hayatın ile cümle
hayatın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
O, hayatında o kadar hissetmişti sıcak ve aykırı olarak hissetmeye başladı.She began to feel hot and as contrary as she had ever felt in her life.
Bu hayatının en iyi perşembe gecesi!This is the best Thursday night of your life!
Aşı, çocukların hayatını kurtarmanın en ucuz yolu.Immunization, that's the cheapest way to save a child's life.
Haiti'de 200.000 kişi hayatını kaybetti. Aslında son rakamlara göre biraz daha fazla.In Haiti, about 200,000 people died -- actually, a bit more by the latest estimate.
Bu hayatın bir çok alanında önemli organizasyonel etkilere sahiptir.This has huge organizational implications for very large areas of life.
Ve bunun sebebi varoş hayatının özelliklerinden kaynaklanmaktadır.And as a result the very small slights and small disrespects can
Fakat görünüşe göre, bu hayatın tuhaf bir çelişkisi.But apparently, this is a strange paradox of life.
Böylece yaşamaya değer bir hayatın nasıl mümkün olduğunu anlamakla ilgilenmeye başladım.So I became interested in understanding what contributed to a life that was worth living.
Bu kişi hayatını en dolu şekilde yaşadı, kesinlikle yaşadı.So, I guess my theme on this is this guy lived his life to the fullest, he absolutely did.
Yani, hayatınızı korku içinde geçiremezsiniz.So you can't live your life in fear.
Bu anne karnında gerçekleştiğini bildiğimiz bir süreç, belki hayatın ilk 18 ayında bile olabilir.This is a process that we knew happened in the womb, maybe even the first 18 months of life.
Tüm hayatın boyunca aldığın maaşlar bile onu karşılamaz.Even your lifetime salary will not be enough.
Tabii hayatınız güvenli yaşamak üzerine kurulu değilse.This is, of course, unless your whole life is about being secure.
Güvenlik hayatınızın odak noktası olursa, başınıza gelecekler şunlardır.I think that when that is the focus of your life, these are the things that happen.
Yerel diliniz, hayatınızdır.Your native language is your life.
Bütün hayatın boyunca sahip olmazsınYou are not going to shake them all your life?
Hayatın sürdüğünü hissediyorum Özür yok,vicdan azabı yok Hatıralar yok.I'm feeling, that life is going on no amends, no bad conscience no memories.
Bunu kendiniz de hayatınızda yaşadınız:Right.
Milyarlarca kişinin hayatını zenginleştirdi.They've enriched the lives of billions.
"Güzel olmamanız hayatınızda bir sorun yarattı mı?"I said, "Was it a problem for you in your life that you were not beautiful?"
Öncelikle, her ne kadar teklif edilmemişse de, hayatının mesleği olarak dansı seçmiş.First of all, was that dance, even though it hadn't been offered to her, was her life.
Hayatına dair bu gerçeği paylaşmaktan dolayı büyük heyecan duydu.But she was thrilled to get that out as a real, real fact in her life.
En az hayatınızda bir kere yapmanız gereken bir şey, her şeyi yıkıp atlamak.And it's a good thing to do at least once in your life just to tear everything up and jump.
Böyle haberlerde çıkarsan, hayatın çok zorlaşır.If you get your picture taken now, our lives will be entangled. Park Hae Young. Just a moment!
Bunca zamandır tüm hayatını başka birine vermek için mi çalıştın?Did you work under him all this time, so you can suffer like this?
Tüm insanlar sadece kültürel opsiyonlar, hayatın değişik görünüşleridirler.All peoples are simply cultural options, different visions of life itself.
Hayatın tamamı acı çekmektir.All life is suffering.
Bu hayatının tamamının olumsuz olduğu anlamına gelmez.That doesn't mean all life is negative.
Buz üzerindeki kanın ölümün işareti olmadığı ancak onlar için hayatın onaylanması olan insanlar.A people for whom blood on ice is not a sign of death, but an affirmation of life.
Birisinin sorumluluk alıp onun hayatında değişiklik yapması sayesinde nasıl biri olacak?Who will he become because someone took a stand and made a difference in his life?
