havası ile cümle
havası kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Havasız yaşayamayız.Nous ne pouvons pas vivre sans air.
Havası temizdir.L'air est pur.
Soyunma odalarının havasını koklamam lazım.On peut retrouve l'ambiance et les costumes des saloons.
Vernik emdirme işlemi havasız bir ortam içinde yapılır.La réception officielle prévue se déroule dans un climat tendu.
Bu da bir şölen havasında gerçekleştiriliyordu.Cet évènement avait lieu dans une atmosphère festive.
Havası güzel olduğu için atları burada yetiştirirmiş.Les herbages permettent d'y élever des chevaux de qualité.
Kibirli ve soylu bir havası vardır.Un air fier et majestueux.
Yol Havası (Türkü), 1984.Le vent tourbillon, 1984.
Deniz havası iyi gelmişti.La mer était forte.
Bu olay, sabahın soğuk havası ve sıcak kumların etkisiyle olmuştur.Les choses vont changer... malgré le vent froid du matin.
Anaerobik "havasız" anlamına gelir.Andaure signifierait donc "avec le vent".
Etkinlikler şenlik havasına bürünmüşür.Les succès s'enchaînent pour les Météores.
Yaz aylarında düzenlenen ve yaklaşık 2 hafta süren sempozyum, festival havasında geçer.Le parlement se réunit pendant environ deux semaines, autour du solstice d'été.
Üçüncü bölüm dans havasında, canlı bir tempodadır.Le troisième personnage, en tunique courte est ailé.
Japonya'nın havası İngiltere'den daha sıcaktır.El clima de Japón es más cálido que el de Inglaterra.
Havasız yaşanmaz.No se puede vivir sin aire.
Buranın havasına daha alışmış değilim.Todavía no me he acostumbrado a este tiempo.
(Köroğlu havasıyla) içki demleri düzenlenir.Los tragos de la vida (Presente).
Soyunma odalarının havasını koklamam lazım.No quedan vestigios del revestimiento exterior.
Bay Jefferson, bir Ood'a ölmektense bulunduğu bacanın havasının kesilmesiyle ölmeyi tercih eder.Es un Jedi que parece preferir el uso de un bláster antes que el de un sable láser.
Mayıs sonlarında işi sıcak yaz havasına dönüşür.A finales de mayo se inician sus veranos calientes.
Bu, gerçekten bir çözülme, dağılma havasıydı.¿Fue esto una separación?, ¿Una huida?
Sakindir,havası hoştur.El clima es agradable.
Bu da şehrin havasının istikrarsız olmasına neden olur.El aire se dice que está inestable.
Şarkının romantik doğası ve seksüel havası övgüler topladı.También elogió la naturaleza romántica de la canción, así como sus tonos sexuales.
"Tarkan havasından zor kurtulurum".«NXclusiva sale del aire».
Bu yolculuğun mistik bir havası vardı.Tal proceso tenía un carácter místico.
Enteriyör'ler havasız ve içindeki figürler eğreti."Usábamos cadenas y bolígrafos con cuchillos ocultos en su interior."
"Kız havası" deniyordu sanırım.Se le llamó el "Bad Boy" del aire.
EUH006 Hava ile teması halinde ve havasız ortamda patlayıcıdır.EUH 006 – Esplosivo a contatto o senza contatto con l'aria.
Yol Havası (Türkü), 1984.Corso Sicurezza Volo (1984).
Adanın havası genellikle sisli ve karlıdır.Il clima di quest'isola è generalmente bello e soleggiato.
Lucretius, De rerum naturasında, bir destan havasında bilimi açıklamaya çalışmıştır.Lucrezio, nel suo Sulla natura delle cose, ha tentato di spiegare la scienza in un poema epico.
Genellikle havasi soğuktur.Di solito il suo atteggiamento è freddo.
Soyunma odalarının havasını koklamam lazım.Essa aveva lo scopo di preservare l'abito dall'odore del tabacco.
Havası olmayan çocuk.L'uomo senza ambiente.
Hoş bir havası vardır.Che bell'aria fresca...
Vernik emdirme işlemi havasız bir ortam içinde yapılır."La Fratellanza dell'Ordine" si apre in un clima sereno.
Havası ve suyu son derece güzeldir.Acqua ed aria purissima.
Sekiz gün sonra Sado havasızlıktan öldü.Probabilmente Dean morì 10 minuti dopo l'incidente.
Bu odanın böyle küçüklüğünden ve havasızlığıdan, ben boğuluyorum.Эта комната такая маленькая и душная, что я задыхаюсь.
“Kaşık Havası”, 1970.Горячий снег, 1970.
Soyunma odalarının havasını koklamam lazım.Воздушное пространство в сухом костюме.
Kentin havası sıcaktır.Климат в городе холодный.
Yol Havası (Türkü), 1984.«Дорогами войны» (1984).
Havası ve suyu son derece güzeldir.Режим и воздух здесь очень хорошие.
Anaerobik "havasız" anlamına gelir.Breathing, то есть «дыхание».
Yazları ise sıcaktır fakat yükseklikten dolayı yayla havası vardır.Yaz aylarında akşamları serindir.Погода всегда ясная в летние месяцы, и преимущественно ясная в зимние месяцы.
Vernik emdirme işlemi havasız bir ortam içinde yapılır.Вручение ордена проводится в торжественной обстановке.
Yaylada 20 Ağustos tarihine kadar kalınmakta, yaylanın havasından suyundan faydalanılmaktadır.В продвинутом базовом лагере они оставались до 20 сентября, ожидая улучшения погоды.
Kent, Váh Nehri havasındaki en önemli iş merkezidir.Дан считается главным притоком реки Иордан.
Hoş bir havası vardır.У него весёлое настроение.
Fakat bu şehrin havasından dolayı Gazne'ye döndü.وعاد إلى غزنة بسبب هواء تلك المدينة فقط.
Uzay havası bilimi, temel araştırma ve uygulamalara odaklanmıştır.يركز علم الطقس الفضائي على البحوث الأساسية والتطبيقات العملية.
Güney kıyılarının taşra havası ve sakinliği Metastasio'nun sağlını geri kazanmasına yardım etti.وفي هواء الريف، وهدوء الساحل الجنوبي، استعاد ميتاستاسيو صحته.
Uzay havası terimi, ilk olarak 1950'lerde kullanıldı ve 1990'lı yıllarda ortak kullanım haline geldi.استخدم مصطلح "طقس الفضاء" لأول مرة في الخمسينيات من القرن العشرين، وأصبح يستخدم بشكل شائع في التسعينيات.
Ülkeye bir yas havası hakim oldu.فسادت البلاد أجواء هادئة.
İklimi ılıman, havası kurudur.من هنا، يُزفَر الهواء.
Sekiz gün sonra Sado havasızlıktan öldü.بعد ثمانية أيام مات ولي العهد سادو من الاختناق .
Klaipėda'nın tüm yıl boyunca kararsız bir havası vardır.تتميز محافظة بورسعيد بالمناخ المعتدل طوال العام.
İlgili Sayfalar