havuç ile cümle

havuç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
"Sarı havuç" (sabzi turisida) aslında pilav yemeklerinde kullanılan bir yaban havucu türüdür."Yellow carrot" (sabzi turisida) is actually a type of parsnip that is used in pilaf dishes.
Toponimi, Hollandaca havuç veya kök anlamına gelir.The toponym means carrot or root in Dutch.
Havuç ve sopa Ödül sistemiFalse confession Carrot and stick
Köftelere doku ve lezzet katmak için mısır, havuç ve mantar kullanılır.Vegetables such as corn, carrots, and mushrooms, provide the patty with texture and taste.
Havuca rengini karoten verir.Conte du farfadet de Poing.
Havuç ve sopa, İngilizce deyim.Son nom veut dire « bulle et couic » en anglais.
Havuç ve karahindiba yerler.Se sabe que comen carroña y basura.
Alternaria brassicicola – Alternaria burnsii – Alternaria carotiincultae – Havuçta erken küfe sebebiyet verir.Alternaria carthami Alternaria dauci - crece en la zanahoria.
Havuçları fazla pişirmemek için dikkatli ol.Stai attento a non cuocere troppo le carote.
Havuçları tencereye koy.Положи морковку в котелок.
Tavşanlar havuç yemeği severler.Кролики любят морковку.
Rendelenmiş havuç severim.Я люблю тёртую морковку.
Ben rendelenmiş havuç severim.Я люблю тёртую морковку.
Anne ve babaları iş için ABD'ye giden Havuç'la Duygu anneannesiyle dedesinin evine yerleşir.«Деда с бабушкой перевезли на чью -то, не помню, квартиру.
Parsnip: Yabani havuçtur.«Надежда»: Пароход-диковинка.
Çikolata, havuç, italyan romu ve italyan kreması da popüler seçeneklerdendir.Chocolate, ameixa, rum, abacaxi, doce de leite e creme italiano são escolhas populares.
Tüm havuçları yemenden sonra sana dondurma vereceğim.Dar-te-ei o sorvete quando tiveres comido todas as cenouras.
Carrot Missile Truck: Havuç atan bir araba görüntüsündedir.No. 8: Go Go Mixer: een cementwagen.
O havuçtan nefret eder.Hij heeft een hekel aan wortels.
O havuçtan nefret eder.Hij haat wortelen.
Tavşan bahçeden bir havuç çaldı.De haas stal een wortel uit de tuin.
Parsnip: Yabani havuçtur.Oficjalnie: Jaguś z dziką kartą.
Havuç Oltası domuzları sürmek için kullanılır.Листя використовують для годівлі свиней.
Havuç üç dolar.Морква коштує три долари.
Tom havuç sevmez.Тому не подобається морква.
Havucu severim.Я люблю моркву.
Havuçlar ucuz!Морква дешева!
Tom havucu seviyor.Том полюбляє моркву.
Tom havucu seviyor.Тому подобається морква.
Patatesleri ve havuçları soy.Curăță cartofii și morcovii.
Havuçları sevmediğine dair hiç bir fikrim yoktu.Nu am avut nici o idee că nu îţi plac morcovii.
En sevilen tiplemelerinden biri de "Havuçlu Anne"dir.Például az egyik legismertebb ainu kulturális esemény a „medveünnep”.
Patlıcan, havuç, domates.Padlizsán, sárgarépa, paradicsom.
Havuç ve sopa, İngilizce deyim.Μιλά απταίστως σουαχίλι και αγγλικά.
Parsnip: Yabani havuçtur.In: faune sauvage.
Kızıl saçlı birinin "havuç kafa", gözlüklü birinin "dört göz" olarak adlandırılması gibi.赤髪・赤眼の美少年の容姿で、「緋眼のゼルマン」と呼ばれる。
Havuç ve sopa, İngilizce deyim.サイドスロー※和製英語。
Havuçlar gözlerin için iyidir. Sen hiç gözlük takan tavşan gördün mü?にんじんは目にいいんだよ。眼鏡かけてるうさぎさんとか見たことないでしょ?
Havuç gözlerin için iyidir. Sen hiç gözlük takan tavşan gördün mü?にんじんは目にいいんだよ。眼鏡かけてるうさぎさんとか見たことないでしょ?
Havuç Oltası domuzları sürmek için kullanılır.正在進行重新努力來填充這些海地豬。
Havuç ve sopa, İngilizce deyim.고철이나 깡통을 영어로 뜻한다.
Bir havuç, bir pancar ve bir brokoliye ihtiyacımız var. Onlar çiğ olmalı, pişirilmiş değil.Имаме нужда от един морков, едно цвекло и броколи. Те трябва да са сурови, а не сготвени.
Havuç ve sopa, İngilizce deyim.Kalba anglų ir kreoline anglų kalba.
Havuç Oltası domuzları sürmek için kullanılır.Kafuė vanduo naudojamas pasėlių drėkinimui.
Beta-karoten değil, havucun kendisi.Ce n'est pas le bêta-carotène, mais la carotte.
Beta-karoten değil, havucun kendisi.Ei betakaroteeni, vaan porkkana.
Beta-karoten değil, havucun kendisi.Het is niet de bèta-caroteen, het is de wortel.
Beta-karoten değil, havucun kendisi.Không phải beta-carotene, mà là củ cà rốt.
Beta-karoten değil, havucun kendisi.그러니까,'베타 카로틴'이 이닙니다. '당근' 이지요.
Beta-karoten değil, havucun kendisi.Nejedná se o beta-karoten, jedná se o tu mrkev.
Beta-karoten değil, havucun kendisi.Nem a béta-karotin, hanem maga a répa fontos.
Beta-karoten değil, havucun kendisi.Nicht Vitamin A, sondern die Karotte selbst.
Beta-karoten değil, havucun kendisi.Nie chodzi o beta-karoten, chodzi o marchewkę.
Beta-karoten değil, havucun kendisi.Nie je to beta-karotén, je to mrkva.
Beta-karoten değil, havucun kendisi.Non è il beta-carotene, sono le carote.
Beta-karoten değil, havucun kendisi.Nu despre beta-caroten ci despre morcov.
Beta-karoten değil, havucun kendisi.Δεν είναι η βήτα-καροτίνη, είναι το καρότο.
Beta-karoten değil, havucun kendisi.Не е бета-каротина, моркова е.
Beta-karoten değil, havucun kendisi.זה לא הבטא-קרוטן, אלא הגזר.
Beta-karoten değil, havucun kendisi.لا أتكلم عن مركب (بيتا-كاروتين)* ,بل عن الجزر! *البيتا-كاروتين:مركب عضوي يتواجد في الخضروات
İlgili Sayfalar