hayatın ile cümle
hayatın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Yani bundan kastım program insanları kendi hayatını yaşarmışcasına pasif bir şekilde gözlemliyor.What I mean by that is that it passively observes people as they live their lives.
Eğitim görmemiş ve hayatında hiç ev ödevi yapmamış anneler tarafından büyütüldüler.They've been brought up by mothers who are illiterate, who have never ever done homework.
Ve bence bu da hayatın bir parçası.And I think that's also part of life.
Yani bana göre duygu, şehir alanına, şehir hayatına aktarılması gereken bir boyuttur.So I think emotion is a dimension that is important to introduce into city space, into city life.
Bugünden sonra, hayatınız zehir olacak!After today, living will suck.
Bu fikir sahipleri de hayatın her kesiminden olacak.Now idea creators, they come from all walks of life.
Müzik hayatınızı değiştirebilir, hem de her şeyden daha fazla.Music can change your life, more than almost anything.
Ona hayatının gecesini yaşatacağım. Sadece sen de onu istiyorsun diye.I'm gonna give Penny the night of her life just because you want her.
Diyorlar ki, onun hayatını kurtarmış.So they say he saved her life
Nee. Sadece bu kadarmi? Hayatini kurtardim ben senin demi?You want to repay me for saving your life just like that?
Uyguladığınız diyette hayatınızı koruyabilecek ufak çaplı bir değişiklik yapmak ister misiniz?Would you be willing to make a simple change in your diet that could potentially save your life?
Şimdi bu adamın hayatını kim ne yapsın?Who knows the situation with this guy's life?
Hayatınız boyunca öğrendiğiniz şeyleri kullanmaya ne dersiniz ?Why not leverage the learnings that you've been learning your entire life?
Ben buna müşterinin hayatında bir gün diyorum.I call this the day in the life of a customer.
Burada, hayatın uzunluğu, yaşam beklentisi 30, 40, 50.And here, length of life, life expectancy, 30, 40, 50.
Hastalığın kendisinin aksine, aşı insan hayatını tehlikeye sokmamaktadır.Unlike the disease however, a vaccine does not endanger life.
Sadece sahip olduğunuz herşeyle hayatınızı canlandırın ve bunu tüm dünyayla paylaşın.Just play your life with all you have, and share it with the world.
Bıçağım keskinleşti. ve kendimi sürgünde bir hayatın içinde buldum.My knife became a little sharper. And I fell into a life in exile.
Ve yine, hayatın fiziksel olarak kesilmesi ölümle aynı şey değildir.So again, the physical cessation of life is not the same as death.
Bu uğurda savaşacak ve hayatını verecek gençlerin sayısı azalıyor.The supply of young men willing to fight and die for this cause is dwindling.
Aynı zamanda hayatınızı da kolaylaştıracak bir şey.And it's going to give you a little more ease in your life.
Ancak yenilenmiş bir hayatın faydalarını bir düşünün.But consider the benefits of an edited life.
Hayatını kimin için riske atıyorsun !Fighting for others' survival all your life.
Yani bu hayatın bir parçasıI mean, that's part of life.
Hayatın santimlerden ibaret bir oyun olduğunu fark edersinizYou find out life's as game as inches.
Hayatına mal olsa bile bana ihanet edemezsinEven at the expense of your life
Öyleyse hayatın değeri, ulaştığı başarıların bir özetiydi.So, the value of his life was the sum total of his achievements.
Dedem hayatının büyük bir kısmını Zambiya'da geçirdi ve oraya gömüldü.My grandfather lived most of his life and is buried in Zambia.
Hayatın artık çok saçma o gittiği için,Your life is really quite rough now that she's gone,
B2ST e göre, günlük hayatın şöyle;According to B2ST, this is what your daily routine looks like.
Amip gibi, ya da deniz anası, hayatın doğuşunda.Like an amoeba, or jellyfish, at the dawn of life.
Bizim iş hayatında kullandığımız bir ifadedir:Well, as we say in the business,
Yani, iş hayatında yer almanın her kes için doğru bir karar olduğunu söylemiyorum.So I'm not saying that staying in the workforce is the right thing for everyone.
