Ayrıca bir de havuz bulunmaktadır.På tomten finns även en pool.
Yüzme havuzu, tenis sahası ve üyelik salonu 1953'te yapılır.Badhus och tennishall i Köping 1934.
Bugün yaşayan tüm organizmalar ortak bir atadan (veya ataç gen havuzundan) gelmektedir.Alla organismer som idag finns på jorden härstammar från andra organismer (evolution).
Rekorlar; uzun kulvar (50 metre) ya da kısa kulvar (25 metre) yüzme havuzlarında kırılmıştır.Tävlingar arrangeras i bassänger med längden 50 meter (långbana), 25 meter (kortbana) eller i 25-yardsbassäng.
Bahçesinde süs havuzu, bir iskele ve bir helikopter pisti bulunmaktadır.Hon har en helikopterlandningsplats och en hangar.
Gelgit havuzları gelgit bölgelerinde oluşur.Peruns blommor tillhör irissläktet.
Gönüllüler ve açıkta olan erkekler kasaba için bir yüzme havuzu inşa ettiler ve kasaba parkını düzenlediler.Добровольці та безробітні чоловіки побудували плавальний басейн і схему громадського парку.
Yüzme havuzunun karşısındadır.Залягає у Балтійському сланцевому басейні.
Havuzun kıyılarında ise çok sayıda bina vardır.На узбережжі є, кілька більших поселень.
Şehrin merkezindeki güzel havuza bir atıftır.З пляжу відкривається гарний вигляд на центр міста.
Tam o sırada kum havuzu bir çöle dönüşür.З часом озеро перетворюється на болото.
Kompleks de 50 metrelik bir yüzme havuzu da bulunmaktadır.У місті є стадіон та критий 50-метровий плавальний басейн.
Yıl Havuzu 100.Площа 100 га.
Dublin ismi, İrlandaca'da "siyah havuz" anlamına gelen Dubh Linn kelimesinden gelmektedir.Назва міста походить від ірландського Dubh Linn — «чорний ставок».
Havuza dalar.Басейн Прип'яті.
Ufak bir havuz mevcut.Існує великий плавальний басейн.
Bu entropy havuzundan rastgele sayılar yaratılır.Z této zásoby entropie jsou vytvořena náhodná čísla.
Ayrıca bir de havuz bulunmaktadır.Jeden bazén se nalézá i venku.
Kompleks de 50 metrelik bir yüzme havuzu da bulunmaktadır.Pod tělocvičnou se nalézá 20 metrů dlouhý bazén.
Ayrıca köy sınırları içersinde bozulmamış, antik bir havuz bulunmaktadır.Bohužel se zde vyskytuje také nepůvodní, invazní střevlička východní.
Ayrıca yarı olimpik kapalı yüzme havuzu da bulunmaktadır.V olympijském bazénu bude těsno.
Havuzun 500 kişilik seyirci tribünü mevcuttur.Na stadion dorazilo 500 diváků.
İlde 3 tane de toplam 2.500 kişi kapasiteli kapalı yüzme havuzu (yarı olimpik) bulunmaktadır.Ani 32 lodí ve dvou řadách by nestačilo (reálná kapacita 1500 osob).
Gruptan ayrıldıktan bir ay kadar sonra, kendi evinin havuzunda ölü bir şekilde bulundu.Ani ne měsíc na to se za ne zcela objasněných okolností utopil v bazénu ve vlastním domě.
Yıl Havuzu 100.Rok 1000 př.
Bahçe havuzları tatlı su akvaristliği için diğer benzer bir yöntemdir.Tyto bazénové tvary Vám nabízejí větší prostor pro vodní radovánky.
Bu sitelerin çoğunda yüzme havuzu da vardır.Majoritatea hotelurilor au piscine.
Ufak bir havuz mevcut.Există o mică plajă.
Bu puanlara göre erkeklerde ilk 24 kadınlarda ilk 16 sporcu milli takım havuzunu oluşturur.Toate femeile au fost în cele din urmă trimise într-una dintre cele 24 de tabere adiacente pentru femei.
Atatürk Yüzme Havuzu 100.Teatrul Național din București - 150.
Sayid bir havuza götürülür.A fost găsit plutind într-o piscină.
Dublin ismi, İrlandaca'da "siyah havuz" anlamına gelen Dubh Linn kelimesinden gelmektedir.Numele englezesc Dublin se zice că este derivat de la numele irlandez Dubh Linn, care înseamnă baltă neagră.
