Hayır! Hayır!I'm not doing it, not doing it.
Hayır, şikayetçi değilim yalnızlıktan.No use complaining about Ioneliness.
Hayır sağol.No sake for me.
Hayır, şu anda anlıyoruz seni.MH: No, we can understand it.
Elbette ki hayır.Of course not.
İskoçya'da? sen hiç ses tanıma yeknolojisini denedin mi? hayırWhere is the buttons?
Bu İrlandalı gibi oldu, Amerikan değil hayır Amerikan!That sounds Irish, not American. No, it doesn't!
"Hayır" dediler.They said, "No.
Hayır, golfçü değilim.I am not a golfer.
Hayır, sadece bir diş tükürürüm.No, I just spit out a tooth.
Aslında hayır, demek istediğim, henüz wikileaks karşıtına denk gelmedim.Not really. I mean, we don't have any WikiLeaks dissidents yet.
Hayır, ben talimat vermedim.No, I heard when it was reported to me.
Harvard'dan araştırmacı Ted Kaptchuk'a göre "hayır".Not according to Harvard researcher Ted Kaptchuk.
Haklı mıyım? Hayır. Sangmin benim için yalnızca bir ağabey gibi.No...Sangmin's just like a big brother since we were little.
Akademisyenler "hayır" diyor.Academia says no.
Hayır, benim değil.No. It's not mine.
Hayır, o almadı.No, he didn't.
Hayır, hemen bilmek istiyorum.No, I want to know right now!
Hayır, gelmiyorum.No, I'm not coming.
Hayır, onlar sefalet doludur.No, they are full of misery.
"Hayır, o kadara değmez." diyene kadar, ödenecek miktarı azaltarak sorduk."No more. It's not worth it for me."
Hayır, tadı harikaydı.No, the taste was great.
Hayır, hayır, hayır, başkasının kekiydi. Sanki hazır alınmış bir kek gibiydi.No, it was somebody else's cake, as if you bought it in the store.
Bence cevap hayır.I think the answer is no.
Oh hayır, onlar bu Asansör içinde ses tanıma teknolojisi yükledim, onlar-si olmak hayır düğme.Oh no, they've installed voice-recognition technology in this lift, they have no buttons.
Hayır öyle değil!No it doesn't! ELEVEN.
Buna rağmen diyorsunuz ki, hayır ben illa ki satmak istiyorum.But you're like, no I want to sell them.
Hayır, borçlarımız yükselmedi.Well no, our liabilities didn't increase.
Hayır, atlamayın.No, don't jump.
Hayır, bunu gerçekten anlamanız gerekiyor.No, you must really understand that.
Hayır başaramayacaktım.I wasn't going to make it.
Hayır, çünkü kültürünüze göre bu normal bir şey olurdu.No, that's normal to his culture.
"Burası bizim bölgemiz!" "Yo hayır siz işgalcisiniz!""This is our territory!" "Oh no you're intruding!"
Bu tarz bir dünya nasıl inşa edilir biliyormusunuz? "Hayır""Do you know how to build that kind of world?" "No I don't."
Hey, buraya dön. Hayır, hayır, hayır... İlk 50 Öpücük.Hey come back here. >> No, no, no, no, no, no, >> Fifty First Dates.
Hayır, hayır, diğer tarafa.No, no. The other way.
Gerçekte hayır, çünkü uzay boşluğundaki koordinatların kendileri... ...birbirinden uzaklaşıyor.The reality is, it's not, because the space coordinates themselves are spreading out.
Hayır, eğer negatif üç ile başlarsak, tersi daha büyük olacak .Well no, if we start with negative 3, the opposite is going to be larger.
Hayır, sadece git.No, just go.
Hayır, hiç bir şeyim yok. Tanrım!No, I'm totally fine.
Gözlerini biraz ayırıp burnunu dikleştirelim. Hayır!Slit your eyes bigger and get your nosed raised.
Hayır, öyle demiyorum.No, I'm not.
Hayır, o tanıma uymuyorsun.No, it doesn't apply.
Hayır, eski Hanna gibi.No, like the old Hanna.
Hayır, kendim için çekiyordum.No, it was for myself.
Hayır, anlayamazsın.No, you can't.
Hayır. Onu istemiyorum.No, I don't know what.
Gittin mi yoksa hayır mı?Have you gone or no?
Tren? -Hayır.-Not train?
Evet, gayet farklılar. Hayır, değiller.Yeah, it's very different -- no, it's not different.
-Garbio'da oynayan "Aşk Şarkısını" gördün mü? -Hayır.Have you seen <i>Song of Love</i> at the Garbio?
-Hayır, çok güzeldi.I think you're fine
Hayır, iş kıyafetlerim üzerimde.No, but I'm in my working clothes
-Umarım size rahatsızlık vermiyorumdur. -Hayır, katiyen.- I hope we're not in the way - Not at all
-Hayır. Saat beşi geçerek gelirim. Yiyecek bir şeyler de getiririm.I'll be back soon after five; I'll bring something to eat
-Şunları götüreyim mi? -Hayır, önce diğerlerini paket yap.- Shall I deliver those?
Hayır, bırakalım gitsin.No, we'll let the boy go.
-Hayır, uyuya kalmamışım. -Hayır.- I haven't overslept - Coffee's ready.
Baksana... ...kanıyor. Hayır, yeter, Monika, Vurma sakın!Someone's there
-Hayır! Mantar kızartması, mantar haşlaması, mantar çorbası, her yerde mantar var.Mushrooms fried, boiled, in soup - here, there and everywhere