O, Amerika için çoğumuzun hayal bile edemeyeceği fedakarlıklara katlandı.He has endured sacrifices for America that most of us cannot begin to imagine.
Sarah ve Marsha - Siz ikinizi hayal edebileceğinizden daha çok seviyorum.Sarah and Marsha - I love you both more than you can imagine.
Eğer emniyet kemeri olmasaydı şu an hayatta olmazdım.If it hadn't been for the seatbelt, I wouldn't be alive today.
Sen olmasaydın, o hâlâ hayatta olacaktı.If it hadn't been for you, he would still be alive.
Hayal kırıklığına uğradım.I was disappointed.
Hayat uzun, uzun bir yoldur.Life is a long, long road.
Hayır, ben hayaletlerden korkmam.No, I'm not afraid of ghosts.
Nasıl bir robot olabilirim? Robotlar hayal kuramaz.How could I be a robot? Robots can't dream.
Yoğun bir hayat yaşadığı için, o genellikle ailesini görmez.Living a busy life, he usually doesn't see his family.
Ondan dolayı, o sefil bir hayat yaşadı.Because of her, he lived a miserable life.
O ondan dolayı sefil bir hayat yaşadı.It was because of her that he lived so miserably.
O, hayalet görünce şaşırdı.She was surprised when she saw the ghost.
Hayatta omlette olduğu gibi, zamanlama da önemlidir.In life as with omelets, the timing is important.
Hayat bisiklet sürmek gibidir. Dengede kalmak için hareket etmeye devam etmelisin.Life is like riding a bicycle. To keep your balance you must keep moving.
Onun hâlâ hayatta olduğundan emin olmak için kontrol ettim.I checked to make sure that he was still alive.
Evde olmaması beni hayal kırıklığına uğrattı.I was disappointed that she was not at home.
O beni hayal kırıklığına uğrattı.I was disappointed in him.
Para kazanmak hayatındaki asıl amaçtır.Making money is his main purpose in life.
Eğer o uçağa binmiş olsaydım,şimdi hayatta olmazdım.If I'd taken that plane, I wouldn't be alive now.
Hayat konveks değildir.Life is not convex.
Hayalim Japonya'ya gitmek.My dream is to go to Japan.
Rüzgar, çığlık atan hayaletler gibi korkutucu geliyor.The wind sounds scary, like screaming ghosts.
Hayat Almanca öğrenmek için çok kısa.Life is too short to learn German.
Hayatı sevmek, Tanrı'yı sevmektir.To love life is to love God.
Hayat kısadır ama yeterince uzundur.Life is short, but it's long enough.
Açıkçası senin kendi çabalarınla hayatta ilerlemen gerektiğini kabul ediyorum.Obviously I agree that you should advance in life through your own efforts.
Bu havada dışarı çıkmayı hayal bile edemiyorum.I can't imagine going out in this weather.
Uçak kazası 200 kişinin hayatına mal oldu.The plane accident cost the lives of 200 people.
O yazarak hayatını kazanır.He earns his living by writing.
Hayatımı seninle geçirmek istiyorum.I want to spend my life with you.
Hayal kırıklığına uğramayın.Don't be disappointed.
Sen gerçekten hayaletlere inanır mısın?You really believe in ghosts?
Hayalim köyde huzur içinde yaşamaktır.My dream is to live peacefully in the village.
Param yok ama hayallerim var.I don't have money, but I have dreams.
Hayat bir rüya.Life is a dream.
Hayat bir rüyadır.Life is a dream.
Küçük bir köyde hayat sıkıcıdır.Life is boring in a small village.
Savaş sırasında bir milyon kişi hayatlarını kaybetti.A million people lost their live during the war.
Hayallerinizin işini bulmak için hızlı ve etkili bir çözüm!The fast and effective solution for finding the job of your dreams!
Hayatında ilk defa, Yuka, İngilizce bir kitabın tamamını okumayı bitirdi.For the first time in his life, Yuka finished reading an entire book in English.
Zor bir hayatı vardı.She's had a hard life.
Bu adam hayatta.This man is alive.
Hayatını milleti için verdi.He gave his life for the nation.
Su olmadan hayat olamaz.Life cannot exist without water.
Susuz hayat olamaz.Life cannot exist without water.
Hayat ölümün söndürdüğü bir alevdir.Life is a flame that death extinguishes.
Hayat hiç bitmez fakat dünyadaki hayat biter.Life never ends but earthly life does.
Hayat devam ediyor.Life goes on.
Ben bu tür bir hayatı yaşamaktan usandım.I'm tired of living this kind of life.
Beni hayal kırıklığına uğrattın.You disappointed me.
Hayatın iniş ve çıkışları vardır.Life has its ups and downs.
Seninle burada karşılaşacağımızı asla hayal etmedim.I never dreamed that I would meet you here.
Birincilik ödülünü kazanacağımı hiçbir zaman hayal etmedim.I never dreamed that I would win first prize.
Bir tayfun olacağını asla hayal etmemiştim.I never dreamed that there would be a typhoon.
Senin kaybedeceğini asla hayal etmedim.I never dreamed that you would lose.
O, birincilik ödülünü kazanabileceğini hiç hayal etmedi.She never dreamed that she could win first prize.
GDO'lu ürünler insan hayatı için tehlikelidir.Products with GMO are dangerous to human life.
Ejderhalar hayali hayvanlardır.Dragons are imaginary animals.
O, uzun bir hayat yaşamayacak.He won't make it to old age.
Hayallerimden biri İzlandaca öğrenmek.One of my dreams is to learn Icelandic.