Dört boyutluları hayal etmek zordur.It's difficult to visualize four dimensions.
Hayal etmek zor.It's hard to imagine.
Onu hayal etmek neredeyse imkansız.It's almost impossible to imagine.
Bu hayal etmek oldukça kolaydır.It's pretty easy to imagine.
Hayal etmek zor değildir.That's not hard to envision.
Televizyon ya da internet olmayan hayatı hayal etmek zor.It's difficult to imagine life without television or the Internet.
Ne televizyon ne de internetsiz bir hayatı hayal etmek zordur.It is difficult to imagine a life with neither television nor the Internet.
Venüs etrafında ay parkları ya da turistik yolculuklar hayal etmek zor değildir.It is not difficult to imagine lunar parks or cruises by Venus.
Sahte bir olayın ayrıntılarını hayal etmek, sahte anılar üretmemize neden olabilir.Imagining details of a false event can encourage the generation of false memories.
Eğer ilk elden görmezseniz, İngilizce öğrenme isteğinin şiddetini hayal etmek güç. Öğretmen:The intensity to learn English is almost unimaginable, unless you witness it.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdümIt took me 100 miles to figure out that, in my heart, in me,
Güneş'in etrafında giden Venüs gibi, yani fiziksel açıdan hayal etmek için daha kolay.It's like Venus going around the Sun. So it's very physically easy for us to imagine.
- bu hayal etmekte çok zorluk çektiğim bir şey- atomlar inanılmaz derecede küçükler.-- this is really something that I have trouble imagining -- is that atoms are unbelievably small.
Öğrenciler nerede olacağını, nasıl olacağını hayal etmek için bu süreyi istediler.The students wanted that time to imagine where is it going to happen, how is it going to happen.
Bir koltuğu hayal etmek gerçekten zor, evinizde nasıl görüneceğini.It's really hard to imagine a sofa, how it's going to look in your house.
Hayal etmek kolay değil.It's hard to imagine.
Oyuna devam etmek, durmamak. Gayret eden kupayı kazanır. Önünde bir hedefin olduğunu hayal etmek.It's bearing down that wins the cup.
Söylediğim gibi, bunu hayal etmek çok zor bir süreç.As I said, it's a very difficult process to imagine this.
- Yine de bir tür devletin olmadığı bir sistemi hayal etmekte zorlanıyorum.- But I have trouble imagining a system without some form of government.
Maceraydı, Meraktı. Hayal etmekti.It was adventure, it was curiosity, it was imagination.
Hayal etmek bir güç ve gerçekliği doğurabiliyor.Imagination is a force that can actually manifest a reality.
Leroy'u çeki alırken hayal etmek çok kolay, değil mi?It's easy to see Leroy getting the check, right?
Ve bunun nasıl olduğunu hayal etmek biraz zor.And it's kind of hard to picture how that happens.
Ve ben sadece kopya hayal etmek ve yapıştırma ediyorum.And I'm just going to imagine copy and pasting it.
Yani ilk okurun ilk sayfada neyi açtığı hayal etmek hoşuma gidiyor.""So I like to imagine what that first reader might open the first page to."
Venüs etrafında ay parkları ya da turistik yolculuklar hayal etmek zor değildir.It is not difficult to imagine lunar parks or cruises by Venus.
Aynı zamanda Sevil hâlâ köyde yaşıyor ve kocasıyla yeniden bir araya gelmeyi hayal etmektedir.At the same time, Sevil still lives in the village and dreams of being reunited with her husband.
Dans etmek ayaklar için hayal etmek gibidir.Für die Füße ist Tanzen wie Träumen.
Hollywood'ta ilerlemeyi hayal etmektedir.Gedreht werden die Folgen in Hollywood.
Sugar Kane ise Florida'da zengin bir milyoner bulup onunla evlenmeyi hayal etmektedir.Elle lui confie qu'elle espère rencontrer un millionnaire en Floride et l'épouser.
Hollywood'ta ilerlemeyi hayal etmektedir.Je sais comment ça se passe à Hollywood.
Televizyonda bu kadar karanlık noktalara ayak basan başka bir programın var olduğunu hayal etmek zor.Es difícil imaginar que cualquier otro programa en televisión sería tan oscuro.
Dizide hiçbir zaman Estelle'in yaşından bahsedilmez fakat Gable onu 80'lerinde biri olarak hayal etmektedir..Su edad nunca se precisó, pero Gable creía que andaba por los ochenta.
Sahte bir olayın ayrıntılarını hayal etmek, sahte anılar üretmemize neden olabilir.Immaginare i dettagli di un falso evento può incoraggiare la generazione di falsi ricordi.
Hollywood'ta ilerlemeyi hayal etmektedir.В Голливуде разрабатывают экранизацию.
Oysa bunun tersini hayal etmek bile güç olur. ^ "High Anxiety (1977)/Release dates for" (İngilizce).الحقائق القديمة صالحة لإثارة الدهشة - 1977.
