havası ile cümle

havası kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Kulaklar havasız kaldığı için biriken nem mantar enfeksiyonlarına neden olur.لم يعد يستخدم على البشر لأنه يسبب تسميماً أذنياً.
ICME'ler uzay havasının tek nedeni değildir.برنامج ظواهر ليست من الدين على قناة الإيمان الفضائية.
Havası temizdir.A atmosfera deve ser clean.
EUH006 Hava ile teması halinde ve havasız ortamda patlayıcıdır.R6 : Perigo de explosão com ou sem contacto com o ar.
Sakindir,havası hoştur.O clima é agradável.
Soyunma odalarının havasını koklamam lazım.A presença de telômeros vestigiais.
Bu "şimdiye kadar" sözü ince bir kinizm havası oluşturur.Por outro lado, "Closer Now" expressa uma atmosfera mais leve.
Bunlar arasında bir barış havası sürmeye başladı.Mas esta pacífica existência está chegando ao fim.
Bu şehrin havası burada bulunan çeşitli fabrikalar nedeniyle zehirli.O ar desta cidade é tóxico devido às várias fábricas que tem aqui.
Anaerobik "havasız" anlamına gelir.Anaeroob betekent 'zonder lucht'.
Gelen misafirler çalgılarla "hoşgeldi" havası ile karşılanırdı.Anderen kunnen zien wie de post "leuk" vonden.
Ölüdeniz'in iklimi yıl boyunca güneşli ve havası kurudur.En ook zullen er voor ons voor eeuwig zijn onze eigen zon en de lucht.
3 ya da 4 gün süren etkinlik fuar-lunapark-pazar havasındadır.Het speelt zich gedurende drie of vier weekeinden in de zomer af in 't Hof/Oranjepark.
Soyunma odalarının havasını koklamam lazım.Het rust niet op de kledij die de reiziger draagt.
Sakindir,havası hoştur.Hierdoor ligt het beschut en is het klimaat er aangenaam.
Klaipėda'nın tüm yıl boyunca kararsız bir havası vardır.Long Beach heeft dus gedurende het hele jaar een vrij constant klimaat.
Yaylanın temiz bir havası ve güzel manzarası vardır.Die tuin bracht licht en een mooie, formele uitzicht.
Dag havası vardır.Dus ayer werd air.
Melankolik bir havası vardı.De sfeer is melancholiek.
Fakat değişik yıllarad yaz havası değişik olabilir.Het weer in april kan sterk variëren.
Kunming ayrıca havasından dolayı "İlkbahar Şehri" olarak bilinir.Kunming wordt vanwege het milde klimaat ook wel de "Lentestad" genoemd.
Seksenleri bir nebze terk etmek istedim ve nakarata doksanlar havası verdim.De bommen misten hun doel en vielen op het Gevers Deynootplein.
Lastiğin çok az havası var.De autoband heeft te weinig lucht.
Tekerin çok az havası var.De autoband heeft te weinig lucht.
İç tasarımda ise sahil ve deniz havası verecek unsurlar öne çıkarılmıştır.Na końcu zbioru znajdują się modlitwy o ocalenie od zarazy i morowego powietrza.
Soyunma odalarının havasını koklamam lazım.Wskazane jest także zdezynfekowanie ubrania zasypką do odzieży.
Hoş bir havası vardır.Posiada łagodny klimat.
Havası ve suyu diğer köylerden farklıdır.Trąby lądowe i wodne różnią się od siebie.
Bu, gerçekten bir çözülme, dağılma havasıydı.Była to jednak tylko poza, odtwarzana dla otoczenia.
Sakindir,havası hoştur.Klimat łagodny, morski.
Yaz aylarında düzenlenen ve yaklaşık 2 hafta süren sempozyum, festival havasında geçer.Trzeba około 3 godzin marszu przy dobrych warunkach pogodowych w okresie letnim.
Köyümüzün yerleşim arazisi biraz yamaçtır.Havası ve suyu çok güzeldir.Okolica wsi jest prawie bezleśna - teren falisty, a gleby bardzo urodzajne.
Fırtınanın merkezi çevre havasından daha soğuktur.Atmosfera jest chłodniejsza od powierzchni Ziemi.
Havası temizdir.Där luften är klarast.
Bu da bir şölen havasında gerçekleştiriliyordu.Detta hände dessutom mitt under en pest.
Havasının alınma zorunluluğu yoktur.Ingen luft får komma åt processen.
MTV News ile bir röportajda, Lee yeni albümün eğlenceli olduğunu ama "pop havasında olmadığını" söyledi.I en intervju med MTV News sade hon att albumet var kul men inte på ett "poppigt sätt".
Deniz havası iyi gelmişti.Vattentillgången var god.
Bir iç savaş havasının yaşandığı şehirde, Alevilere yönelik saldırılarda 150'den fazla insan öldü.Under vinter- och fortsättningskriget stupade över 150 män från Alajärvi.
Soyunma odalarının havasını koklamam lazım.Deras flyg påminner om klädesmalens rörelse i luften.
ICME'ler uzay havasının tek nedeni değildir.För mänskligheten var inte ensam i rymden.
Bu, gerçekten bir çözülme, dağılma havasıydı.Det var mycket en fråga om utantilläsning.
Solunum sistemi, kan ile atmosfer havası arasında gaz değişimini sağlamaya hizmet eden bir sistemdir.Mellan dessa lameller finns luft så att gasutbytet kan ske mellan luften och blodet.
Bu da şehrin havasının istikrarsız olmasına neden olur.Detta medförde att flygplanet blev instabilt.
Sakindir,havası hoştur.Under dagtid värmer solen och klimatet är behagligt.
İklimin oldukça kurak ve şehrin havasının kumlu olması günbatımlarını "kızıl" yapan etmenlerdir.Namnet “Rödkinda” antyder att frisk luft skulle ge barnen röda kinder.
Yol Havası (Türkü), 1984.Hjärtat mot vinden (1984).
Havası temizdir.Повітря дуже чисте.
Sakindir,havası hoştur.Погода тепла і приємна.
Soyunma odalarının havasını koklamam lazım.По тканині визначають вік одягу.
Havası ve suyu diğer köylerden farklıdır.Розрізняються земні та водні каджи.
Yol Havası (Türkü), 1984.«Дорогами війни» (1984).
Anaerobik "havasız" anlamına gelir.Знак «мінус» означає, що робота виконується повітрям.
Köy halkı asker çağına gelen gençlerini bayram havası içinde yapılan düğünlerle uğurlar.У супроводі дружків молоді йдуть по оселях тих, кого хотіли б бачити на своєму весіллі.
Bu dönemde Eyüpsultan alanı, mistik havasını kaybederek şehirle bütünleşmiş hale geldi.Тим часом в людських колоніях стало загадковим чином зникати населення.
Havasız yaşayamayız.Ми не можемо жити без повітря.
Anthony Raneri albümün daha öncekilere göre daha punk bir havasının olduğunu söyledi.Podle zpěváka Anthony Raneriho má album mnohem více punkový zvuk než album předchozí.
Havasının alınma zorunluluğu yoktur.Vzduch vyvážet nechceme.
Sekiz gün sonra Sado havasızlıktan öldü.Nicméně, deset dní po schůzi Ota umírá.
Havası olmayan çocuk.Dítě však nedýchá.
İlgili Sayfalar