Bu onu hayal kırıklığına uğrattı.It disappointed him.
Ben onları hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum.I don't want to disappoint them.
Senin hakkında hayal kuruyordum.I was dreaming about you.
Onlar hakkında hayal kuruyordum.I was dreaming about them.
Onun hakkında hayal kuruyordum.I was dreaming about him.
Senin hakkında hayal kurmaya devam ediyorum.I keep dreaming about you.
Onlar hakkında hayal kurmaya devam ediyorum.I keep dreaming about them.
Onun hakkında hayal kurmaya devam ediyorum.I keep dreaming about him.
Seni hayal kırıklığına uğratmak istemedim.I wouldn't want to disappoint you.
Yoksul bir adamın oğlu olan Dan, bir üniversite eğitiminin hayalini kuruyordu.Dan, the son of a poor man, dreamed of a university education.
Sana Dan'ın ne kadar hayal kırıklığına uğradığını söyleyemem.I can't tell you how disappointed Dan was.
Benim hayalim, akıcı bir şekilde Çince konuşmak.My dream is to speak Chinese fluently.
Çocukların bazen hayali arkadaşları vardır.Children sometimes have imaginary friends.
Tom'un hayali bir arkadaşı var.Tom has an imaginary friend.
Mary'nin hayali bir arkadaşı var.Mary has an imaginary friend.
Bütün hayallerim gerçek olacak.All my dreams will come true.
Param yok ama bir hayalim var!I don't have money, but I do have a dream!
Tom, tavsiyeleri sağır kulaklara düştüğünde hayal kırıklığına uğradı.Tom became frustrated when his suggestions fell on deaf ears.
Dünya 23,5 derecelik açıyla hareket ettirildiğinde hayali bir eksen üzerinde döner.The Earth rotates on an imaginary axis which is tilted at a 23.5 degree angle.
Clyde üniversiteye gitmeyi ve bir astronom olmayı hayal etti.Clyde dreamed of going to college and becoming an astronomer.
Onun hayal kırıklığını anlıyorum.I understand his frustration.
Tom'un hayal kırıklığını anlıyorum.I understand Tom's frustration.
Durumu hayal etmeye çalışın.Try to imagine the situation.
Uyku tulumlarımıza girdik ve sonra Tom hayaletler hakkında bir hikaye anlattı.We got into our sleeping bags, and then Tom told a story about ghosts.
Dan bunu hayal bile etmedi.Dan didn't even imagine this.
Dan hayal edilebilecek en kötü suçu işledi.Dan committed the worst imaginable crime.
Uzaylı, bir hayalet gibi bedensizdir.The alien is incorporeal, like a ghost.
İşleri hayal etmediğinden emin misin?Are you sure you're not imagining things?
Bir şeyler hayal etmediğinden emin misin?Are you sure you aren't imagining things?
Onu hayal etmek neredeyse imkansız.It's almost impossible to imagine.
Hayalet olduğuna emin misin?Are you sure it was a ghost?
Onun bir hayalet olduğuna emin misin?Are you sure it was a ghost?
Hakkında hayal kurduğun bu değil mi?Isn't this what you've been dreaming about?
Dün gece bir hayalet gördüm.I saw a ghost last night.
Hayalet diye bir şey yoktur.There are no such things as ghosts.
Sırf hayaletleri göremiyorsun diye, bu onların var olmadığı anlamına gelmez.Just because you can't see ghosts, it doesn't mean that they're not there.
Her şey bir hayalden ibaret.Everything is just an illusion.
Umarım sen ve Tom çok hayal kırıklığına uğramazsınız.I hope you and Tom won't be too disappointed.
Umarım çok hayal kırıklığına uğramazsın.I hope you won't be too disappointed.
Milyoner olmanın hayalini kurarız.We dream of being millionaires.
Tom gerçeklik ve hayal arasındaki farkı ayırt edemez.Tom cannot distinguish between reality and imagination.
Bu resme baktığınızda ne hayal edersiniz?What do you imagine when you look at this picture?
Tom bana hayal kırıklığına uğradığını söyledi.Tom told me that he was disappointed.
Hayalperest tam olarak ne anlama gelir?What does quixotic mean exactly?
Büyük başarı kutlamasını sıklıkla acı hayal kırıklığı takip eder.Great jubilation is often followed by bitter disappointment.
Onun arkadaşı sanki bir hayaletmiş gibi Thomas ayağa fırladı.Thomas jumped up, as if his friend were a ghost.
Ailemi hayal kırıklığına uğratmak istemiyordum.I didn't want to disappoint my parents.
Cadılar Bayramı cadılar ve hayaletler zamanıdır.Halloween is the time of witches and ghosts.
Hayali şeyleri durdurun.Stop imagining things.
Seni hayal kırıklığına uğrattığımı düşünmedin, değil mi?You didn't think I let you down, did you?
O, bir gülümseme ile hayal kırıklığını gizledi.She covered up her disappointment with a smile.
O sadece hayali.It's just imaginary.
Mary hayal kırıklığına uğradı.Mary was disappointed.
Tom sabırsızlanmaya ve hayal kırıklığına uğramaya başladı.Tom started getting impatient and frustrated.
Çok hayal kırıklığına uğradım, Mary bilgisayarını onaramadı.Much to my disappointment, Mary failed to repair the computer.
O hayalet gibiydi.It was spooky.
Hayal ettiğimden daha güzelsin.You're more beautiful than I imagined.
Bütün gece hayalet hikâyeleri anlatarak uyanık kaldık.We stayed awake all night telling ghost stories.
Hayal gücü çok güçlü bir araçtır.Imagination is a very potent tool.
Hayal kurmayı kes.Stop daydreaming.