paran ya da senin hayatın,' dedi tehditkar bir biçimde.For instance, "'Your money or your life,' she said threateningly."
Ciddi bir sey hayatina girebilir ve seni yok edebilir.My friend Lukas Alner and I created a website called diagnose.me.
Hayatından endişe eden aile bütün silahlarını ve bütün aletlerini almış.The family, fearful for his life, took away all of his weapons, all of his tools.
Neredeyse herkes aile hayatının kaosundan dolayı bunalmış durumda.Nearly everyone is completely overwhelmed by the chaos of family life.
Eşim bir anne olarak onları hayatının en değerli anları olarak görüyor.My wife counts them among her most treasured moments as a mom.
Artık kendi hayatını yaşamalısın, Felice.You have to live your life now, Felice.
Hayatını tehlikeye mi attı?Has she risked her life?
Hayatın harika, Felice.Your life is wonderful, Felice.
Hayatından daha çok mu?More than your life?
Hayatını nasıl kazanacaksın?How will you make a living?
Cennet versin, hayatınız bitene kadar,May heaven give, that until your life is over,
Siyaset biliminde derece sahibi, iş hayatında başarılılar, girişimciler.They have degrees in political science, degrees in business -- they're entrepreneurs.
Martin Luther King'in kısa hayatında söylediği birçok harika şey arasında şu söz de vardı:Now, among the many great things that Martin Luther King said in his short life was,
Hayatının bu şekilde olmasını isteyen biri varsa o da ben olurdum, ama böyle işlemiyor.If there's anyone who wants their life to look like this, it would be me, but it doesn't work.
Hayatın harika olduğu için, makyaj mı yapmak istiyorsun?You have the guts to put on makeup after ruining someone else's life?
Eğer böyle yaşamaya devam edersem hayatın güzel olacağını söyledi.She said it'd be fine as long as I live like that.

İlgili Sayfalar