Tom hayal kırıklığına uğramış görünüyordu.Tom sounded disappointed.
Çok hayal kırıklığına uğramıştım.I was so disappointed.
Geleceği için büyük hayalleri var.She has big dreams for her future.
Stalin tüm insanların babasıydı. -onun sağlıksız hayal dünyasında.Stalin was the father of all peoples - in his own unhealthy imagination.
Her gece onun hayalini kuruyorum.I dream about him every night.
Her gece onu hayal ediyorum.I dream about her every night.
Hayal etmek zor.It's hard to imagine.
Nasıl yorgun olduğumu hayal edemezsin.You can't imagine how tired I am.
Onun nasıl olacağını hayal bile edemiyorum.I can't imagine what that would be like.
Bunun ne kadar küçük düşürücü olduğunu hayal bile edemezsin.You can't imagine how humiliating this is.
Kendimi bunu yaparken hayal edemiyorum.I can't imagine myself doing that.
Başka bir gezegende hayatın nasıl olacağını hayal edemiyorum.I can't imagine what life on another planet would be like.
Müziksiz bir dünya hayal edemiyorum.I can't imagine a world without music.
Ben Tom onu neden yapardı hayal edemem.I can't imagine why Tom would do that.
Müzik olmadan hayatımın nasıl olacağını hayal bile edemiyorum.I can't imagine what my life would be like without music.
Ailem olmadan hayatımın nasıl olacağını hayal edemiyorum.I can't imagine what my life would be like without my family.
Başka bir şey yapmayı hayal bile edemiyorum.I can't imagine doing anything else.
Tom'un şimdi ne hissettiğini hayal bile edemiyorum.I can't imagine what Tom is feeling now.
O filmi iki kez görmek isteyen birini hayal bile edemiyorum.I can't imagine anyone wanting to see that movie twice.
Almanya'da hayaletler vergi ödemez.In Germany ghosts don't pay taxes.
Köpeğim olmadan bir yere gitmeyi hayal bile edemiyorum.I can't imagine going anywhere without my dog.
Elektriksiz yaşamayı hayal bile edemiyorum.I can't imagine living without electricity.
Onu yapmanı istemeyi hayal bile etmezdim.I wouldn't dream of asking you to do that.
Tom hayal kırıklığını gizlemeye çalıştı.Tom tried to conceal his disappointment.
Benim kadar hayal kırıklığına uğradığına eminim.I'm sure you're as disappointed as I am.
Biz evimizi satmayı hayal etmedik.We wouldn't dream of selling our house.
Ben boşanmayı hayal bile edemiyorum.I can't imagine ever getting a divorce.
Onu yaparsan hayal kırıklığına uğrarım.I'd be disappointed if you did that.
Ben sana Tom'un bizi hayal kırıklığına uğratmayacağını söyledim.I told you Tom wouldn't let us down.
Tom biraz hayal kırıklığına uğramış görünüyordu.Tom sounded a little disappointed.
Tom, Mary'nin hayal kırıklığını fark etti.Tom noticed Mary's disappointment.
Tom'u hayal kırıklığına uğratmak istemedim.I wouldn't want to disappoint Tom.
Sana hayal kırıklığına uğrayacağını söyledim.I told you you'd be disappointed.
Tom'a söylemeyi hayal bile etmezdim.I wouldn't dream of telling Tom.
Ben senin kadar hayal kırıklığına uğradım.I'm as disappointed as you are.
Seni hayal kırıklığına uğratmamaya çalışacağım.I'll try not to disappoint you.
Herkesi hayal kırıklığına uğrattığım için üzgünüm.I'm sorry I let everyone down.
Asla seni hayal kırıklığına uğratmayacağım.I'm never going to let you go.
Tom öfkeli ve hayal kırıklığına uğramış.Tom is angry and frustrated.
Senin bir hayalet olduğunu sandım.I thought you were a ghost.
O bir hayal kırıklığıydı.That was a disappointment.
Umarım bu bir hayal değil.I hope this isn't a dream.
Seni hayal kırıklığına uğrattığım için üzgünüm.I'm sorry I let you down.
Sizi hayal kırıklığına uğrattığım için üzgünüm.I'm sorry I let you down.
Hayaletlerden korkmam.I'm not afraid of ghosts.
Onu hayal ettiğimi sandım.I thought I dreamed it.
Gerçekten hayal kırıklığına uğradım.I'm really bummed out.
Ben bunu asla hayal etmedim.I'd never dream of it.
Tom hayal kırıklığına uğramıştı.Tom was disappointed.
Tom'u hayal kırıklığına uğratmayacağım.I won't let Tom down.
Benim birçok hayallerim var.I have many dreams.
Senin hiç hayal gücün yok.You have no imagination.
O, senin hayal gücün hariç, yoktur.That doesn't exist except in your imagination.
Üzgünüm, hayal kuruyordum.Sorry, I was woolgathering.
Ben üzgün değilim ama gerçekten hayal kırıklığına uğradım.I'm not upset, but I'm really disappointed.
Hayal kırıklığına uğramıştın.You were disappointed.
Sen gerçekleşecek bir hayalsin.You're a dream come true.
Tom hayali bir dünyada yaşıyor.Tom lives in an imaginary world.
Tom hayal dünyasında yaşıyor.Tom lives in an imaginary world.
Annen için böyle bir hayal kırıklığısın.You have been such a disappointment to your mother.