Ben, iş hayatında evdekinden daha çok aiama kaydettiğimize ikna olmuş durumdayım.I've become convinced that we've made more progress in the workforce than we have in the home.
32 yıl 5 ay, 17 gün 6 saat ve 29 saniyelik hayatındaFor in the 32 years, 5 months, 17 days, 6 hours and 29 seconds in his life,
Sadece düşünün, hayatınız boyunca dolaştığınız yerleri düşünün.Just think about that, you know, wander through your life thinking about this.
Eserde Hz. Meryem ve hayatına ilişkin öyküler ön tarafta yer alıyor. Hz.It is made of many many panels, not all of which are here in the museum unfortunately.
Bir gün bile çalışmadınız hayatınızda.You've never worked a day in your lives.
Kızların hayatındaki babanın eksikliğini doldurmaya çalışıyorduk.We were trying to fill the dad-space in the girls' lives.
Anladımki kanser insanların özel hayatına girmek için bir pasaport.Cancer, I found, is a passport to intimacy.
Model T'den beri çoğu insan hayatında 40 km'den daha uzun bir yolu katetmedi.Since the Model T, most people never traveled more than 25 miles from home in their entire lifetime.
Hayatın ne olduğunu bile bilmiyor."It doesn't know life."
Çalışmamda, hayatın zor, ilişkilerin riskli olduğunu çok duydum.So in my work, I hear that life is hard, relationships are filled with risk.
"Sonunda, arkadaşlarınızı, vücudunuzu, hayatınızı sevebilirsiniz." diyor.love your body, love your life, online and with avatars."
Ben ne yaptım? Ve şans eseri onun hayatını kurtardım.And what I did, I gave him just antibiotics that we care for tuberculosis.
Kendim için, hayatım için ve hayatın gerekleri için bir şeyleri kurtarmalıydım.I have to save something, even myself, my life and life of the staff.
Evet gözlemlemeyi yapan Teleskop Kepler ama araştırmayı yapan bizleriz yani hayatın kendisi.While it's Kepler the telescope, the instrument that stares, it's we, life, who are searching.
Bana kalırsa şiiri raflardan alıp hayatın içine sokmak iyi birşey.And my sense is, it's a good thing to get poetry off the shelves and more into public life.
Hayatın tehlikedeyse ancak paran yoksa bir çaresi olsa bile ölebilirsin.If your life is in danger and you have no money, you could die, even though a cure exists.
Büyük ihtimal, hayatının geri kalanını sigarayı bırakmayı deneyerek geçireceksin.You are likely to spend the rest of your days trying to give up.
" Bir hayatın sona erdirilmesinde bir rol oynadığmı hissediyorum. ""I feel as if I've played a role in an execution."
"Hayatınızdaki çocuklarla ilişkiye geçmenizi sağlayan en iyi yolların videolarını gönderin.""Send us videos of your favorite ways to engage with the children in your life."
İnsanın hayatının işi için bunu demesi olağandışı.An extraordinary statement to make about your life's work.
Amaçları, markaları çocukların hayatına sokmak.Their goal is to insinuate the brands into the fabric of children's lives.
Hayatın yeterince uzun ise, "Ben aracılığıyla mırıldandı mantıksız düşmanlık ile dişler.If life's long enough," I muttered through my teeth with unreasonable animosity.
Her yıl gelişmekte olan ülkelerdeki 400.000-500.000 çocuğun hayatını kurtarıyor.It'll save the lives of 400 to 500,000 kids in the developing world every year.
Biz bir bakıma hayatın acı gerçekleriyle yüzleşmemeye inalmız bir şekilde alıştık.We're incredibly used to not having to face life's hard realities, in a certain sense.
Ve bu hayatın derin pişmanlıklarına ilişmiyor bile.And this doesn't even touch on the really profound regrets of a life.
İşte bu onların hayatını kurtarabilir.It might just save their lives.
Bu hayatınızda neyin önemli olduğunu yeniden belirleyecek.It will recalibrate what's most important in your life.