Babel'in ihtişamını hayal edebiliyor musun?Can you imagine Babel's splendor?
Elektriksiz bir dünya hayal edemiyorum.I can't imagine a world without electricity.
Sen bir şeyler hayal ediyorsun.You are imagining things.
Tom hayallerimin adamı.Tom is the man of my dreams.
Tom hayaletlerden korkuyor.Tom is scared of ghosts.
Mary hayallerimin kadını.Mary is the woman of my dreams.
Umarım bütün hayallerin gerçek olur.I hope all your dreams come true.
Hepimiz oyunla hayal kırıklığına uğradık..We were all disappointed with the game.
Oyun yüzünden hepimiz hayal kırıklığına uğradık.We were all disappointed by the game.
Tom gerçekten bir hayalet gördüğünü söylüyor.Tom says he has actually seen a ghost.
Astronot olmak her zaman ilk hayalimdi.Being an astronaut was always my first dream.
Birçok insan hemen zengin olmak hayaliyle piyango bileti alır.Many people buy lottery tickets with the dream of immediately becoming wealthy.
Buraya yeni cümleler eklemeye çalışmak için birçok hayal gücü gereklidir.A lot of imagination is needed to try to add new sentences here.
Üretken düşünce ve yaratıcılık; hayal gücü olmadan düşünülemez.Productive thinking and creativity are unthinkable without imagination.
Hayal yaşamlarımızın her kısmını etkiler.Imagination affects every part of our lives.
Beni geçen gün yaptığınız şekilde hayal kırıklığına uğratmayın.Don't disappoint me the way you did the other day.
Artık beni hayal kırıklığına uğratma.Don't disappoint me anymore.
Öfke ve hayal kırıklığı için minnettarım.I am thankful for anger and disappointment.
O, hayallerinin gerçek olacağını hiç düşünmemişti.She never thought her dreams would come true.
Ben asla umut ve hayallerin düşüncelerini bulmayacağım.I will never find thoughts of hope and dreams.
Niçin hayal ederiz?Why do we dream?
Hayalim gerçekleşti.My dream came true.
Hayallerimiz gerçek oldu.Our dreams came true.
Onu hayal ederdim.I used to dream of him.
O sonuçlar yüzünden hayal kırıklığına uğradım.I was disappointed with those results.
Ben şiddetli bir hayal kırıklığına uğradım.I was bitterly disappointed.
O, sonuçlarla ilgili hayal kırıklığına uğramış gibi görünüyor.He seemed disappointed with the results.
O zengin olma hayaliyle Tokyo'ya geldi.He came to Tokyo with the dream of becoming rich.
O zengin olma hayaliyle Tokyo'ya gitti.He went to Tokyo with the dream of becoming rich.
O eve aceleyle gitti ama boş bulduğunda hayal kırıklığına uğradı.He hurried to the house, but was disappointed to find it empty.
Bir hayalet gibi solgun görünüyorsun.You look pale as a ghost.
Ben hayal mi görüyorum?Am I seeing things?
Hayal kırıklığına uğramış olarak eve geldi.She came home disappointed.
Haberi duyduğumda hayal kırıklığına uğramaktan kendimi alamadım.I couldn't help but feel disappointed when I heard the news.
Amerika Birleşik Devletleri, kendisini dünyanın en özgür ülkesi olarak hayal ediyor.The United States fancies itself the world's freest nation.
Linda o kadar hayal kırıklığına uğradı ki gözyaşlarına boğuldu.Linda was so disappointed that she burst into tears.
Robert her zaman bir pilot olmayı hayal etti.Robert had always dreamed of becoming a pilot.
Yabancı bir ülkede onunla görüşeceğini hiç hayal etmemişti.She never dreamed she'd meet him in a foreign country.
Sen onun ne kadar da mutlu olduğunu hayal edemezsin.You can't imagine how happy she was.
Haberi duyduğumda çok hayal kırıklığına uğradım.I was very disappointed when I heard the news.
Onu hayal ettim.I imagined that.
Onu hayal etmezdim.I wouldn't have dreamt of it.
Hayal kırıklığına uğrama.Don't be disillusioned.
Güzel bir kadın hayal ediyorum.I dream about a beautiful woman.
Onu hayal bile edemiyorum.I can't imagine it.
Mary Tom'un hayalarına tekme attı.Mary kicked Tom in the balls.
Tom bir hayalet gördü.Tom saw a ghost.
Tom hayaletlerin gerçek olmadığını söylüyor.Tom says that ghosts aren't real.
Arkadaşım hayaletlere inanmaz.My friend doesn't believe in ghosts.
Benim hayalim bir öğretmen olmaktır.It is my dream to become a teacher.
Onun hayali bitti.Her dream is over.
Hayallerinizi kucaklayın.Embrace your dreams.
O hayaletlerin varlığını kanıtlamaya çalışıyor.She is trying to prove the existence of ghosts.
Tom sık sık onu hayal etti.Tom dreamed of her often.
Beni hayal kırıklığına uğratmadı.He did not disappoint me.
O onu hayal kırıklığına uğratmadı.She did not disappoint him.
Bir genç hayal kurabilir, değil mi?A boy can dream, right?
Senden yana çok hayal kırıklığına uğradım.I'm very disappointed in you.
Ben şeyler hayal ediyor olmalıyım.I must be imagining things.
Bir hemşire olduğunu hayal etti.She dreamed of becoming a nurse.