Ben asla seni hayal kırıklığına uğratmayacağımI would never let you down.
Bunu duymak beni hayal kırıklığına uğrattı.I'm disappointed to hear that.
Bir general olmayı hayal etmeyen bir asker kötü bir askerdir.A soldier who doesn't dream of becoming a general is a bad one.
İğrenmiştim ve hayal kırıklığına uğramıştım.I'm disgusted and disappointed.
Ben şaşırdım ve hayal kırıklığına uğradım.I'm surprised and disappointed.
Tom'un onu yaptığını hayal edemiyorum.I can't imagine Tom doing that.
Onun ne yapabileceğini hayal bile edemezsin.You can't even imagine what he's capable of.
"Bence bu mümkün. Denemeli miyiz?" "Her zaman hayal kurabiliriz.""I think it's feasible. Should we try?" "We can always dream..."
Yine Boston'da olduğumu hayal ettim.I dreamed I was in Boston again.
Takımı hayal kırıklığına uğratırım gibi hissediyorum.I feel like I let the team down.
Ben sadece hayal kırıklığımı dışa vuruyorum.I'm just venting my frustration.
Ben sadece hayal kırıklığımı dışa vuruyordum.I was just venting my frustration.
Tom, kız arkadaşı onu henüz geri aramadığı için hayal kırıklığına uğradı.Tom is frustrated that his girlfriend hasn't yet called him back.
Onun meslektaşlarının geri dönüşümü olmadığında Mary hayal kırıklığına uğrar.Mary gets frustrated when her colleagues do not recycle.
Tom geçmişinin hayaletleriyle boğuşuyor.Tom is haunted by the demons of his past.
Tom geçmişinin hayaletleriyle boğuşuyordu.Tom was haunted by the demons of his past.
Hiç de hayal kırıklığına uğramadım.I'm not disappointed whatsoever.
Açıkçası çok hayal kırıklığına uğradım.I'm obviously very disappointed.
O hayal kırıklığına uğramış ve üzgün görünüyordu.She seemed disappointed and sad.
Ben çok kızgın ve hayal kırıklığına uğramışım.I'm very angry and disappointed.
Bir hayal dünyasında yaşıyorsun.You live in a fantasy world.
Tom'u hayal kırıklığına uğratmaktan nefret ederim.I'd hate to disappoint Tom.
Hayalet duvardan geçti.The ghost went through the wall.
Evcil kuşlar özgürlüğü hayal eder. Vahşi kuşlar uçar!Tame birds dream of freedom. Wild birds fly!
Bence tasarımcılarımızın hayal gücü yetersiz.I think our designers lack imagination.
Çocuklar korkunç biçimde hayal kırıklığına uğramış görünüyordu.The boys look horribly disappointed.
Hayal gücü olmayan insanlar böyle yapar.That's what unimaginative people do.
Hayallerini canlı tutuyorlar.They're keeping their dream alive.
Öyle bir şeyi hayal edebiliyor musun?Can you imagine a thing like that?
Onları hayal kırıklığına uğratmak istemiyoruz.We don't want to disappoint them.
İzleyen hiç kimse hayal kırıklığına uğramadı.No one watching was disappointed.
Tom'un faydalı bir şey yapmasını hayal edebiliyor musun?Can you imagine Tom doing anything useful?
Çocuklar çok hayal kırıklığına uğramış görünüyorlar.The boys look very disappointed.
Oğlanlar çok hayal kırıklığına uğramış görünüyorlar.The boys look very disappointed.
Tom'un da bazı hayal kırıklıkları vardı.Tom also had some disappointments.
Tom da bazı hayal kırıklıkları yaşadı.Tom also had some disappointments.
Bu kitap bir hayal kırıklığı oldu.This book was a disappointment.
Acı hayal edilemezdi.The suffering was unimaginable.
Asla hayal kırıklığına uğramadık.We've never been disappointed.
Annemi hayal kırıklığına uğratamadım.I couldn't let my mother down.
Tom korkunç bir hayal kırıklığına uğramıştı.Tom was horribly disappointed.
Bu olayı hayal ettik.We dreamed of this happening.
Tom doğal olarak hayal kırıklığına uğradı.Tom is naturally disappointed.
Hayal gücümü canlandırdı.It stimulated my imagination.
Hayal kırıklığını anlıyorum.I understand the frustration.
Hayal etmek zor değildir.That's not hard to envision.
O bir çocukluk hayali gibidir.It's like a childhood dream.
Hala hayal kırıklığına uğramış durumdayım.I still remain disappointed.
Onu hayal edemiyordum.I couldn't have imagined it.
Hayal kırıklığı seviyeleri yüksektir.Frustration levels are high.
Tom nasıl hissettiğini hayal edebiliyor musunuz?Can you imagine how Tom felt?
Tom bir hayalet yazar olarak çalışıyor.Tom works as a ghost writer.
Onu hayal etmeme gerek yok.I don't need to imagine it.
Onları hayal kırıklığına uğratmamalıyız.We must not let them down.
Tom kendi hayal gücünü kullandı.Tom used his imagination.
Derinden hayal kırıklığına uğradım.I'm deeply disappointed.
Tom profesyonel olmayı hayal ediyordu.Tom dreamed of going pro.
Tomsuz hayatı hayal et.Imagine life without Tom.
Hayalindeki iş ne?What's your dream job?
Bu boş hayal değil.It's not a pipe dream.