Olayın döndüğü şekliyle Naruto kısmen durumu hayal etmektedir.Man får sedan reda på att Naruto delvis inbillar sig händelsen.
Sahte bir olayın ayrıntılarını hayal etmek, sahte anılar üretmemize neden olabilir.Уявлення деталей хибної події може сприяти утворенню хибних спогадів.
Oyunculukla ilgili bir işe ve görünür bir yeteneğe sahip olmasa da oyuncu olmayı hayal etmektedir.へたに才能があると『演者』になろうとして、観察者にはなれない。
Bu sûretde âlemde bâtıl hayâl etmek bâtıldır.申喬有清節,惟興此獄獲世譏云。
Hollywood'ta ilerlemeyi hayal etmektedir.後來就往好萊塢發展。
Hollywood'ta ilerlemeyi hayal etmektedir.Има успех и в Холивуд.
Hollywood'ta ilerlemeyi hayal etmektedir.Kako v Hollywoodu upodabljajo hekerje.
Bakışlarını tam olarak sizden kaçırmıyor, ama onun dünyasını zihinsel olarak hayal etmek zorundasınız.Elle ne regarde pas exactement loin de vous, mais vous devez imaginer mentalement son monde.
Bakışlarını tam olarak sizden kaçırmıyor, ama onun dünyasını zihinsel olarak hayal etmek zorundasınız.그녀가 여러분으로부터 눈길을 돌리고 있는 것은 아닙니다. 하지만 여러분은 정신적으로 그녀의 세계를 상상해야 합니다.
Bakışlarını tam olarak sizden kaçırmıyor, ama onun dünyasını zihinsel olarak hayal etmek zorundasınız.No esquivan la mirada exactamente, sino que hay que imaginarse su mundo.
Bakışlarını tam olarak sizden kaçırmıyor, ama onun dünyasını zihinsel olarak hayal etmek zorundasınız.Non sta esattamente guardano da un'altra parte, ma dovete immaginare mentalmente il suo mondo.
Bakışlarını tam olarak sizden kaçırmıyor, ama onun dünyasını zihinsel olarak hayal etmek zorundasınız.Nu se uită neapărat în altă parte decât la voi, dar vă obligă să vă imaginați mental lumea ei.
Bakışlarını tam olarak sizden kaçırmıyor, ama onun dünyasını zihinsel olarak hayal etmek zorundasınız.Sie blickt nicht etwa von einem weg, aber man muss sich ihre Welt mental vorstellen.
Bakışlarını tam olarak sizden kaçırmıyor, ama onun dünyasını zihinsel olarak hayal etmek zorundasınız.Spogląda odwrócona w nieco innym kierunku i zmusza nas, abyśmy wyobrazili sobie jej świat.
Bakışlarını tam olarak sizden kaçırmıyor, ama onun dünyasını zihinsel olarak hayal etmek zorundasınız.Ze kijkt niet echt van je weg, maar je moet je haar wereld in de geest voorstellen.
Bakışlarını tam olarak sizden kaçırmıyor, ama onun dünyasını zihinsel olarak hayal etmek zorundasınız.Она не отводит глаз полностью, мысленно вы наверняка представляете её мир.
Bakışlarını tam olarak sizden kaçırmıyor, ama onun dünyasını zihinsel olarak hayal etmek zorundasınız.Тя не е отвърнала поглед от вас, но трябва да си представите нейния свет.
Bakışlarını tam olarak sizden kaçırmıyor, ama onun dünyasını zihinsel olarak hayal etmek zorundasınız.היא לא לגמרי מסתכלת הרחק מכם, אבל אתם צריכים לדמיין את העולם שלה.
Bakışlarını tam olarak sizden kaçırmıyor, ama onun dünyasını zihinsel olarak hayal etmek zorundasınız.إنها لا تنظر بعيداً عنكم فعلياً لكن يتوجب عليكم تخيل عالمها ذهنياً
Bakışlarını tam olarak sizden kaçırmıyor, ama onun dünyasını zihinsel olarak hayal etmek zorundasınız.彼女の世界を 想像させるためです 彼女がいる より高次の 平穏な世界について
Bir başka yol ise onları çekirdeğin etrafında zıplıyor olarak hayal etmek ya da uğulduyorlarmış gibi.Cara lain adalah bahwa mereka melompat-lompat jenis nukleus atau mereka berdengung di sekitar nukleus.
Bir başka yol ise onları çekirdeğin etrafında zıplıyor olarak hayal etmek ya da uğulduyorlarmış gibi.Ein andere Beschreibung ist, dass sie um den Kern herum springen.
Bir başka yol ise onları çekirdeğin etrafında zıplıyor olarak hayal etmek ya da uğulduyorlarmış gibi.I en anden mere abstrakt model, springer elektronerne omkring kernen i en sky,
Bir başka yol ise onları çekirdeğin etrafında zıplıyor olarak hayal etmek ya da uğulduyorlarmış gibi.Inną sprawą jest to że tak jakby skaczą wokół jądra czy latają bezładnie wokół jądra.