Ana içeriğe geç
Sözlük

hayat boyu ile cümle

hayat boyu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Boston'a gitmek Tom'un hayat boyu rüyasıydı.Going to Boston was Tom's lifelong dream.
Sana hayat boyu başarılar dilerim, canım arkadaşım.Wishing you success forever, my dear friend.
Bu hayat boyu bir kez gelecek bir fırsat.It's a once in a lifetime opportunity.
Princeps senatus hayat boyu yapılan bir atama değildi.The princeps senatus was not a lifetime appointment.
Çocukluktan kalan takma adı olan "Cubby", hayat boyunca ona eşlik etti.His childhood nickname, "Cubby", accompanied him through his life.
George Cukor ve Hepburn hayat boyu arkadaş oldular -birlikte on film çektiler.George Cukor became a lifetime friend and colleague—he and Hepburn made ten films together.
1985 yılında Kadınlar Partisi Hayat Boyu Sanat ödülünü aldı.In 1985 she received the Women's Caucus for Art Lifetime Achievement Award.
Hayat boyunca süren tedavilerde işaretlerin izlenmesi için kullanılıyor.It's been used for life-long medicine to monitor signs over long periods of time.
Dorduncusu ogrenmeye devam etmektir ve devam etmek onemlidir -- tum hayat boyunca ogrenmek.The fourth is keep learning and keep is important -- learning throughout the whole life course.
Hayat boyunca Baş KonsülNapoleon Bonaparte First Consul for Life.
Hayat boyu sigara kullanan her 2 insandan 1'i önünde sonunda sigaradan ölecek.Approximately 1 of every 2 lifelong smokers will eventually die from smoking.
3-4 sigara içerseniz, hayat boyu sigara bağımlısı olabilirsiniz.If you smoke 3 or 4 cigarettes, you are likely to be addicted for life.
Hayat boyu süren değişken bir süreç.A dynamic process that continues throughout life.
Bu fakir ülkelerdeki tüm hastalarda hayat boyu devam eden bir tedavi için gerçekci değil.It's not realistic with lifelong treatment for everyone in the poorest countries.
Bunu yaparsan, hayat boyu hatırlayacaksın.If you do, you'll remember this the rest of your life.
Çocuklukta bir kez kurulan eşleşmeler hayat boyunca sabit kalır.Once established in childhood, pairings remain fixed for life.
Bi defasında bir bana hayat boyu şu şekilde yürümekten bahsetti.Somebody once told me it's like walking through life like this.
1860'da Stebbins, hayat boyu ortağı olan Cushman'ın büstünü de tamamladı.In 1860, Stebbins also completed a bust of Cushman, her lifelong partner.
ÖSS'de, hayat boyu arkadaş kaldığı Herbert Marcuse ve gelecekteki eşi Elizabeth Ito ile tanıştı.He met Herbert Marcuse, a lifelong friend, and also his future wife, Elizabeth Ito, at the OSS.
Ya yaşam boyu bir dost ya hayat boyu bir ders.Entweder bekommt man einen Freund fürs Leben oder man erhält eine Lektion fürs Leben.
Uganda'da eşcinsellikle suçlananlar en fazla hayat boyu hapis cezasına çarptırılır.In Uganda droht Homosexuellen lebenslange Haft.
Seçimle gelmeyen ama kralın güvendiği senato üyeleri, hayat boyu atandılar.Die Senatoren des Königreiches wurden nicht gewählt, sondern vom König auf Lebenszeit ernannt.
Bu konseye üyelik hayat boyu olmakta.Die Mitgliedschaft im Rat bestand auf Lebenszeit.
Bu konseye üyelik hayat boyu olmakta.Les sociétaire en sont membres à vie.
1937 yılında, hayat boyu beraber çalışacağı üniversite arkadaşı Linda Schreiber ile evlendi.En 1937 se casó con la arqueóloga Linda Schreiber, que también fue compañera de trabajo.
Berlinde bulunduğu sürede Einstein ile hayat boyu sürecek olan arkadaşlığa başlamıştır.Poco después conoció en Basilea a Erasmo, con quien mantendría amistad toda la vida.
Ancak hayat boyu tütün kullananlar için bu oran %50'lere yükselir.Reducirá hasta en un 50% los tiempos de traslado para el usuario.
Hayat boyunca üç fahri doktora kazandı.He sobrevivido a tres de mis doctores.
Princeps senatus hayat boyu yapılan bir atama değildi.Il princeps senatus non era una carica a vita.
Kendi adıma konuşmam gerekirse, taç giydiğim günü -yüz yıl bile yaşasam da- hayat boyu unutmayacağım."Per la mia vita, se noi vinciamo e sopravviverò, non ti rivolgerò più alcuna parola".
Bu konseye üyelik hayat boyu olmakta.Членство в клубе пожизненное.
