Bir başka yol ise onları çekirdeğin etrafında zıplıyor olarak hayal etmek ya da uğulduyorlarmış gibi.또 다른 이해 방법은 전자가 핵 주위를 제멋대로 돌아다니는 모습입니다. 즉, 핵주변에서 소란스럽게 돌아다니는거죠.
Bir başka yol ise onları çekirdeğin etrafında zıplıyor olarak hayal etmek ya da uğulduyorlarmış gibi.Maar het is een goed uitgangspunt. Een andere manier is dat ze een soort zwerm rond de kern vormen.
Bir başka yol ise onları çekirdeğin etrafında zıplıyor olarak hayal etmek ya da uğulduyorlarmış gibi.Otra forma es que saltan alrededor del núcleo o que están zumbando alrededor del núcleo.
Bir başka yol ise onları çekirdeğin etrafında zıplıyor olarak hayal etmek ya da uğulduyorlarmış gibi.Outra forma é: eles estão como que a saltar à volta do núcleo ou a zumbir à volta do núcleo.
Bir başka yol ise onları çekirdeğin etrafında zıplıyor olarak hayal etmek ya da uğulduyorlarmış gibi.Un altro modo è che loro "saltino" attorno al nucleo o ronzino attorno al nucleo.
Bir başka yol ise onları çekirdeğin etrafında zıplıyor olarak hayal etmek ya da uğulduyorlarmış gibi.Une autre façon est qu'ils sont en train de sauter autour du noyau ou qu'ils vibrent autour du noyau.
Bir başka yol ise onları çekirdeğin etrafında zıplıyor olarak hayal etmek ya da uğulduyorlarmış gibi.Ένας άλλος τρόπος είναι σαν να χοροπηδάνε γύρω από τον πυρήνα ή σαν να στριφογυρίζουν γύρω από τον πυρήνα.
Bir başka yol ise onları çekirdeğin etrafında zıplıyor olarak hayal etmek ya da uğulduyorlarmış gibi.Другой способ представить их движение - как будто бы они "прыгают" вокруг ядра, или "роятся" вокруг него.
Bir başka yol ise onları çekirdeğin etrafında zıplıyor olarak hayal etmek ya da uğulduyorlarmış gibi.Інший спосіб - уявити, що вони стрибають навколо ядра чи рояться навколо нього.
Bir başka yol ise onları çekirdeğin etrafında zıplıyor olarak hayal etmek ya da uğulduyorlarmış gibi.Още един начин е да ги видим как някакси подстачат около ядрото или бръмчат около него.
Bir başka yol ise onları çekirdeğin etrafında zıplıyor olarak hayal etmek ya da uğulduyorlarmış gibi.דרך אחרת לדמיין את זה: שהם מקפצים סביב הגרעין
Bir başka yol ise onları çekirdeğin etrafında zıplıyor olarak hayal etmek ya da uğulduyorlarmış gibi.و طريقة أخرى هي أنها تقفز من مكان لأخر حول النواة أو أنها تهتز حول النواه
Bir başka yol ise onları çekirdeğin etrafında zıplıyor olarak hayal etmek ya da uğulduyorlarmış gibi.ブンブンと飛び回っているというものです. 実は,この大きさのレベルでは,
Bir koltuğu hayal etmek gerçekten zor, evinizde nasıl görüneceğini.È difficile immaginare come un divano starà in casa tua.
Bir koltuğu hayal etmek gerçekten zor, evinizde nasıl görüneceğini.E foarte greu să îţi imaginezi o canapea, cum va arăta în casa ta.
Bir koltuğu hayal etmek gerçekten zor, evinizde nasıl görüneceğini.É muito difícil imaginar um sofá, como se irá enquadrar na vossa casa.
Bir koltuğu hayal etmek gerçekten zor, evinizde nasıl görüneceğini.Es ist wirklich schwer, sich bei einem Sofa vorzustellen, wie es wohl im eigenen Haus aussehen wird.
Bir koltuğu hayal etmek gerçekten zor, evinizde nasıl görüneceğini.Es muy difícil imaginar cómo va a quedar un sofá en la casa.
Bir koltuğu hayal etmek gerçekten zor, evinizde nasıl görüneceğini.Het is erg moeilijk om je een bank voor te stellen, hoe die eruit zal zien in je huis.
Bir koltuğu hayal etmek gerçekten zor, evinizde nasıl görüneceğini.Igazán nehéz elképzelni egy szófát, hogy hogy fog kinézne a házunkban.
Bir koltuğu hayal etmek gerçekten zor, evinizde nasıl görüneceğini.Il est très difficile d'imaginer un sofa, de quoi il aura l'air chez vous.
Bir koltuğu hayal etmek gerçekten zor, evinizde nasıl görüneceğini.Je hrozně těžké si představit, jak bude daný gauč vypadat ve vašem domě.
Bir koltuğu hayal etmek gerçekten zor, evinizde nasıl görüneceğini.Je naozaj náročné predstaviť si, ako bude pohovka vyzerať vo vašom dome.
Bir koltuğu hayal etmek gerçekten zor, evinizde nasıl görüneceğini.집에서의 소파 배치 구도를 상상하는 것은 정말로 어렵습니다.
Bir koltuğu hayal etmek gerçekten zor, evinizde nasıl görüneceğini.Strasznie trudno jest wyobrazić jak ta kanapa będzie wyglądała w naszym domu.
