Tom başarılı bir iş adamı olmayı hayal etti.Tom dreamed of becoming a successful businessman.
Tom hayal kuruyor gibi görünüyor.Tom seems to be daydreaming.
Tom hayal kırıklığına uğrayacak.Tom is going to be disappointed.
Tom eve hayal kırıklığına uğramış olarak geldi.Tom came home disappointed.
Tom beni hiç hayal kırıklığına uğratmadı.Tom has never let me down.
Tom, bir yarış arabası pilotu olmayı hayal ediyordu.Tom dreamed of becoming a race car driver.
Hayalet görmüş gibisin.You look like you saw a ghost.
Ben ilkokuldayken bir pilot olmayı hayal ederdim.When I was in primary school, I dreamt of becoming a pilot.
Tom'un çok geniş bir hayal gücü var.Tom has a very vivid imagination.
Tom'un bereketli bir hayal gücü var.Tom has a fertile imagination.
Hayallerinden vazgeçme.Don't give up on your dreams.
Tom Mary'yi hayal kırıklığına uğratmadı.Tom didn't disappoint Mary.
Günümüzde hiç kimse hayaletlere inanmıyor.Nowadays no one believes in ghosts.
Tom şeyleri hayal ediyor olmalı.Tom must be imagining things.
Tom sanki hayalet görmüş gibi gözüküyor.Tom looks as if he's seen a ghost.
Tom sanki bir hayalet görmüş gibi görünüyor.Tom looks as though he's seen a ghost.
Tom bir hayalet görmüş gibi görünüyor.Tom looks like he's seen a ghost.
Tom hayal gücü çok kuvvetli değil, değil mi?Tom isn't very imaginative, is he?
O sadece senin hayalin.That's just your imagination.
Hem Tom hem Mary hayal kırıklığına uğramış görünüyor.Both Tom and Mary look disappointed.
Az görmenin bazı avantajları vardır; örneğin, o hayal gücünü geliştirir.Poor eyesight has its advantages, for example - it develops imagination.
Görme bozukluklarının hayal gücünü geliştirme gibi bazı iyi tarafları da vardır.Poor eyesight has some advantages, for example - it develops imagination.
Tom ameliyattan sonra uyandığında bir süre hayal dünyasındaydı.Tom was away with the fairies for a while when he woke up after his surgery.
Hayalim ünlü bir şarkıcı olmak.My dream is to become a famous singer.
Ben Tom'u hayal kırıklığına uğratmak istemedim.I didn't want to disappoint Tom.
Boston, hayal ettiğimden daha güzel.Boston is more beautiful than what I had imagined.
Tom'un hayalleri gerçekleşti.Tom's dreams have come true.
Mary'nin hepimizin hayal edebileceğinden çok daha fazla parası vardır.Mary has more money than any of us can imagine.
insanların neden hayaletlere inandıklarını anlamıyorum.I don't understand why people believe in ghosts.
Tom biraz hayal kırıklığına uğramış olacak.Tom is going to be a little disappointed.
Tom, beni hayal kırıklığına uğrattın.Tom, you've disappointed me.
Konser biraz hayal kırıklığına uğratıcıydı.The concert was a bit disappointing.
Tom sonuçlardan dolayı hayal kırıklığına uğramış görünüyordu.Tom seemed disappointed with the results.
Tom ailesini hayal kırıklığına uğratmak istemiyor.Tom doesn't want to disappoint his parents.
Mary partisine gelmediği için Tom hayal kırıklığına uğradı.Tom was disappointed that Mary didn't come to his party.
Gerçekten evimde bir hayalet var.There's really a ghost in my house.
Tom yarışı kazanmadığı için hayal kırıklığına uğradı.Tom was disappointed that he didn't win the race.
Tom yarışı kazanmamasına rağmen, çok hayal kırıklığına uğramış görünmüyor.Even though Tom didn't win the race, he doesn't seem too disappointed.
Hayal kuruyordum.I was daydreaming.
Herkesin bir hayale ihtiyacı var.Everyone needs a dream.
Çoğu kadın muhteşem bir düğün hayal eder.Most women dream of a splendid wedding.
Tom, sık sık kız arkadaşının hayalini kurar.Tom often dreams of his girlfriend.
Tom çok hayal kırıklığına uğramış olmalı.Tom must've been very disappointed.
Benim büyük beklentilerim yoktu bu yüzden hiç büyük hayal kırıklığı yok.I didn't have any great expectations, so there are no big disappointments.
Tom'un hayal ve planları, kağıttan bir kule gibi yıkıldı.Like a house of cards, Tom's dreams and plans came crashing down around him.
Hayalet yavaş yavaş, ciddi, sessizce yaklaştı.The Phantom slowly, gravely, silently, approached.
Ünlü biri hayal akıldan daha önemlidir dedi.Someone famous said that imagination is more important than intelligence.
Hayal olmadan, kişinin zihni bir hapishane gibidir.Without imagination, one's mind is like a prison.
Tom davet edilmediği için hayal kırıklığına uğradı.Tom was disappointed at not being invited.
Tom hayal kırıklığına uğramış görünmekten kendini alamadı.Tom couldn't help but look disappointed.
Her hayalin bir bedeli var.Every dream comes at a price.
Beni kurtarmaya gelişin hakkında hayal kurardım.I used to dream about you coming to save me.
Benimle hayal kırıklığına uğramış olman gerektiğini biliyorum.I know you must be frustrated with me.
Tom açıkça hayal kırıklığına uğramış ve umutsuz.Tom is clearly frustrated and desperate.
Tom'un ne düşündüğünü hayal bile edemem.I can't imagine what Tom was thinking.
Sanırım hayalindeki işi nihayet buldun.I think you've finally found your calling.
Ben hapisteyken sahili hayal ediyordum.When I was in prison, I dreamed of the beach.
Tom tamamen hayal görüyor.Tom is completely delusional.
Mavi bir Ferrari hayal edebiliyor musun?Can you imagine a blue Ferrari?
Onların hepsi hayal gücünüzün hayal ürünüdür.They're all figments of your imagination.