Bu LED'ler havadaki koku moleküllerinin varlığını algılayan sensörlere bağlı.נוריות אלו מחוברות לחיישנים המאתרים נוכחות של מולקולות ריח באויר.
Bu LED'ler havadaki koku moleküllerinin varlığını algılayan sensörlere bağlı.هذه الصمامات الثنائية موصلة سلكياً بمجسات تكشف عن وجود جزيئات الرائحة في الهواء .
Bu LED'ler havadaki koku moleküllerinin varlığını algılayan sensörlere bağlı.空気中の匂い分子の存在を感知します。 それぞれの匂いはそれぞれ違うパターンのセンサーを活性化させ
Bunlar içlerinde havadaki gazların geçişini sağlayan çok fazla kılcal damar barındırırlar.Acestea au multe capilare pe ele care permit schimbul de gaze.
Bunlar içlerinde havadaki gazların geçişini sağlayan çok fazla kılcal damar barındırırlar.Alveoly majú veľké množstvo capilár, ktoré umožňujú výmenu plynov.
Bunlar içlerinde havadaki gazların geçişini sağlayan çok fazla kılcal damar barındırırlar.As moléculas estão carregadas de vasos capilares os quais tornam possível a troca de gases.
Bunlar içlerinde havadaki gazların geçişini sağlayan çok fazla kılcal damar barındırırlar.Estos tienen una gran cantidad de capilares que permiten el intercambio de gases.
Bunlar içlerinde havadaki gazların geçişini sağlayan çok fazla kılcal damar barındırırlar.Ini memiliki banyak kapiler pada mereka yang memungkinkan pertukaran gas.
Bunlar içlerinde havadaki gazların geçişini sağlayan çok fazla kılcal damar barındırırlar.폐포에는 많은 모세혈관이 있어서 교환할 수 있도록 해줍니다. 폐포에는 많은 모세혈관이 있어서 교환할 수 있도록 해줍니다.
Bunlar içlerinde havadaki gazların geçişini sağlayan çok fazla kılcal damar barındırırlar.Na sklípcích je spousta kapilár, které umožňují výměnu plynů.
Bunlar içlerinde havadaki gazların geçişini sağlayan çok fazla kılcal damar barındırırlar.Pęcherzyki otacza rozbudowana sieć naczyń włosowatych, a to umożliwia wymianę gazów.
Bunlar içlerinde havadaki gazların geçişini sağlayan çok fazla kılcal damar barındırırlar.Questi hanno molti capillari che consentono lo scambio di gas.
Bunlar içlerinde havadaki gazların geçişini sağlayan çok fazla kılcal damar barındırırlar.Алвеолите имат много капиляри в тях, което позволява Да се извъшва газообмен.
Bunlar içlerinde havadaki gazların geçişini sağlayan çok fazla kılcal damar barındırırlar.Тут є багато капілярів, що сприяє обміну газами.
Bunlar içlerinde havadaki gazların geçişini sağlayan çok fazla kılcal damar barındırırlar.כך שהחמצן יכול להכנס לדם הזה ואז, כאשר החמצן --
Bunlar içlerinde havadaki gazların geçişini sağlayan çok fazla kılcal damar barındırırlar.وهذه تحتوي على الكثير من الشعيرات التي تسمح لتبادل الغازات
Havadaki dünyayı kurtarma hissini veren iyimserlik kokusunu almamak mümkün değil.Dit optimisme om de aarde te redden hangt in de lucht.
Havadaki dünyayı kurtarma hissini veren iyimserlik kokusunu almamak mümkün değil.Et on sent bien ce mouvement optimiste pour sauver la planète dans l'air.
Havadaki dünyayı kurtarma hissini veren iyimserlik kokusunu almamak mümkün değil.I mozna tam czuc w powietrzu ten optymistyczny ruch w zwiazku z ratowaniem ziemi.
Havadaki dünyayı kurtarma hissini veren iyimserlik kokusunu almamak mümkün değil.지구를 살리기 위한 이 긍정적인 움직임을 느낄수 있으실 거에요.
Havadaki dünyayı kurtarma hissini veren iyimserlik kokusunu almamak mümkün değil.Man kann diese optimistische Bewegung spüren, die Erde zu retten.
Havadaki dünyayı kurtarma hissini veren iyimserlik kokusunu almamak mümkün değil.Něco je ve vzduchu, to optimistické hnutí na záchranu Země.