George Cukor ve Hepburn hayat boyu arkadaş oldular -birlikte on film çektiler.أصبح جورج كوكور صديق وزميل لمدى الحياة، وقدم هو وهيبورن عشرة أفلام معًا.
Bu durumda genellikle hayat boyunca süren devamlı tedavi yapılması gerekir.وغالبا ما يتطلب العلاج طوال فترة حياة الشخص المصاب.
Bu durumda genellikle hayat boyunca süren devamlı tedavi yapılması gerekir.Em muitos casos o tratamento deve ser feito para o resto da vida.
Seçimle gelmeyen ama kralın güvendiği senato üyeleri, hayat boyu atandılar.Os membros do Senado não eram eleitos, mas eram confidentes do rei e eram nomeados de modo vitalício.
Bu konseye üyelik hayat boyu olmakta.Fará parte deste grupo durante toda a sua vida.
29 Eylül 2011'de Hayat boyu Fransa büyükelçiliğine yükseltilmiştir.Em 29 de outubro de 2013 foi nomeado embaixador da França na Federação Russa.
Çocukluktan kalan takma adı olan "Cubby", hayat boyunca ona eşlik etti.Jean Harlow era apelidade de "O Bebê", nome que a acompanhou por toda a vida.
Başka bir deyişle, fetal iyi beslenememe, hayat boyu süren bağışıklık sistemi zayıflığına neden olabilir.O subdesenvolvimento do feto pode também ter como consequência deficiências imunitárias ao longo da vida.
1989 senesinde Amerikan Film Enstitüsü tarafından hayat boyu ödülü de verilmiştir.In 1989 kreeg hij een Lifetime Achievement Award van het Amerikaanse Film Instituut.
Kasım 2011'de Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano tarafından hayat boyu senatör ilan edildi.Op 9 november 2011 werd Monti door president Giorgio Napolitano benoemd tot senator voor het leven.
Bu zikre genellikle hayat boyu devam edilir.Het dieet moet meestal levenslang gevolgd worden.
Topluluklarda aynı tipi aynı oyuncu hayat boyu oynardı.W zespole pełnił rolę klawiszowca podczas występów na żywo.
Bu konseye üyelik hayat boyu olmakta.Сама графиня прожила довге життя.
Bu durumda genellikle hayat boyunca süren devamlı tedavi yapılması gerekir.Лікування має бути постійним, протягом всього життя.
George Cukor ve Hepburn hayat boyu arkadaş oldular -birlikte on film çektiler.Джордж К'юкор став її другом і колегою на все життя, загалом вона знялася в десяти його фільмах.
Topluluklarda aynı tipi aynı oyuncu hayat boyu oynardı.У цьому театрі акторка й працювала усе своє життя.
Topluluklarda aynı tipi aynı oyuncu hayat boyu oynardı.Herec hrál často celý život stejnou postavu.
Princeps senatus hayat boyu yapılan bir atama değildi.Princeps senatus nu reprezenta un mandat pe viață.
Bu konseye üyelik hayat boyu olmakta.Az egyházelnökség életfogytig szól.
Reaktivasyon tüm hayat boyunca ara sıra bazen de sık olarak görülür.A panaszok súlyossága túlnyomórészt az egész élet folyamán relatíve állandó marad.
Bu konseye üyelik hayat boyu olmakta.Neuvoston jäsenyys oli elinikäinen.
Bu zikre genellikle hayat boyu devam edilir.Tilstanden varer som regel ved livet igennem.
Bu konseye üyelik hayat boyu olmakta.En plads i rigsrådet var for livstid.
Uganda'da eşcinsellikle suçlananlar en fazla hayat boyu hapis cezasına çarptırılır.Di Uganda, kaum homoseksual dapat diganjar hukuman penjara seumur hidup.
Bu konseye üyelik hayat boyu olmakta.Keanggotaannya dalam organisasi yang terakhir itu berlaku seumur hidup.
Başka bir deyişle, fetal iyi beslenememe, hayat boyu süren bağışıklık sistemi zayıflığına neden olabilir.Demikian juga, kekurangan gizi pada janin dapat menyebabkan kerusakan sistem kekebalan seumur hidup.
Çocukluktan kalan takma adı olan "Cubby", hayat boyunca ona eşlik etti.Harlean còn được gọi là "Baby", cái tên này về sau đã gắn bó với cô suốt cuộc đời.
Bu konseye üyelik hayat boyu olmakta.Những vị Nguyên lão này có nhiệm kỳ suốt đời.
Başka bir deyişle, fetal iyi beslenememe, hayat boyu süren bağışıklık sistemi zayıflığına neden olabilir.Tương tự như vậy, suy dinh dưỡng thai nhi có thể gây suy yếu hệ thống miễn dịch suốt đời.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
hayat boyu ile cümle - hayat boyu kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App