Yosun önleyici olarak yüzme havuzlarında kullanılmaktadır.La înot se folosesc de membrele anterioare.
Havuz mahallede tüm çocuklar tarafından ortak kullanılır.Piscina e folosită în comun de toţi copiii din vecinătate.
Tom Mary'yi havuzun içine ittirdi.Tom a împins-o pe Maria în piscină.
Havuza atlayan Steve onu kurtarmaya çalışır, ama çok geçtir.A zuhanyzóból kilépő férfi megpróbálja megállítani, de már késő.
Yüzme havuzunun karşısındadır.Tökéletes lösz medencében fekszik.
Omurgaları 16 Mart 1914 tarihinde Brooklyn Donanma Tesislerinde havuza alındı.A hajó gerincét 1914. március 16-án fektették le a brooklyni hajógyárban.
Bunun dışında albüm kapağı, Jackson ailesinin bahçesindeki havuzda çekildi.A borítófénykép a Jackson család úszómedencéjében készült.
Bu havuz oyuncaklarca kaplanan alandan daha geniştir.Ezek a dobozok többet értek, mint a bennük levő dohány.
Matt Parkman'ın bulundbir cinayet olay yerindeki yüzme havuzunda.Los Angelesben egy rendőrtiszt, Matt Parkman egy gyilkosságnál helyszínel.
İstinye Tersanesi'nde üç havuz vardı.Három gólpassza volt a tornán.
Dünya'daki tüm organizmalar, ortak bir atadan ya da ortak bir gen havuzundan gelirler.A Föld összes élőlénye egyetlen közös őstől vagy ősi génkészletből származik.
Dünyanın en eski gemi tamir havuzu da bu şehirdedir ve bu havuz hala kullanımdadır.Itt üzemel a város legjelentősebb vállalata, a hajógyár, és itt található a flotta kiszolgáló bázisa is.
Bu puanlara göre erkeklerde ilk 24 kadınlarda ilk 16 sporcu milli takım havuzunu oluşturur.A férfiaknál súlycsoportonként az első 22, a nőknél az első 14 ország kapott kvótát.
E Sheffield havuzu aynı zamanda korumaya alınmış bir sit alanıdır.Ezen kívül a Sheffield Intézetnek van egy úszócsapata is, amelynek Will is tagja.
Beylikdüzü Olimpik Yüzme Havuzunun inşası devam etmektedir.Fia Pulai Bence úszó olimpikon.
Havuz ısıtma ve kâğıt fabrikaları atık ısı kullanımının uygulamalarındandır.A forró oldatok és gőzök-gázok szerepe a barlangképződésnél.
Havuza 7 gözden su akmaktadır.Kylpylä numero 7:n aulaa.
Musalara ait iki önemli havuz Aganippe ve Hippocrene'e bu dağda bulunurdu.Kaksi muusien pyhää lähdettä, Aganippe ja Hippokrene, sijaitsivat vuorella.
Ayrıca bir de havuz bulunmaktadır.Siellä on myös uimaranta.
Bu sitelerin çoğunda yüzme havuzu da vardır.Joissakin maissa malli on myös uima-asun alaosana.
Rekorlar; uzun kulvar (50 metre) ya da kısa kulvar (25 metre) yüzme havuzlarında kırılmıştır.Ennätyksiä ratifioidaan pitkässä (50 metriä) ja lyhyessä (25 metriä) altaassa.
Havuz: Günlük ihtiyaçların yanı sıra kutsal ayinler sırasında da kullanılırdı.Kisojen lisäksi pyhäkköalue oli jatkuvassa käytössä, sillä sen temppeleissä suoritettiin päivittäisiä uhreja.
Kampüse bitişik yeni bir yüzme havuzu vardır.Tanssilavan vieressä on uimaranta.
Bu yöntemle deniz suyu küçük ve derin olmayan havuzlara aktarılır.Kivujärvellä on vesireittejä aluksille, joilla ei ole suuri syväys.
En alttaki filtreden geçtikten sonra havuzda toplanır.Hän saapuu sarjaan Poolen kuoltua.
Yüzme havuzu halka açık.Uima-allas on avoinna yleisölle.
Ben havuzlarda yüzmeyi sevmiyorum.En mielelläni ui altaissa.
Dünya'daki tüm organizmalar, ortak bir atadan ya da ortak bir gen havuzundan gelirler.Όλοι οι οργανισμοί που υπάρχουν στη Γη κατάγονται από έναν κοινό πρόγονο ή από μια κοινή δεξαμενή γονιδίων.