Ana içeriğe geç
Sözlük

haya ile cümle

haya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ben kendi hayatımı kazanmak zorundayım.I've got to earn my own living.
Hafifçe bir hayal kırıklığına uğradım.I was mildly disappointed.
Ben biraz hayal kırıklığına uğradım.I was not a little disappointed.
Hayatımı eğitime adamak istiyorum.I want to devote my life to education.
Hayatım boyunca onunla bir daha görüşmeyeceğim.I'll never see him again as long as I live.
Hayatımda asla hiçbir şey çizmedim.I have never drawn anything in my life.
Hayatımda ilk defa bir uçağa bindim.I took an airplane for the first time in my life.
Hayatımı kaybetme tehlikesi içindeydim.I was in danger of losing my life.
Hayat sigortam var.I have life insurance.
Hayatımı kaptana güvenmek zorundaydım.I had to trust the captain with my life.
Büyükannemi hayal meyal hatırlıyorum.I have a dim memory of my grandmother.
Oğlum hayal kırıklığına uğrattı.I am disappointed in my son.
Başka gezegende hayat hayal edemiyorum.I can't imagine life on another planet.
Ben gerçekten şehir hayatını severim.I really like city life.
Onunla mutsuz bir hayat yaşamaktansa bekar kalmayı tercih ederim.I would rather remain single than live an unhappy life with him.
Onun hakkında bir hayalim vardı.I had a dream about him.
Onun piyano çalışını hayal edemiyorum.I can't picture her playing the piano.
Onda hayal kırıklığına uğradım.I was disappointed in her.
Hayatım için çalıştım.I ran for my life.
Ben öteki hayata inanıyorum.I believe in the life beyond.
Hayatımı tarih çalışmasına adayacağım.I will devote my life to the study of history.
Beni hayal kırıklığına uğratma.Don't let me down.
Benim özel hayatıma burnunu sokma.Don't pry into my private life.
Çok sıradan bir hayat sürüyoruz.We lead a very ordinary life.
Deneyin sonuçlarıyla hayal kırıklığına uğradık.We were disappointed with the results of the experiment.
Onun yokluğundan dolayı hayal kırıklığına uğradık.We were disappointed at her absence.
Eğer sınavlar olmasaydı, okul hayatımız daha mutlu olurdu.If it were not for examinations, our school life would be happier.
Bazen gerçek ve hayali ayırt etmek zordur.Sometimes reality and fantasy are hard to distinguish.
Doğa, hayatımızda önemli bir rol oynar.Nature plays an important role in our life.
Otomobil hayatımızı değiştirdi.The automobile has changed our life.
Olmayı hayal ettiğimiz kadar mutlu ya da mutsuz değiliz.We are not as happy or unhappy as we imagine ourselves to be.
Kendi hayatını kur.You make your own life.
Araba çarptığında o, emniyet kemerini takıyor olsaydı hala hayatta olurdu.He would still be alive if he had been wearing his seat belt when the car crashed.
Arabalar banliyö hayatı için vazgeçilmezdir.Cars are indispensable to suburban life.
Hayatında daha önce bir otel işletiyordu.Earlier in his life, he ran a hotel.
Charles gençken bir hovardalık hayatı yaşadı.Charles lived a life of debauchery when he was young.
Birinin hobisi yoksa, hayatı harap olabilir.If one does not have a hobby, his life may be desolate.
Amcam mutlu bir hayat yaşadı.My uncle lived a happy life.
Amcam mutlu bir hayat yaşadı ve huzurlu bir ölümle öldü.My uncle lived a happy life and died a peaceful death.
Teyzem mutlu bir hayat yaşadı.My aunt lived a happy life.
Baharın gelmesiyle birlikte her şey yavaş yavaş yeniden hayata dönüyor.With the coming of spring, everything is gradually coming to life again.
Hayal gücünüzün vahşileşmesine izin vermeyin.Don't let your imagination run wild.
Küçük çocukların hayatları korku dolu.The lives of little children are full of fears.
Bir romanın varlığının tek nedeni hayatı temsil etmek için girişimde bulunmasıdır.The only reason for the existence of a novel is that it does attempt to represent life.
Bir roman yazarken, hayal gücümüzü çalıştırırız.When we write a novel, we exercise our imagination.
Biraz hayal kırıklığına uğradım.I was a little disappointed.
Genç, çocuğun hayatını kurtardığı için övgüyü hak etti.The boy deserved praise for saving the child's life.
Çocuk hayata geri döndü.The boy came back to life.
Yemek kötü olduğunda, gerçek bir hayal kırıklığıdır.When the food is bad, it's a real letdown.
O, yeni pozisyonundan vazgeçerek karısını hayal kırıklığına uğratmak istemedi.He didn't want to disappoint his wife by giving up his new position.
Yeni ürün beni hayal kırıklığına uğrattı.I was disappointed with the new product.
Gazeteciye göre, bu, hayatı zaman harcamaya değer yapar.According to the newspaperman, it makes life worthwhile, doesn't it?
Yeni ilaç onun hayatını kurtardı.The new medicine saved his life.
Bir kişinin hayatı geçici bir şeydir.The life of a person is a transient thing.
İnsanlar hayata bakış açısı yönünden çok farklı olurlar.People greatly differ in their views of life.
Hayat budur.This is the life.
Hayat böyle işte.This is the life.
Hayatın tümü eğlenceden ibaret değil.Life is not all fun.
Hayattan zevk alıyorum.I get a kick out of life.
Bazılarına göre hayat zevktir, diğerlerine göre acı çekmektir.To some life is pleasure, to others suffering.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod