havası ile cümle
havası kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Ab-ı havası nefistir.Svět tají dech.
Gelen misafirler çalgılarla "hoşgeldi" havası ile karşılanırdı.Jeden z hostů tvrdil, že voda chutná „divně“.
Yüzerken havasını azaltır.Při nízkém stavu vody vysychá.
Sekiz gün sonra Sado havasızlıktan öldü.După opt zile, Sado a murit de sufocare.
Bu tahliye Moskova'da bir panik havası yarattı.Evacuarea a provocat panică printre moscoviți.
Yüzerken havasını azaltır.Lună pe cale de a se îneca.
Deniz havası iyi gelmişti.Clima maritimă blândă.
Soyunma odalarının havasını koklamam lazım.Indicațiile de spălare de pe etichetele hainelor trebuie respectate.
Sakindir,havası hoştur.Zona este deluroasă și clima este blândă.
Pehlivanlar, bu ormanların havası ve suyuyla yetişmektedir.Păsările sunt mai bine reprezentate prin cele de apă și de pădure.
Bu da bir şölen havasında gerçekleştiriliyordu.Audițiile se desfășurau într-o atmosferă austeră.
Bölümlerden birinde ortama bahçe havası verilmesi için 15 şişirebilir ağaç oluşturuldu.Cincisprezece copaci gonflabili au fost instalați pe scenă pentru a oferi un aspect de grădină.
Çok soğuk ve katı bir havası vardır.Aceasta este încă un obiect foarte rece și întunecat.
Sakindir,havası hoştur.Éghajlata száraz, kellemes.
Soyunma odalarının havasını koklamam lazım.Ekkor azonban elmegy a világítás az öltözőben.
Dag havası vardır.Kisasszony hava napjaiban.
Gelen misafirler çalgılarla "hoşgeldi" havası ile karşılanırdı.A vendéglátók szarugaku-előadással „kedveskedtek” az egybegyűlteknek.
Mağaranın havası açık havaya nazaran serindir.A barlangból feltűnően hűvös levegő áramlik ki.
O gün köyde bayram havası esti.Este pedig a faluban bált szerveznek.
İklimi ılıman, havası kurudur.Tündéri éj, a lég enyhe.
Havası temizdir.Levegője tiszta.
Dolayısıyla en iyi gözlem yapılabilecek yüksek ve havasının yıl boyunca açık olan yerler tercih edilir.Célszerű olyan helyszíneket választani, ahol az év legnagyobb szakában tiszta az idő.
Genellikle havasi soğuktur.Rendszerint hidegvérűek.
Soyunma odalarının havasını koklamam lazım.Ratsastusvaelluksella pitää olla sään mukaiset vaatteet.
Takımın havası buruktu ve Hill yarış dışı kalmıştı.Lähtö sujui ilman suurempia ongelmia, ja Hill veti letkaa.
Bu da bir şölen havasında gerçekleştiriliyordu.Sitä on ilmastettu juhlasuihkulla.
Sakindir,havası hoştur.Ilmasto on leuto.
Hayvanlar, bitkiler ve insanlar havasız bir ortamda yaşayamazlar.Eläimet, puut ja ihmiset hengittävät kaikki samaa ilmaa...
Bütün eski Oranjestad'ın bir Hollanda-Karayip havası vardır.Vanhan linnun kupeilla on selkeä oranssi kuvio.
“Oyun Havası”, 1938."Αθλητικό Βήμα", 1938.
Sakindir,havası hoştur.Ο χώρος είναι ευχάριστος, καλαίσθητος και κλιματιζόμενος.
Sekiz gün sonra Sado havasızlıktan öldü.Έπειτα από οκτώ έτη γάμου η Αγνή απεβίωσε άτεκνη.
Williams yaptığı açıklamada "Biz stüdyodaydık, ve Madonna 'Bana iyi bir şeyler verin.' havasındaydı.Ο Williams δήλωσε, «Ήμασταν στο στούντιο, και η Μαντόνα είπε 'Look, give me some hot shit'.
Vernik emdirme işlemi havasız bir ortam içinde yapılır.Fragoria λαμβάνει χώρα μέσα σε ένα φανταστικό περιβάλλον.
Kaplıca, hem tertemiz havası hem de doğal güzelliği ile sağlığınıza sağlık katacaktır.Γενικά το κλίμα της είναι εύκρατο και υγιεινό που συντελεί στην άφθονη βλάστηση και στη φυσική της ομορφιά.
Okyanus havasının nem oranı oldukça yüksektir ve alçak katmanlarda doymuş olabilir.Η ατμόσφαιρα μπορεί να είναι αρκετά υγρή, ανάλογα με την εγγύτητα στη θάλασσα.
Öğrencilerin şehit olduğu haberi okula ulaşınca, okul koyu bir yas havasına bürünür.Λέει ότι όταν το αγόρι γύρισε στην τάξη μετά τη συνάντηση, η ανάσα του μύριζε οινόπνευμα.
Havası genellikle rutubetlidir.Το σχήμα του είναι συνήθως στρογγυλό.
Bu tahliye Moskova'da bir panik havası yarattı.Evakueringen forårsagede panik blandt moskovitterne.
Anaerobik "havasız" anlamına gelir.Bonaire betyder "god luft".
Deniz havası iyi gelmişti.Det tåler kystklima godt.
Bu tahliye Moskova'da bir panik havası yarattı.I Moskva brøt det ut tilløp til panikk.
İklimi ılıman, havası kurudur.Vi sier da at luften er mettet.
Havası temizdir.Klimaet er tørt.
Soyunma odalarının havasını koklamam lazım.Det er usikkert når vestveggen ble bordkledd.
Enteriyör'ler havasız ve içindeki figürler eğreti."«Hvem eier luftens renhet og glitteret i vannet?».
Fırtınanın merkezi çevre havasından daha soğuktur.Klimaet i byen er litt kaldere enn i de omliggende områdene.
Soğuk suları temiz havası hayat verir insana.Det kalde vannet nedkjøler luften.
Siyah fosfor, beyaz fosforun havasız ortamda ve basınç altında ısıtılmasıyla elde edilir.En fjerde variant er svart fosfor som fremstilles ved å varme opp hvit fosfor under høyt trykk.
Sekiz gün sonra Sado havasızlıktan öldü.Setelah delapan hari terkurung, Sado meninggal.
Soyunma odalarının havasını koklamam lazım.Kasih melihat robekan baju Sinar.
Enteriyör'ler havasız ve içindeki figürler eğreti."Engkaulah yang menaruh benda penerang dan matahari.'
Kent soğuk havası ile ünlüdür.Kanada terkenal dengan iklimnya yang dingin.
Pasteur fermantasyonu "havasız solunum" olarak tanımlamıştır.Pasteur pada awalnya mendefinisikan fermentasi sebagai proses "respirasi tanpa udara".
Havası ve suyu son derece güzeldir.Pengendalian suhu dan kelembapan udaranya masih bagus.
Doğal kaynak sularının bolluğu havasının temizliği ile ünlüdür.Kecamatan Air Besar terkenal dengan keindahan alam berupa air terjun.
Deniz havası iyi gelmişti.Khí hậu biển rất tốt.
Parçalama, bıçaklama, asma, suda boğma, boğazını sıkma, havasız bırakma Watts'ın öldürme biçimlerindendir.Rạch, đâm, treo cổ, dìm nước, làm ngạt thở, và bóp cổ đều nằm trong những cách Watts giết người.
Düğünler tam bir şenlik havasında geçer.Lễ cưới diễn ra trong không khí hết sức thân mật.
Pasteur fermantasyonu "havasız solunum" olarak tanımlamıştır.Louis Pasteur đã gọi sự lên men là "sự sống thiếu không khí" ("kị khí", "thiếu ôxi").
İlgili Sayfalar