hayatın ile cümle
hayatın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Lermi, sahne hayatını Türkiye ve diğer Avrupa ülkelerinde sürdürmektedir.The dance group performs throughout Greece and in other European countries.
Bu arada eğitimini tamamlayıp iş hayatına atıldı.Following the war, he completed his education and entered the family business.
Sheldon, 1957'de Los Angeles'ta hayatını kaybetmiştir.Dryden died in Los Angeles in 1957.
Ama tanımadığımız için de onlardan, onların hayatından bahsedemeyiz."By Allah, we will never believe in him and we will never accept his message!”
Bu kitap Japon insanlarına Amerikan kampüs hayatını anlatmak amacıyla yazılmıştı.This book has been pivotal to understanding African American women's lives.
Ayrılmalarından sonra hayatının büyük kısmını Madrid ve Paris'te geçirdi.For much of his life he divided his time between Paris and Rome.
1961 yılında ise hayatına kaybetti.By 1961, he completely lost his sight.
Çalışma hayatına 1980 yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığında memur olarak başladı.Han began working in January 1982 in the provincial agriculture and fisheries department.
Hayatının çeşitle evrelerinde 8 farklı erkek ile birlikte olur.Into her life enter two radically different men.
Saldırı da 14 asker hayatını kaybetti, asker ve sivil olmak üzere 55 kişi yaralandı.The attack killed 14 and injured 50, including civilians and armed security.
Clemente 1970'li yıllara kadar yayın hayatına devam etti.Clements lived there until the 1970s.
Bu tablo kendi hayatının bir betimlemesiydi.The novel was a total illusion of life within itself.
Üçü de vuruldu ve 2'si hayatını kaybetti.He shot down two and the third escaped.
Uçakta bulunan 181 yolcu ve 8 mürettebat hayatını kaybetti.There were approximately 118 passengers and 8 crew members on board the aircraft.
Bu işlemin uygulandığı bazı kişiler yaşasa da pek çoğu enfeksiyon nedeniyle hayatını kaybetmiştir.While sometimes people survived, many would have died from the procedure due to infection.
Hayatının son 3 yılında yürüyemeyerek ancak hasta arabası ile hareket edebildi.Less than three months after the heart transplant operation, he was able to drive his car.
Bu savaş sonunda Süleyman Şah mağlup olmuş ve hayatını kaybetmiştir.The latter died on the same day in which Crassus had been defeated and this avenged his death.
Gallagher' da buna karşılık olayın 'hayatındaki en eğlenceli Walsh ' olduğunu söyledi.Gallagher went on to declare that the incident was "the most fun Walsh has had in his life".
Âdet ve görenekler, günlük modern hayatın baskısına boyun eğmektedir.His major weakness is trying to adjust to modern-day life.
33.000'e yakın kişi hayatını kaybederken, 100.000 kişi de yaralandı.Some 100,000 were killed, while some other 100,000 were wounded.
Sonra, daha 20 yaşına gelmeden, çok genç yaşta hayatını kaybetti.And she ended up dying at a very young age as well before she reached the age of 20.
"Çocuk, senin hayatını kurtardım."Kid, I saved your life.
Bir hayatın geçişini ritüellerle bildiriyoruz.We signal the passage of a life with rituals.
Bir kişinin hayatının o isme göre şekilleneceği bile düşünülür.It's like, your life may be shaped by that name.
İki: hayatınızın olabildiğince uzun bir kısmını hapiste geçirin.Second: spend as much of your life in prison as you possibly can.
Bu çocuğumun hayatını kurtarır.You would save my son's life with that.
30.000 çocuğunun hayatını kurtarabilir.Thirty thousand can save your child's life.
Ama her insan hayatına aynı değeri biçmediler. Hayır, kişilerin ne kadar kazandıklarına baktılar.They didn't value everyone's life the same but according to how much they earned.
Bu hayatında bir ilk değil mi? genelde zamparalık yapan taraf hep sen olurdun.Isn't this the first time in your life? You've always been the one doing the chasing!
