Hayatın kökenine dair çeşitli teoriler mevcut.There exist numerous theories about the origins of life.
Her şey bir hayalden ibaret.Everything is just an illusion.
Bir ulusun hayatı tehlikede değilse, savaş cinayettir.Unless a nation's existence is in peril, war is murder.
"Ah. Hayatta mısın?" "Evet. Herkes nerede?" "Bilmiyorum.""Oh. You're alive?" "Yes. Where is everyone?" "Dunno."
Her çocuk, hayatında bir babaya ya da bir baba figürüne ihtiyaç duyar.Every child needs a father or a father figure in their life.
Hayatımın çoğunu Boston'da burada geçirdim.I've spent most of my life here in Boston.
Umarım sen ve Tom çok hayal kırıklığına uğramazsınız.I hope you and Tom won't be too disappointed.
Umarım çok hayal kırıklığına uğramazsın.I hope you won't be too disappointed.
Mary nasıl dinleneceğini ve hayattan nasıl zevk alacağını bilmiyor.Mary doesn't know how to relax and enjoy life.
Tom, rahatlayıp hayatın tadını çıkarmayı bilmiyor.Tom doesn't know how to relax and just enjoy life.
Milyoner olmanın hayalini kurarız.We dream of being millionaires.
Ömrü hayatını köyde geçirdi.He has spent all his born days in the village.
Tom gerçeklik ve hayal arasındaki farkı ayırt edemez.Tom cannot distinguish between reality and imagination.
Bu resme baktığınızda ne hayal edersiniz?What do you imagine when you look at this picture?
Başkalarının hayatını tatsız yapmadan hayatından zevk almalısın.You should enjoy your life without making others' lives unpleasant.
O, hayattaki tek tutkum.He is my only passion in life.
Hayatımın çoğunu burada geçirdim.I've spent most of my life here.
Tom bana hayal kırıklığına uğradığını söyledi.Tom told me that he was disappointed.
Hayalperest tam olarak ne anlama gelir?What does quixotic mean exactly?
Hayat kafa karıştırıcı şeylerle dolu.Life is full of confusing things.
Büyük başarı kutlamasını sıklıkla acı hayal kırıklığı takip eder.Great jubilation is often followed by bitter disappointment.
Hayatta ne kadar acı çekersen, o kadar merhametli olursun.The more you suffer in life, the more compassionate you become.
Evi terk ettiğinden beri hayat onun için daimi bir mücadele haline geldi.Life seems to have been a constant struggle for her ever since she left home.
Onun arkadaşı sanki bir hayaletmiş gibi Thomas ayağa fırladı.Thomas jumped up, as if his friend were a ghost.
Hayat size nasıl davranıyor?How is life treating you?
Hayatımda hiç uyku tulumu giymedim.I've never worn a sleeping gown in my life.
Evlilik hayatı nasıl?How's married life?
Kitapsız bir hayat düşünülemez.Life without books is unimaginable.
Ailemi hayal kırıklığına uğratmak istemiyordum.I didn't want to disappoint my parents.
Hayatta olduğum sürece.So long as I live.
Yiyecek hayatta kalmak için gereklidir.Food is essential for survival.
Cadılar Bayramı cadılar ve hayaletler zamanıdır.Halloween is the time of witches and ghosts.
Hayat bir bilmecedir ve cevabı aşktır.Life is a riddle and love is the answer.
Hayatını değiştirmek için asla geç değil.It's never too late to change your life.
Vakit nakit değil, vakit hayattır.Time is not money. - Time is life.
Biz hayatımızdan tek sayfa yırtamayız ama bütün kitabı ateşe atabiliriz.We cannot tear a single page from our life, but we can throw the whole book into the fire.
Müzik günlük hayatımızda her daim vardır.Music is ever present in our daily lives.
Hayali şeyleri durdurun.Stop imagining things.
Seni hayal kırıklığına uğrattığımı düşünmedin, değil mi?You didn't think I let you down, did you?
Hayatımda onu daha önce hiç görmedim.I've never seen her before in my life.
O, bir gülümseme ile hayal kırıklığını gizledi.She covered up her disappointment with a smile.
Neyseki Tom hayatta kalanlar arasındaydı.Luckily, Tom was among the survivors.
O sadece hayali.It's just imaginary.
Hayatı hakkındaki en iyi kitap hayatın kendisidir.The best book about life is life itself.
O yeni bir hayata alıştı.He has got used to a new life.
Tom yeni bir hayata başladı.Tom began a new life.
Hiç hayat belirtisi yoktu.There were no signs of life.
Bize hayat veren Allah, aynı zamanda bize ahlak da verdi.The God who gave us life, gave us morality at the same time.
Evlendiler, çoluk çocuk sahibi oldular ve hayatları boyunca mutlu yaşadılar.They married, had a family and lived happily all their lives.
Çok mutlu bir evlilik hayatı yaşadılar.They lived a very happy married life.
Hayat sadece geriye doğru anlaşılabilir ama ileriye doğru yaşanmalıdır.Life can only be understood backwards, but it must be lived forwards.
O hâlâ hayatta olsa, şimdiye kadar çok yaşlı olurdu.If he's still alive, he'd be very old by now.
Hayatım süt ve bal değildir.My life is not milk and honey.
Mary hayal kırıklığına uğradı.Mary was disappointed.
Tom sabırsızlanmaya ve hayal kırıklığına uğramaya başladı.Tom started getting impatient and frustrated.
Çok hayal kırıklığına uğradım, Mary bilgisayarını onaramadı.Much to my disappointment, Mary failed to repair the computer.
O hayalet gibiydi.It was spooky.
Hayat çılgın.Life is crazy.
Hayatımda duyduğum en iyi isim bu.That's the best name I've ever heard.
Petrol sizin için insan hayatından daha değerlidir, değil mi?Oil is more precious than human life to you, right?