Hayal gücümü kullanacağım.I'll use my imagination.
Sen Tom'un nasıl hissettiğini hayal edebilirsin.You can imagine how Tom felt.
Onların nasıl hissettiklerini hayal edebilirsin.You can imagine how they felt.
Tom hayal kırıklığını gizleyemedi.Tom couldn't hide his disappointment.
Tom'un ne hakkında bu kadar endişeli olduğunu hayal bile edemiyorum.I can't imagine what Tom is so worried about.
Sanırım sizi hayal kırıklığına uğratmak istemedim.I guess I didn't want to disappoint you.
Tom'un Mary'de ne gördüğünü hayal bile edemiyorum.I can't imagine what Tom sees in Mary.
Tom bir hayalperest.Tom is a visionary.
Devamlı hayâlini kurduğun evi satın alabilseydin, ne olurdu?What if you were able to buy the house you've always dreamed of?
Ne bir hayal kırıklığı!What a letdown!
Hem Tom hem de Mary hayal kırıklığına uğramışlardı.Both Tom and Mary were disappointed.
Tom hayal kırıklığına uğramış olabilir.Tom might've been disappointed.
Tom açıkçası çok hayal kırıklığına uğradı.Tom was obviously very disappointed.
Tom Havard'a girebileceğini bir an için asla hayal etmedi.Tom never for one moment imagined that he'd be able to get into Harvard.
Tom birincilik ödülünü kazanacağına dair hiç hayal kurmadı.Tom never dreamed that he would win first prize.
Hayal kurmaktan vazgeç.Stop dreaming.
Bu, Tom'u hayal kırıklığına uğrattı.It disappointed Tom.
Onu yapmayı hayal edemiyorum.I can't imagine doing that.
Beni hiç hayal ettin mi?Have you ever dreamed of me?
Seni hayal kırıklığına uğrattım mı?Have I disappointed you?
Bunun seni hayal kırıklığına uğratmasına izin verme.Don't let it get you down.
Evde olmadığın için hayal kırıklığına uğradım.I was disappointed because you weren't at home.
Mary'nin en büyük hayal kırıklığı çocuk sahibi olamamaktır.Mary's biggest disappointment in life is not being able to have children.
Ben hep Avustralya'ya gitmeyi hayal ettim.I've always dreamed of going to Australia.
Gerçek aşk hayaletler gibidir, herkes ondan bahseder ama az sayıda insan görmüştür.True love is like ghosts, which everybody talks about but few have seen.
Belki onu sadece hayal ettim.Maybe I just imagined that.
Beni hayal kırıklığına uğratmaya çalışma.Try not to disappoint me.
Uçtuğumu hayal ettim.I dreamed I was flying.
Ben birçok hayal kırıklığı yaşadım.I've had too many disappointments.
Bu büyük bir hayal kırıklığıydı.It was a huge disappointment.
Ben çok hayal kırıklığına uğradım.I was very disappointed.
Neyse ki kimse hayal kırıklığına uğramayacak.Hopefully, no one will be disappointed.
Her zaman yurt dışında yaşamayı hayal ettim.I've always dreamed of living abroad.
Hayallerin gerçekleşecek.Your dreams will come true.
O, hayalini gerçekleştirmeden önce öldü.He died before he could realize his dream.
Mantık seni A'dan B'ye götürecektir. Hayal gücü seni her yere götürecektir.Logic will get you from A to B. Imagination will take you everywhere.
Çocukluk hayalim gerçekleşiyor.My childhood dream is coming true.
Sizi hayal kırıklığına uğrattığımı biliyorum fakat bunu telafi edeceğim.I know I've let you down, but I'll make it up to you.
Hayalim, Paris'te Fransızca öğrenim görmektir.My dream is to study French in Paris.
Ne kadar mutlu olduğumu hayal edemezsin.You can't imagine how happy I am.
Onun müziği bana hayal kurdurur.Her music makes me dream.
Onların müziği bana hayal kurduruyor.Their music makes me dream.
Ne kadar endişeli olduğumu hayal bile edemezsin.You can't imagine how concerned I was.
Mary, Tom'un tüm hayallerini gerçekleştirdi.Mary has made all Tom's dreams come true.
Ben yerli köyümü hayal ettim.I dreamed of my native village.
Bizi hayal kırıklığına uğrattın.You let us down.
Onları hayal kırıklığına uğrattın.You let them down.
Seni hayal kırıklığına uğrattım.I've let you down.
Onu hayal kırıklığına uğrattım.I've let him down.
Onları hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum.I don't want to let them down.
Onu hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum.I don't want to let him down.
Onları hayal kırıklığına uğratmayacağım.I won't let them down.
Onu hayal kırıklığına uğratmayacağım.I won't let him down.
Şimdi onları hayal kırıklığına uğratma.Don't let them down now.
Şimdi onu hayal kırıklığına uğratma.Don't let him down now.
Onları hayal kırıklığına uğrattım.I let them down.
Ben onu hayal kırıklığına uğrattım.I let her down.
Bu bizi hayal kırıklığına uğrattı.It disappointed us.
Bu onları hayal kırıklığına uğrattı.It disappointed them.
Bu beni hayal kırıklığına uğrattı.It disappointed me.