hayırsever ile cümle
hayırsever kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Eğer sonunda hayırseverlik yapılacaksa, paraları yığmanın gereği ne?Warum braucht man einen Haufen Geld für Nächstenliebe?
Eğer sonunda hayırseverlik yapılacaksa, paraları yığmanın gereği ne?Γιατί χρειάζεται να συσσωρεύσουν χρήματα, και έπειτα να κάνουν αγαθοεργίες;
Eğer sonunda hayırseverlik yapılacaksa, paraları yığmanın gereği ne?Почему нам надо сначала накопить деньги и лишь затем заниматься благотворительностью?
Eğer sonunda hayırseverlik yapılacaksa, paraları yığmanın gereği ne?מדוע הצורך לצבירת כסף, ואז לעשות פילנתרופיה?
Eğer sonunda hayırseverlik yapılacaksa, paraları yığmanın gereği ne?لماذا يجمعون المال ثم ينفقونه بالتصدق
Eğer sonunda hayırseverlik yapılacaksa, paraları yığmanın gereği ne?もし初日から慈善事業をすると決めたらどうでしょう
Fakat hatırlayın, hayırseverlik sadece para değil zaman ve kabiliyet vermektir.Dar, amintiți-vă, filantropia e despre dăruirea timpului și talentului, nu doar a banilor.
Fakat hatırlayın, hayırseverlik sadece para değil zaman ve kabiliyet vermektir.Doch bei Philanthropie geht es ja darum, Zeit und Talent zu geben, nicht nur Geld.
Fakat hatırlayın, hayırseverlik sadece para değil zaman ve kabiliyet vermektir.그러나 기억하십시오, 자선사업은 단지 돈이 아니라 시간과 재능을 주는 것입니다.
Fakat hatırlayın, hayırseverlik sadece para değil zaman ve kabiliyet vermektir.Mais rappelez-vous, la philanthropie c'est donner du temps et du talent, pas seulement de l'argent.
Fakat hatırlayın, hayırseverlik sadece para değil zaman ve kabiliyet vermektir.Ma ricordatevi, la filantropia riguarda il donare tempo e talento, non solo soldi.
Fakat hatırlayın, hayırseverlik sadece para değil zaman ve kabiliyet vermektir.Mas lembrem-se, a filantropia é também conceder tempo e talento, não só dinheiro.
Fakat hatırlayın, hayırseverlik sadece para değil zaman ve kabiliyet vermektir.Pamiętajcie, że filantropia polega na dawaniu czasu oraz talentu, a nie tylko pieniędzy.
Fakat hatırlayın, hayırseverlik sadece para değil zaman ve kabiliyet vermektir.Pero recuerden, filantropía es el dar tiempo y talento, no solo dinero.
Fakat hatırlayın, hayırseverlik sadece para değil zaman ve kabiliyet vermektir.Tapi ingat, filantropi itu tentang memberikan waktu dan keahlian, bukan hanya uang.
Fakat hatırlayın, hayırseverlik sadece para değil zaman ve kabiliyet vermektir.Αλλά θυμηθείτε, η φιλανθρωπία είναι να δίνεις χρόνο και ταλέντο, όχι απλώς χρήματα.
Fakat hatırlayın, hayırseverlik sadece para değil zaman ve kabiliyet vermektir.Но помнете - филантропията е свързана с даряване на време и талант, не само за пари.
Fakat hatırlayın, hayırseverlik sadece para değil zaman ve kabiliyet vermektir.Однако помните, что суть филантропии -- пожертвование времени и таланта, а не только денег.
Fakat hatırlayın, hayırseverlik sadece para değil zaman ve kabiliyet vermektir.אך זיכרו שנדבנות היא נתינה של זמן וכשרון, לא רק כסף.
Fakat hatırlayın, hayırseverlik sadece para değil zaman ve kabiliyet vermektir.ولكن تذكروا ، العمل الإجتماعي هو عطاء من الوقت والمهارة وليس المال فقط
Fakat hatırlayın, hayırseverlik sadece para değil zaman ve kabiliyet vermektir.ネットワークに詳しいライターのクレイ・シャーキーは
Fakat insanlık tarihinin en büyük, en açık, en hızlı, en bağlı hayırseverlik şekli olacak.그러나 WISER가 하고 있는 것들은 인간의 역사에 있어서 가장 크고, 가장 개방적이며, 가장 빠르고, 가장 잘 연결된 자선사업 형태가 될 것입니다.
Fakat insanlık tarihinin en büyük, en açık, en hızlı, en bağlı hayırseverlik şekli olacak.אך אלה שכן, יהיו צורות הנדבנות הגדולות והפתוחות ביותר, והמהירות והמקושרות ביותר בהיסטוריה האנושית.
Fakat insanlık tarihinin en büyük, en açık, en hızlı, en bağlı hayırseverlik şekli olacak.ولكن التي ستقلع ستكون الأعظم ، والأكثر إنفتاحاً الأسرع ، والشكل الأكثر تواصلاً للعمل الخيري في تاريخ البشرية
Fakat insanlık tarihinin en büyük, en açık, en hızlı, en bağlı hayırseverlik şekli olacak.人類史上最も大規模で開かれ 行動が早くすばらしく連携のとれた慈善事業になることでしょう 2つめはオンライン市場における慈善事業です
Hayır kurumlarının durumu: Kanada'daki hayırsever grupların savunma yapmalarına müsade edilmiyor.W Kanadzie organizacje pożytku publicznego nie mogą propagować swoich celów za pomocą aktywności politycznej.