Kendini gözlemle dediğimde, hayatının sonuna kadar kendini gözlemle demek istemiyorum aslında.When I say, Observe yourself, I don't mean observe yourself for the rest of your life, actually.
Bunlar, bundan sonraki hayatınızı etkileyecek çok önemli kararlar.These are very serious things that will impact you for a reasonable chunk of your life.
Hayatın boyunca bir erkekle takılırsın.- You're hanging out with a guy for the rest of your life.
Belki de bir önceki hayatında Don Juan filandı.Maybe in her last life she was Don Juan or something.
Ve tam o gün, 1,100 Amerikalı sigaradan hayatını kaybetti.And yet on that same day, 1,100 Americans died from smoking.
Yani Goffman, bunun gibi sosyal hayatın ufak parçalarını incelemiştir.So, Goffman is looking at small, minute aspects of public life just like this.
Hayatın bir reosta olduğunu düşünüyorum.I would argue life is a rheostat.
Büyüme hayatın belirtisi.Growth is the proof of life.
Fırından çıkan şeye de biz hayatın malzemesi diyoruz.And it's what comes out of the oven that is what we call the staff of life.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.It's so deeply embedded in our psyches that bread is used as a symbol for life.
Bence Mars, Dünya dışında hayatın olabileceği en muhtemel yer.I believe that Mars is the most likely target for life outside the Earth.
Su önemli çünkü, hayatın olmasını istiyorsanız, su olması lazım.Water is important because if you want life you have to have water.
Su, evrimin, gezegende hayatın ortaya çıkmasındaki en önemli bileşen.Water is the key ingredient in the evolution, the origin of life on a planet.
İstediğimiz hayatın sınırlarını çizmek ve uygulayabilmek için gerekli sorumluluğu almalıyız.We have to be responsible for setting and enforcing the boundaries that we want in our life.
Daha dengeli olmak hayatında devasa değişiklikler yapmanı gerektirmez.Being more balanced doesn't mean dramatic upheaval in your life.
Hayatın boyunca hissettin. Bu dünyada yanlış olan bir şeyler vardı.You've felt it your entire life that there is something wrong with the world.
Bu hayatınızın daha büyük bir amacı var.That your life has a greater purpose.
Hayatın mükemmel diye her şey kusursuz mu?Is everything just dandy if you're better than others?
Bunun hayatınızda sadece bir başka gün olduğunu mu düşünüyor sunuz?You think this is just another day in your life?
Benzer bir şey olay onun hayatında da yaşanmış.There is a story about his life about the same thing.
Bu, insan hayatındaki en büyük yatırımlardan birisi.People, this is the biggest investment of their life.
Hayatınızı değiştirmek üzereyim.I'm about to change your life.
Hayatınızı değiştirecek bir şey.It is a life-changer.
Neptün'ün muhtemelen hayatınızda çok büyük önemi yoktur.Neptune's probably not very big in your life.
İnsan vücudunun oluşmaya başladığı andan beri ölüm, hayatın ayrılmaz bir parçası.From the very beginning of the humans body's journey death becomes an essential part of life.
Ölümün, hayatın yaratıcı gücünün bir parças olduğunu düşünebiliriz.In this way we can think of death as part of the creative force of life.
Amelora'yla birlikte Herbie, hayatının son anlarını çekmemize izin verdi.Herbie, together with Hannelorre has decided to let us film the final moment of his life.
Ve hayatını benimle paylaştığı için ona çok minnettarım.And I thank her, deeply, for sharing her life with me.
Böylece, o, onun yeniden nasıl rahatsız düşünmek için uzun bir zaman vardı sıfırdan hayatını.Thus, he had a long time to think undisturbed about how he should reorganize his life from scratch.
Bu hayatınızı mahvedecekse, bence burada yaşamamalısınız.Well, if that ruins your life, well, then, you shouldn't live there.
Bu düz konuşma, Mary Lennox, kendisi ile ilgili gerçeği hiç duymadığım hayatında.This was plain speaking, and Mary Lennox had never heard the truth about herself in her life.