Hayal kuruyorsun.You're dreaming.
Onun okula çıplak gelmek hakkında bir hayali vardı.He had a dream about coming naked to school.
Senin yaratıcı bir hayal gücün var.You have a fertile imagination.
Onun yaratıcı bir hayal gücü var.He has a fertile imagination.
Onun canlı bir hayal gücü var.She has a fertile imagination.
Hayalet kadar beyazsın. Hasta mısın?You're white as a ghost. Are you sick?
Seninle hayatımın geri kalanını hayal etmeye çalışıyorum.I've been trying to picture the rest of my life with you.
O annesini hayal kırıklığına uğratmak istemedi.He didn't want to disappoint his mother.
O, babasını hayal kırıklığına uğratmak istemedi.He didn't want to disappoint his father.
Tom'un benim tarafımdan hayal kırıklığına uğratılacağını düşündüm.I thought Tom would be disappointed in me.
Hayal kurduğun için seni suçlayamam.I can't blame you for dreaming.
Hayallerinden vazgeçemezsin.You can't give up on your dreams.
Sensiz bir gün hayal edemiyorum.I can't imagine a day without you.
Tom'un bunca yıldır Mary'ye nasıl katlandığını hayal bile edemiyorum.I can't imagine how Tom has put up with Mary all these years.
Böyle yaşamayı hayal bile edemiyorum.I can't imagine living like that.
Nasıl olması gerektiğini hayal bile edemiyorum.I can't imagine what it must've been like.
Sensiz hayat nasıl olurdu, hayal edemiyorum.I can't imagine what life would be like without you.
Tom'un ne hakkında düşünüyor olabileceğini hayal bile edemiyorum.I can't imagine what Tom might be thinking about.
Birinin neden öyle bir şey çalmak istediğini hayal bile edemiyorum.I can't imagine why anyone would want to steal something like that.
Nedenini hayal bile edemiyorum.I can't imagine why.
Bir hayalet gördüğümü düşündüm.I thought I saw a ghost.
Hiç kimsenin hayaletlere inanmadığını düşünüyorum.I thought nobody really believed in ghosts.
Hayaletlere inanmadığını sanıyordum.I thought you didn't believe in ghosts.
Tom Mary'ye hayali arkadaşından bahsetti.Tom told Mary about his imaginary friend.
Hayal kuruyor olmalıyım.I must be dreaming.
Tom'u hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum.I don't want to let Tom down.
Tom'u hayal kırıklığına uğratmak istemem.I don't want to disappoint Tom.
Sadece Tom'u hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum.I just don't want to let Tom down.
Sadece seni hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum.I just don't want to let you down.
Tom'u hayal kırıklığına uğratmak istemiyoruz.We wouldn't want to disappoint Tom.
Tom'un hayal kırıklığına uğramasını istemiyorum.I don't want Tom to be disappointed.
Ben hayal kırıklığına uğradığını görmek istemiyorum.I don't want to see you disappointed.
Hayallerim hakkında konuşmak istemiyorum.I don't want to talk about my dreams.
Böyle bir şeyi hayal etmemek daha iyidir.It is better not to imagine such a thing.
Gerçekten Tom'u hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum.I really don't want to disappoint Tom.
Tom Mary'nin hayal gücünü kullanmasını istiyor.Tom wants Mary to use her imagination.
Tom'u hayal kırıklığına uğratmak istemediğini biliyorum.I know you don't want to disappoint Tom.
Sadece tekrar hayal kırıklığına uğratılmak istemiyorum.I just don't want to be disappointed again.
Sadece hayal kırıklığına uğradığını görmek istemiyorum.I just don't want to see you get disappointed.
Seni hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum.I don't want to let you down.
Bütün gün hayal kurdum.I daydreamed all day.
Hayal kırıklığına uğramanı istemiyorum.I don't want you to be disappointed.
Bende hayal kırıklığına uğramanı istemiyorum.I don't want you to be disappointed in me.
Ebeveynlerim için bir hayal kırıklığı olmak istemiyorum.I don't want to be a disappointment to my parents.
Her gece senin hayalini kuruyorum.I dream about you every night.
Herkes hayal eder.Everyone dreams.
Hayal kurmayı severim.I like to dream.
Bu bir hayal mi?Is this a dream?
Bu hayalimdeki iş.It's a dream job.
Sen bir hayalperestsin.You're a dreamer.
O bir hayal değildi.It wasn't a dream.
Bu bir hayal.It's a pipe dream.
Hayallerinin peşinden git.Follow your dreams.
Sen hayalperestsin.You're the dreamer.
Bir hayal gibi görünüyor.It seems like a dream.
Ben sadece hayal kuruyordum.I was just daydreaming.
Gerçekten benim hakkımda hayal kurdun mu?Did you really dream about me?
Tom yeni bir araba alma hakkında hayal kurmaya devam ediyor.Tom keeps dreaming about buying a new car.
Sadece hayal kurmayı seviyorum.I just like to daydream.
Tom hakkında hayal kuruyordum.I was dreaming about Tom.