Hayırsever bir birim tamamen bağış yapan bir birim.이것은 자선적인 것 입니다. 기본적으로 인정받은 것 입니다.
Hayırsever bir birim tamamen bağış yapan bir birim.זאת קרן שמעניקה מלגות,
Hayırsever bir birim tamamen bağış yapan bir birim.إنه كيان خيري، لإعطاء المنح
Hayırsever bir birim tamamen bağış yapan bir birim.世界中の先住民グループに伝わる
Hayırsever gölgem bütün şehire yayılı.Minun "
Hayırsever gölgem bütün şehire yayılı.Min velmenende skygge blev spredt over byen,
Hayırsever gölgem bütün şehire yayılı. Sümer ve Akad halkını kucağımda ben düzenledim."La mia ombra benevola si spande sulla città, tengo le genti di Sumer e Akkad salve sul mio grembo."
Hayırsever gölgem bütün şehire yayılı. Sümer ve Akad halkını kucağımda ben düzenledim."Mi benevolente sombra se extendió por la ciudad, mantuve a las gentes de Sumer y Akkad a salvo en mi regazo".
Hayırsever gölgem bütün şehire yayılı. Sümer ve Akad halkını kucağımda ben düzenledim."Моя благая сень распростерта над моим городом, и я держу на своем лоне людей страны Шумера и Аккада".
"Hayırseverkapitalizm", "doğal kapitalizm", "hayırsevergirişimcilik", "girişimci harıseverlik" gibi kelimeler.Cuvinte ca "filantrocapitalism" și "capitalism natural" și "filantroantreprenor" și "filantropie speculativă."
"Hayırseverliğin masraflarını düşüren..." yazsın istemiyor."Abbiamo tenuto basse le spese generali delle organizzazioni benefiche."
"Hayırseverliğin masraflarını düşüren..." yazsın istemiyor."Alacsonyan tartottuk a jótékonysági költségeinket."
"Hayırseverliğin masraflarını düşüren..." yazsın istemiyor."Am ţinut cheltuielile de regie pentru caritate scăzute."
"Hayırseverliğin masraflarını düşüren..." yazsın istemiyor. (Kahkaha) (Alkış)"Chúng tôi đã giữ chi phí từ thiện thấp," (Cười) (Vỗ tay)
"Hayırseverliğin masraflarını düşüren..." yazsın istemiyor. (Kahkaha) (Alkış)"Snažili jsme se udržet režijní náklady nízko. " (Smích) (Potlesk)
"Hayırseverliğin masraflarını düşüren..." yazsın istemiyor."우리는 기부의 간접비용을 낮게 유지했다."
"Hayırseverliğin masraflarını düşüren..." yazsın istemiyor."Mantivemos baixas as despesas gerais da beneficência".
"Hayırseverliğin masraflarını düşüren..." yazsın istemiyor."Mantuvimos bajos los gastos de beneficencia".
"Hayırseverliğin masraflarını düşüren..." yazsın istemiyor."Utrzymaliśmy niskie koszty ogólne działalności na cele charytatywne".
"Hayırseverliğin masraflarını düşüren..." yazsın istemiyor."We hielden de overhead laag."
"Hayırseverliğin masraflarını düşüren..." yazsın istemiyor."Wir hielten die Gemeinkosten der Wohlfahrt gering."
"Hayırseverliğin masraflarını düşüren..." yazsın istemiyor."Κρατήσαμε τα λειτουργικά έξοδα των φιλανθρωπικών χαμηλά."
"Hayırseverliğin masraflarını düşüren..." yazsın istemiyor."Мы держали накладные на низком уровне".
"Hayırseverliğin masraflarını düşüren..." yazsın istemiyor."Поддържахме режийните разноски за благотворителност ниски".
"Hayırseverliğin masraflarını düşüren..." yazsın istemiyor."הצלחנו לשמור על התקורה הנמוכה של הצדקה"
"Hayırseverliğin masraflarını düşüren..." yazsın istemiyor.لقد ابقينا مصروفات اعمال الخير قليلة
"Hayırseverliğin masraflarını düşüren..." yazsın istemiyor.(笑)(拍手)
Hayırseverlik dediğin sevgi piyasası.Az emberbarátiság a szeretet piaca.
Hayırseverlik dediğin sevgi piyasası.이 분야는 더 이상 이들을 위한 시장이 없는
Hayırseverlik dediğin sevgi piyasası.La filantropía es el mercado del amor.
Hayırseverlik dediğin sevgi piyasası.La philanthropie, c'est le marché de l'amour.
Hayırseverlik dediğin sevgi piyasası. Şirketlerin, diğer piyasaların umursamadığı insanlar için bir piyasa.Der Markt ist für all jene Menschen, für die es keinen anderen Markt gibt.
Hayırseverlik dediğin sevgi piyasası. Şirketlerin, diğer piyasaların umursamadığı insanlar için bir piyasa.È il mercato per tutte quelle persone per le quali non esiste nessun altro mercato.
Hayırseverlik dediğin sevgi piyasası. Şirketlerin, diğer piyasaların umursamadığı insanlar için bir piyasa.É o mercado para todas aquelas pessoas para quem não aparece outro mercado.