O, havuzun yanında uzandı.She lounged by the pool.
Onları havaalanında bıraktım.I dropped them off at the airport.
Tom'u havaalanında bıraktım.I dropped Tom off at the airport.
Temiz havayı severim.I like the fresh air.
Pilotlar telsizle havaalanı hizmetleri ile iletişim kurar.Pilots communicate with airport services by radio.
Yağmurlu havadan hoşlanmıyorum.I don't like rainy weather.
Aniden bir köpek havlamaya başladı.Suddenly, a dog began to bark.
Bunun havalı göründüğünü düşünüyorum.I think it looks cool.
Onun gerçekten havalı olduğunu düşünüyorum.I think it's really cool.
Ben bu soğuk havayı çok seviyorum.I like this cold weather very much.
Kötü hava yüzünden gidemiyorum.I can't leave due to the bad weather.
Kötü hava benim gitmemi engelledi.The bad weather prevented me from leaving.
Lütfen bana havaalanına nasıl gideceğimi söyler misiniz?Could you please tell me how to get to the airport?
Bana havaalanına nasıl gidebileceğimi söyleyebilir misin?Can you tell me how to get to the airport?
Havaalanına nasıl gideceğimi bana söyleyebilir misiniz?Can you all tell me how to get to the airport?
Havaalanına nasıl gidebileceğimi bana açıklayabilir misin?Can you explain to me how I can get to the airport?
Tokyo'daki hava kirliliği New York'takinden daha kötüdür.The air pollution is worse in Tokyo than in New York.
Eğer bir köpeğe bir şey vermezsen herkese havlar.If you don't give anything to a dog, it will bark at everyone.
Burada hava ne kadar soğuk?How cold is it here?
Temiz havanın keyfini çıkarabilmem için pencereyi açıyorum.I'm opening the window so I can enjoy the fresh air.
Bu sabah hava berbat.This morning the weather is dreadful.
Bu sabah hava korkunç.This morning the weather is frightful.
Bu kesinlikle havalı görünüyor.It sure looks cool.
Yarın sabah beni havaalanına götürebilir misin?Can you drive me to the airport tomorrow morning?
Tom beni havalimanına bıraktı.Tom dropped me off at the airport.
Benim bavullar havaalanında kayboldu.My suitcase disappeared at the airport.
O, havaalanında onu bekledi.He waited for her at the airport.
Tom bizi havaalanında aldı.Tom picked us up at the airport.
Köpek havlıyordu.The dog was barking.
Siz birbirinizle havaalanında karşılaştınız.You met each other at the airport.
Bu güzel havanın devam edeceğini umuyorum.I hope this lovely weather will continue.
Bu güzel havanın süreceğini umuyorum.I hope this nice weather will last.
Hava kararmadan önce eve dön.Come back home before night falls.
Son günlerde hava müthiş derecede sıcaktı.During the final days the weather was infernally hot.
Gökyüzüne bakarsak, bugün hava güzel olacak.Judging by the sky, we'll have beautiful weather.
Bana bir havlu verin.Give me a towel.
Uçağınız hemen havalanacak.Your plane will take off right away.
Yollar kötü havadan dolayı tıkalıydı.The roads are blocked due to the bad weather.
Biz iyi hava umut ediyoruz.We're hoping for good weather.
Tarlakuşları havada ötüyor.The larks are warbling in the air.
O, bir ölü köpeğin havlamak istediği kadar çok çalışmak istedi.He wanted to work as much as a dead dog wants to bark.
Bazı hava tahmincileri bir kasırgayı tahmin etti.Some weather forecasters predicted a hurricane.
Hava sadece mükemmel.The weather is just perfect.
Şimdi hava nasıl?What's the weather like now?
O, havuçlara dayanamaz.He can't stand carrots.
Tom hava karardıktan sonra oraya gitmek istemedi.Tom didn't want to go there after dark.
Biz uzun süre güzel hava yaşadık.We had a long period of good weather.
Ben havaalanına zamanında gitmeni tavsiye ediyorum.I would advise you to get to the airport on time.
Havalimanına zamanında gitmeni tavsiye ederdim.I would advise you to get to the airport on time.
Biz kötü hava olduğunu duyduk, bu yüzden geziyi iptal etmeye karar verdik.We heard it was bad weather, so we decided to cancel the trip.
Bitkiler hava olmadan büyüyemez.Plants can't grow without air.
Uçak havalandı ve Çin'e uçtu.The airplane took off and boarded to China.
Tavşan havuç yiyor.The rabbit is eating a carrot.
O aslında oldukça havalıydı.That was actually pretty cool.
Burada hava çok, çok sıcak.It's very, very hot here.
Onlar onunla vedalaşmak için havaalanındaydı.They were at the airport to say goodbye to him.
Hava soğuk; neden bir kazak giymiyorsun?It's cold; why don't you put on a sweater?
Hava güzel olursa gideceğim.I'll go if the weather is nice.
Onun hayali bir uzay havacılık mühendisi olmaktır.His dream is to become a space aviation engineer.
Havva, Adem'e bilgi elmasını verdi.Eve gave Adam the apple of knowledge.