Oranın havralarında öğretiyor, herkes tarafından övülüyordu.És õ taníta azoknak zsinagógáiban, dicsõíttetvén mindenektõl.
Oranın havralarında öğretiyor, herkes tarafından övülüyordu.Ia mengajar di rumah-rumah ibadat, dan semua orang memuji Dia
Oranın havralarında öğretiyor, herkes tarafından övülüyordu.Il enseignait dans les synagogues, et il était glorifié par tous.
Oranın havralarında öğretiyor, herkes tarafından övülüyordu.Insegnava nelle loro sinagoghe e tutti ne facevano grandi lodi
Oranın havralarında öğretiyor, herkes tarafından övülüyordu.In učil je po njih shodnicah, in vsi so ga slavili.
Oranın havralarında öğretiyor, herkes tarafından övülüyordu.Ja hän opetti heidän synagoogissaan, ja kaikki ylistivät häntä.
Oranın havralarında öğretiyor, herkes tarafından övülüyordu.친히 그 여러 회당에서 가르치시매 뭇사람에게 칭송을 받으시더라
Oranın havralarında öğretiyor, herkes tarafından övülüyordu.Ngài dạy dỗ trong các nhà hội, ai nấy đều khen ngợi Ngài.
Oranın havralarında öğretiyor, herkes tarafından övülüyordu.Ngài dạy_dỗ trong các nhà hội , ai_nấy đều khen_ngợi Ngài .
Oranın havralarında öğretiyor, herkes tarafından övülüyordu.Och han undervisade i deras synagogor och blev prisad av alla.
Oranın havralarında öğretiyor, herkes tarafından övülüyordu.Og han lærte i deres synagoger, og blev prist av alle.
Oranın havralarında öğretiyor, herkes tarafından övülüyordu.Og selv lærte han i deres Synagoger og blev prist af alle.
Oranın havralarında öğretiyor, herkes tarafından övülüyordu.Und er lehrte in ihren Schulen und ward von jedermann gepriesen.
Oranın havralarında öğretiyor, herkes tarafından övülüyordu.Και αυτος εδιδασκεν εν ταις συναγωγαις αυτων, δοξαζομενος υπο παντων.
Oranın havralarında öğretiyor, herkes tarafından övülüyordu.И той поучаваше по синагогите им; и всички Го прославяха.
Oranın havralarında öğretiyor, herkes tarafından övülüyordu.І навчав Він по школах їх, славлений од усіх.
Oranın havralarında öğretiyor, herkes tarafından övülüyordu.Он учил в синагогах их, и от всех был прославляем.
Oranın havralarında öğretiyor, herkes tarafından övülüyordu.והוא היה מלמד בבתי כנסיותיהם ויהללהו כלם׃
Oranın havralarında öğretiyor, herkes tarafından övülüyordu.وكان يعلّم في مجامعهم ممجدا من الجميع
Oranın havralarında öğretiyor, herkes tarafından övülüyordu.他 在 各 會 堂 裡 教 訓 人 、 眾 人 都 稱 讚 他
Oranın havralarında öğretiyor, herkes tarafından övülüyordu.他 在各會堂裡 教訓人 、 眾人 都 稱讚他
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.A hovoril v synagóge každú sobotu a presviedčal Židov i Grékov.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.Ele discutia todos os sábados na sinagoga, e persuadia a judeus e gregos.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.Hễ đến ngày Sa-bát , thì Phao-lô giảng luận trong nhà hội , khuyên_dỗ người Giu-đa và người Gờ-réc .
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.Hễ đến ngày Sa-bát, thì Phao-lô giảng luận trong nhà hội, khuyên dỗ người Giu-đa và người Gờ-réc.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.I hádal se v škole na každou sobotu a k získání přivodil i Židy i Řeky.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.In razgovarjal se je v shodnici vsako soboto in prepričeval Jude in Grke.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.Ja hän keskusteli synagoogassa jokaisena sapattina ja sai sekä juutalaisia että kreikkalaisia uskomaan.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.안식일마다 바울이 회당에서 강론하고 유대인과 헬라인을 권면하니라
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.Men han holdt Samtaler i Synagogen på hver Sabbat og overbeviste Jøder og Grækere.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.Men hver sabbat holdt han samtaler i synagogen, og han overbeviste jøder og grekere.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.Och i synagogan höll han var sabbat samtal och övertygade både judar och greker.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.Ogni sabato poi discuteva nella sinagoga e cercava di persuadere Giudei e Greci
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.Paul discourait dans la synagogue chaque sabbat, et il persuadait des Juifs et des Grecs.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.Pavel vorbea în sinagogă în fiecare zi de Sabat, şi îndupleca pe Iudei şi pe Greci.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.Tedy miewał rozmowę w bóżnicy na każdy sabat i pozyskiwał i Żydy, i Greki.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.Und er lehrte in der Schule an allen Sabbaten und beredete beide, Juden und Griechen.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.Vetekedék pedig minden szombaton a zsinagógában, és igyekezék mind zsidókat, mind görögöket meggyõzni.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.Y discutía en la sinagoga todos los sábados y persuadía a judíos y a griegos
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.Διελεγετο δε εν τη συναγωγη κατα παν σαββατον και επειθεν Ιουδαιους και Ελληνας.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.Во всякую же субботу он говорил в синагоге и убеждал Иудеев и Еллинов.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.І розмовляв що-суботи в школї, і пересьвідчував Жидів і Єленян.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.וידבר בבית הכנסת בכל שבת ושבת ויוכח את היהודים ואת היונים׃
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.وكان يحاج في المجمع كل سبت ويقنع يهودا ويونانيين.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.每 逢 安 息 日 、 保 羅 在 會 堂 裡 辯 論 、 勸 化 猶 太 人 和 希 利 尼 人
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.每 逢 安息日 、 保羅 在 會堂 裡 辯論 、 勸化猶 太 人和 希利尼人
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.Aman los primeros asientos en los banquetes y las primeras sillas en las sinagogas
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.amano posti d'onore nei conviti, i primi seggi nelle sinagogh
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.A milují přední místa na večeřích, a první stolice v školách,
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.De vilja gärna hava de främsta platserna vid gästabuden och sitta främst i synagogorna
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.És szeretik a lakomákon a fõhelyet, és a gyülekezetekben az elölûlést.
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.gostam do primeiro lugar nos banquetes, das primeiras cadeiras nas sinagogas,
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.ils aiment la première place dans les festins, et les premiers sièges dans les synagogues;
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.in ljubijo prve prostore pri gostijah in prve stole v shodnicah
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.ja rakastavat ensimmäistä sijaa pidoissa ja etumaisia istuimia synagoogissa,
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.잔치의 상석과 회당의 상좌와
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.majú radi prvé miesta na ležanie pri večeriach a prvé stolice v synagógach
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.Mereka suka tempat yang terbaik pada pesta-pesta, dan kursi istimewa di rumah-rumah ibadat
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.Nadto miłują pierwsze miejsca na wieczerzach, i pierwsze stołki w bóżnicach.
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.og de vil gjerne sitte øverst ved gjestebudene og ha de øverste seter i synagogene