Hayatını kazanmak üzere pazara mallarını götürüyor.That's right.
Bizim gibi, sadece kendilerine ait olan hayatın merkezindeler.Like us they are the psychological centers of a life that is uniquely their own.
Hangi hayvan bütün hayatını tutsak olarak geçirmek ister ki... ... eğer seçme şansı olsaydı?What animal would choose to spend their entire life in captivity ... ... if they had a choice?
Bugünden sonra, hayatının daha da mutlu olacaktır.After today, his life will be even happier.
Bana hayatını feda ederken yaşadı.You lived while sacrificing your life for me.
O hayatın kalitesiydi.It was part of the quality of life.
Savaşlar hayatın bir gerçeğiydi, MS 73 yılında bile.Wars were a fact of life, even in A.D. 73.
Bir kadın geldi, kendisinin ve çocuğunun hayatını kurtarmak için acilen sezaryen olması gerekiyordu.A woman came in, she needed an emergency C-section to save her life and the life of her baby.
CA:Ve hayatının henüz başlarında başına çok garip olaylar geldi.CA: And some bizarre things happened just earlier in your life.
Ve hayatınızda sahip olduğunuz tek şey ününüzdür ve bu çok küçük bir kelime.And I think all you have in life is your reputation and it's a very small world.
Çünkü bir babanın kilit altında olması onun kızının hayatının dışında kalması demek değildir.Because a father is locked in does not mean he should be locked out of his daughter's life.
Birlikte çalışırsak herkesin hayatını güzelleştirebiliriz.When we work together we can...all our lives are better...
Bu çocuk şimdi üniversitede ve gayet normal olarak hayatına devam ediyor.This boy is now in university and leads quite a normal life.
Eğer başarılı olacaksanız, uykudan feragat edeceksiniz. Hayatınızı sınama... ♪♪♫So you say you want it as bad as you want to breathe, then it's show time.
Çok yaşa, iyi yaşa, hayatın kolaylıklarla dolu olsun.May a lord bless you, guide you, and make things easy for you.
Hayatinda bir degisiklik istiyordu.She wanted a change in her life.
Peki ya sadece bir sene sonra gercegi gorurse, hayatinin kalan 35 yilinda ne yapardi?What if she saw the truth after just one year, what would she do for the next 35 years in her life?
Hayatın beni ilgilendirmiyor! beni kurtardın, ne içindi peki...Your life is of no concern to me! You did save me, what was that then if not...
Taşra hayatını sevmezsin sanıyordum.I thought you would hate the countryside more.
Büyükbabam ve büyükannem ben küçükken ölmüş... ...annem de ben yurt dışındayken hayatını kaybetti.My grandparents passed away before I've grown up, and my mother passed away while I was abroad.
Hayatının son alışverişini başkaları yapıyor.The last shopping of your life is done by others.
Hayatının geri kalanını bu işte mi geçireceksin?Can you work in this job for rest of your life?
Kız aşk hayatını ona enine boyuna açar ve fikirlerini sormakta da yürek yemiştir.She discusses her love life with him and has the "audacity" to ask his advice on it.
Müşterinizin işini veya hayatını kolaylaştıracak olan nedir?And what would make your customer's job or life easier?
Hayatın geleceği ve insanlığın itibarı bunu yapmamıza bağlı.I would say that the future of life and the dignity of human beings depends on our doing that.
Hayatın sona erdiğinde oyun oynayarak geçen onca zamandan pişman olacağını düşünsene bir."Imagine getting to the end of your life and regretting all that time."
Hayatınıza eklenen fazladan yedi buçuk dakikayı nasıl harcayacaksınız?How are you going to spend these minutes of bonus life?
Büyüleyici mitolojiler insanlara hayatın döngüsü içinde yardımcı olmak için gerekli bir araç.Magical mythologies are an essential tool to helping people through the cycle of life.
Senin hayatın yerine kendi hayatımı verdim.And traded in my life for yours.
Biz, her zaman otizmi, hayatın ileri dönemlerinde var olan bir şey olarak düşünürüz.We always think about autism as something that happens later on in life.