Havadaki dünyayı kurtarma hissini veren iyimserlik kokusunu almamak mümkün değil.Şi veţi simţi în aer această mişcare optimistă de a salva Pământul.
Havadaki dünyayı kurtarma hissini veren iyimserlik kokusunu almamak mümkün değil.Y pueden sentir en el aire esta movida llena de optimismo para salvar el planeta.
Havadaki dünyayı kurtarma hissini veren iyimserlik kokusunu almamak mümkün değil.И в воздухе уже чувствуется оптимистический настрой на спасение Земли.
Havadaki dünyayı kurtarma hissini veren iyimserlik kokusunu almamak mümkün değil.И се усеща как това оптимистично движение за спасяване на Земята се носи във въздуха.
Havadaki dünyayı kurtarma hissini veren iyimserlik kokusunu almamak mümkün değil.ואפשר לחוש במהלך האופטימי הקורא להציל את כדור הארץ באוויר.
Havadaki dünyayı kurtarma hissini veren iyimserlik kokusunu almamak mümkün değil.ويمكنك أن تشعر بهذا التحرك متفائلة لإنقاذ الأرض في الهواء.
Havadaki dünyayı kurtarma hissini veren iyimserlik kokusunu almamak mümkün değil.なお これは地球温暖化が 最も弱く最も貧しい人々に-
Havadaki İşlemler (sadece JPEG)Aktionen während der Ãbertragung (nur JPEG)
Havadaki İşlemler (sadece JPEG)Åtgärder i farten (bara JPEG)
Havadaki İşlemler (sadece JPEG)Bezstratové operácie (iba JPEG)
Havadaki İşlemler (sadece JPEG)On-the-fly-bewerkingen (alleen JPEG)
Havadaki İşlemler (sadece JPEG)Operace za běhu (pouze JPEG)
Havadaki İşlemler (sadece JPEG)Operaciones al vuelo (solJPEG)
Havadaki İşlemler (sadece JPEG)Operacje w locie (tylko JPEG)
Havadaki İşlemler (sadece JPEG)Operações na Altura (Apenas JPEG)
Havadaki İşlemler (sadece JPEG)Operații din mers (numai JPEG)
Havadaki İşlemler (sadece JPEG)Opérations à la volée (uniquement JPEG)
Havadaki İşlemler (sadece JPEG)Operazioni al volo (solo JPEG)
Havadaki İşlemler (sadece JPEG)Siirronaikaiset toiminnot (ainoastaan jpeg- kuville)
Havadaki İşlemler (sadece JPEG)Thao tác khi yêu cầu (chỉ JPEG)
Havadaki İşlemler (sadece JPEG)Umiddelbare handlinger (kun jpeg)
Havadaki İşlemler (sadece JPEG)Απευθείας λειτουργίες (μόνο JPEG)
Havadaki İşlemler (sadece JPEG)Бързи действия (само за JPEG)
Havadaki İşlemler (sadece JPEG)Действия « на лету » (только для JPEG)
Havadaki İşlemler (sadece JPEG)Дії « на ходу » (тільки JPEG)
Havadaki İşlemler (sadece JPEG)עיבוד תמונה תוך כדי העתקה (תמונות JPEG בלבד)
Havadaki İşlemler (sadece JPEG)تشغيل الذبابة عمليات JPEG
Havadaki İşlemler (sadece JPEG)オンザフライ操作 (JPEG のみ)
Havadaki kısmi basıncı arttırıyorum ve bu iki sıvının içine nüfus edecek.Więc zwiększam częściowe ciśnienie tlenu w powietrzu i rozładuję się ono w dwóch cieczach i rozpuści w nich.
Havadaki kısmi basıncı arttırıyorum ve bu iki sıvının içine nüfus edecek.Я збільшую парціальний тиск кисню в повітрі і він поширюється у ці дві рідини.
Havadaki nemi kullandı.Ele usou a humidade do ar...
Havadaki nemi kullandı.Hän käytti ilmankosteutta...
Havadaki nemi kullandı.Ha usato l'umidità nell'aria.
Havadaki nemi kullandı.Usó la humedad del aire para...
Havadaki nemi kullandı.Wykorzystał wilgoć z powietrza...
Havadaki nemi kullandı.Он использовал влагу в воздухе...
Havadaki PMBecslések szerint a levegőben lévő PM
Havadaki PMEnligt uppskattningar har PM