Bir koltuğu hayal etmek gerçekten zor, evinizde nasıl görüneceğini.Thực sự rất khó tưởng tượng ra một cái ghế tràng kỉ, và trông nó ra sao trong ngôi nhà của bạn.
Bir koltuğu hayal etmek gerçekten zor, evinizde nasıl görüneceğini.Δύσκολο να φανταστείς πώς θα δείχνει ένας καναπές στο σαλόνι
Bir koltuğu hayal etmek gerçekten zor, evinizde nasıl görüneceğini.Дійсно важко уявити, як саме виглядатиме диван у вас удома.
Bir koltuğu hayal etmek gerçekten zor, evinizde nasıl görüneceğini.Наистина е трудно да си представим как би изглеждал един диван у дома.
Bir koltuğu hayal etmek gerçekten zor, evinizde nasıl görüneceğini.Очень сложно представить диван, как он будет выглядеть у вас дома.
Bir koltuğu hayal etmek gerçekten zor, evinizde nasıl görüneceğini.קשה לדמיין איך ספה עתידה להיראות בבית.
Bir koltuğu hayal etmek gerçekten zor, evinizde nasıl görüneceğini.انه من الصعب تخيل الاريكة, كيف سوف تبدو في منزلك.
Bir koltuğu hayal etmek gerçekten zor, evinizde nasıl görüneceğini.こうするといいです
- bu hayal etmekte çok zorluk çektiğim bir şey- atomlar inanılmaz derecede küçükler.Astfel, dacă aţi lua parul meu, parul meu este carbonul.
- bu hayal etmekte çok zorluk çektiğim bir şey- atomlar inanılmaz derecede küçükler.Det er virkelig noget, som er svært at forestille sig, fordi atomer er ufatteligt små.
- bu hayal etmekte çok zorluk çektiğim bir şey- atomlar inanılmaz derecede küçükler.-- 이것은 정말 상상하기조차 어려운 것인데요 -- 원자는 믿을 수 없을 만큼 작아요.
- bu hayal etmekte çok zorluk çektiğim bir şey- atomlar inanılmaz derecede küçükler.-- mam problemy z wyobrażeniem sobie tego -- jak niewiarygodnie małe są atomy,
- bu hayal etmekte çok zorluk çektiğim bir şey- atomlar inanılmaz derecede küçükler.-- questa è davvero una cosa che io ho difficoltà ad immaginare -- gli atomi sono incredibilmente piccoli.
- bu hayal etmekte çok zorluk çektiğim bir şey- atomlar inanılmaz derecede küçükler.-- tenho realmente dificuldade em imaginar isto -- os átomos são incrivelmente pequenos.
- bu hayal etmekte çok zorluk çektiğim bir şey- atomlar inanılmaz derecede küçükler.To, že atomy jsou neuvěřitelně malé.
- bu hayal etmekte çok zorluk çektiğim bir şey- atomlar inanılmaz derecede küçükler.-- αυτό είναι κάτι που πραγματικά δυσκολεύομαι να φανταστώ -- είναι ότι τα άτομα είναι απίστευτα μικρά.
- bu hayal etmekte çok zorluk çektiğim bir şey- atomlar inanılmaz derecede küçükler.לדמיין, האטומים הם קטנים בצורה שלא ניתן לשער
- bu hayal etmekte çok zorluk çektiğim bir şey- atomlar inanılmaz derecede küçükler.في الحقيقة أنا اجد صعوبه في تخيله هذه الذرات هي صغيرة بشكل لا يصدق
- bu hayal etmekte çok zorluk çektiğim bir şey- atomlar inanılmaz derecede küçükler.原子というものは信じられないほど小さいものです. 本当に,考えられないほど小さいものです.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm100마일을 가서야 답을 깨달았습니다.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.100 миль заняло у меня, чтобы понять, что в моём сердце, в душе, я стал заключённым.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.160 kilométert kellett gyalogolnom, hogy rájöjjek, a szívemben, magamban, rab lettem.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.A durat preț de încă 100 mile să înțeleg că în inima mea, în mine, devenisem prizonier.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Det tog mig över 150 kilometer att lista ut att i mitt hjärta, i mig så hade jag blivit en fånge.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Ich brauchte 100 Milen, um herauszufinden, dass ich tief in meinem Herzen ein Gefangener war.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Il m'a fallu 160 kilomètres pour comprendre que dans mon cœur, en moi, j'étais devenu un prisonnier.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Levei 160 km a perceber que, no meu coração, dentro de mim, eu tinha-me tornado prisioneiro.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Me llevó 100 millas darme cuenta que en mi corazón, en mí, me había convertido en un prisionero.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Mi ci sono voluti 160 km per capire che nel mio cuore, dentro di me, ero diventato un prigioniero.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Trvalo 100 mil, než mi došlo, že jsem se v srdci, sám v sobě stal vězněm.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Trvalo mi 160 kilometrov, kým som zistil, že vo svojom srdci som sa stal väzňom.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Zabrało mi 100 mil, żeby zrozumieć, że w głębi serca, we mnie, stałem się więźniem.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Трябваха ми 100 мили за да осъзная, че в сърцето си, в себе си аз бях станал затворник.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdümTôi đi hết cả 100 dặm rồi mới nghĩ ra là trong tôi, trong trái tim tôi,
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdümלקח לי 100 מייל לברר שבלבי, בתוכי,