Başarılı bir iş adamı olmanın hayalini kurardım.I used to dream about being a successful businessman.
Su altında nefes alabilmenin hayalini kurardım.I used to dream about being able to breathe underwater.
Santrancı gerçekten iyi oynayabilmenin hayalini kurardım.I used to dream about being able to play chess really well.
Hayal ettiğim tek kişisin.You're the one I've been dreaming of.
Hayallerin gerçek olsun!May all of your wishes come true!
Bir bilge bir defasında yaşamın hayal kırıklıkları dizisi olduğunu söyledi.A wise man once said, life is a series of disappointments.
Evrim teorisi benim hayal kapsamını aşar.The theory of evolution surpasses the scope of my imagination.
Tom'un vize alamadığını duymak bizi hayal kırıklığına uğrattı.We were disappointed to hear that Tom couldn't get a visa.
Tom hayaletlerden korkmadığını söyledi.Tom told me that he wasn't afraid of ghosts.
Tom biraz hayal kırıklığı uğramış gibi görünüyordu.Tom seemed to be somewhat disappointed.
Tom'un ünlü bir tenis oyuncusu olma hayalleri vardı.Tom had dreams of becoming a famous tennis player.
Tom Boston'un merkezinde bir ev sahibi olmayı hayal ediyor.Tom dreams of owning a house in the center of Boston.
Tom bir milyoner olmayı hayal ediyor.Tom dreams of becoming a millionaire.
Tom bir astronot olma hayalinden vazgeçmek istemiyor.Tom doesn't want to give up his dream of becoming an astronaut.
Tom hayaletlerin var olduğuna inanmıyor.Tom doesn't believe that ghosts exist.
Tom hayaletlere inanmıyor.Tom doesn't believe in ghosts.
Tom beni hayal kırıklığına uğrattı.Tom disappointed me.
Tom'un hayali Mary ile dünya çapında rahat etmek.Tom's dream is to travel around the world with Mary.
Tom Mary'nin zaten evli olduğunu duyduğu için hayal kırıklığına uğradı.Tom was disappointed to hear that Mary was already married.
Tom Mary'nin performansında hayal kırıklığına uğradı.Tom was disappointed in Mary's performance.
Tom Mary ile tanıştığını hayal meyal hatırlıyor.Tom vaguely remembers meeting Mary.
Tom Mary'nin onu terk edeceğini asla hayal bile etmedi.Tom never dreamed that Mary would ever leave him.
Tom Mary'yi hayal kırıklığına uğrattı.Tom disappointed Mary.
Tom Mary'yi hayal kırıklığına uğratmak istemedi.Tom didn't want to disappoint Mary.
Mary'nin onu gerçekten söyleyeceğini hayal edemedi.Tom couldn't imagine that Mary would really say that.
Mary, Tom hakkında hayal kurardı.Mary used to dream about Tom.
Mary, Tom'la evlenmeyi hayal ederdi.Mary used to dream about marrying Tom.
Mary evlenme hakkında hayal kurardı.Mary used to dream about getting married.
Mary bir gün bir prensle karşılaşacağını ve onların evleneceklerini hayal etti.Mary dreamed that one day she would meet a prince and they would get married.
Geniş bir hayal gücün var.You've got a vivid imagination!
Hayaller her zaman yerine gelmez.Dreams are not always fulfilled.
Konser büyük bir hayal kırıklığıydı.The concert was a big disappointment.
Parti büyük bir hayal kırıklığıydı.The party was a big disappointment.
Tom kendini birini vururken hayal edemedi.Tom couldn't imagine himself shooting anyone.
Tom her zaman bir kelle avcısı olmayı hayal etti.Tom always dreamed of becoming a bounty hunter.
Tom'un bir garajda çalıştığını hayal edebiliyor musun?Can you imagine Tom working in a garage?
Bunu hayal bile edemiyorum.I can't imagine that.
Evrenin boyutu hayal edilemez.The size of the universe is unimaginable.
Onun hayal edebileceğinden daha değerli bir yüzüğü var.She has a ring worth more than she can imagine.
Onun en büyük hayali bir yerli gibi konuşabilmek.His biggest dream is being able to speak like a native speaker.
Beni hayal kırıklığına uğratıyorsun.You disappoint me.
Senin hayal kırıklığına uğrattım.I'm disappointed in you.
Tom evinde bir hayalet gördüğünü söylüyor.Tom says he saw a ghost in his house.
Tom bir hayalet görmüş gibi görünüyordu.Tom looked as if he'd seen a ghost.
Tom'un etkili bir hayal gücü var.Tom has a vivid imagination.
Tom hayal kırıklığına uğramış hissetti.Tom felt frustrated.
Tom bir rock yıldızı olmayı hayal etti.Tom dreamed of becoming a rock star.
Tom hayal kırıklığına uğramak istemiyor.Tom doesn't want to be disappointed.
Tom kesinlikle izleyiciyi hayal kırıklığına uğratmadı.Tom certainly didn't disappoint the audience.
Tom bir oşinograf olma hayalinden vazgeçti.Tom abandoned his dream of becoming an oceanographer.
Onun yeni filmi hayal kırıklığına uğratıcıdır.His new movie is disappointing.
O, çocukluğumdan beri benim hayalim.It's been my dream since I was a little boy.
Bu benim en büyük hayalim.It's my biggest dream.
Benim hayalim ben emekli olduğumda işimi devralacak bir erkek evlada sahip olmaktır.It's my dream to have a son who'll take over my business when I retire.
Seni hayal kırıklığına uğratmamak için elimden geleni yapacağım.I'll do my very best not to disappoint you.
Tom seni hayal kırıklığına uğratmayacaktır.Tom won't let you down.
Tom hayal kırıklığına uğradı.Tom was disillusioned.
Tom hayal görüyordu.Tom was daydreaming.
Tom biraz hayal kırıklığına uğramıştı.Tom was a little disappointed.
Büyü ve canavarlar hayal ürünüdürler.Magic and monsters are products of the imagination.