İçeride hava bunaltıcıydı.It was sweltering inside.
Hava ılık ve yumuşaktı.The weather was balmy.
Bizim havamız kirlidir.Our air is polluted.
Tom için hava hoş.That's OK with Tom.
Hava dayanılmaz sıcaktı.It was unbearably hot.
Havai fişek gösterisi hava karardıktan sonra başlayacak.Fireworks will begin after dark.
Hava filtreni değiştirmen gerekir.You need to change your air filter.
Hava güzeldi.The weather was delightful.
Tom havasızlıktan öldü.Tom died from asphyxiation.
Polis: "Ellerini havaya kaldır!" diye bağırdı.The police officer yelled, "Put your hands in the air!"
Gençken açık havada olmayı severdim.I loved being outdoors when I was younger.
Bu havayı seviyorum.I love this weather.
Hiç kimse havuza atlayacak ilk kişi olmak istemiyor.Nobody wants to be the first one to jump into the pool.
Bazı insanlar havuza atladı.Some people jumped into the pool.
Tom havucu seviyor.Tom likes carrots.
Tom açık havada olmayı sevdi.Tom loved being outdoors.
Tom açık havayı severdi.Tom loved the outdoors.
Hava iyi olursa pazar günü piknik yapacağız.We'll have a picnic on Sunday, weather permitting.
Yarın bir piknik yapacağız, hava müsait olursa, elbette.We'll have a picnic tomorrow, weather permitting, of course.
Tom hava atıyor muydu?Was Tom showing off?
Tom hava atıyor.Tom is showing off.
Bizim kabak, domates, salatalık, havuç, bamya ve patatesimiz var.We have squash, tomatoes, cucumbers, carrots, okra and potatoes.
O, hava kuvvetlerine katılmak istedi.She wanted to join the air force.
Tom havuzlu büyük bir evde yaşar.Tom lives in a large house with a pool.
O, havaalanına gidiyordu.She was heading to the airport.
Onun köpeği deli gibi havlamaya başladı.Her dog started barking like crazy.
Tom ve Mary sabahın erken saatlerinden hava kararmaya başlayıncaya kadar yürüdüler.Tom and Mary walked from early morning until it started to get dark.
Tom havaalanına gittiğini söyledi.Tom said he was heading to the airport.
Kötü hava benim gitmemi engelliyor.The bad weather's preventing me from leaving.
Yüzme havuzu fırtına nedeniyle kapalı.The swimming pool is closed due to the storm.
Yarın biz yağış ihtimali olan değişken bir hava bekliyoruz.Tomorrow we expect variable weather with a likely chance of precipitation.
Havai fişekler tam gece yarısı patladı.The fireworks went off exactly at midnight.
Tom ne giyerse giysin havalı oluyor.Tom looks cool no matter what he wears.
Gün batımından sonra hava soğudu.It got cold after sunset.
Havluyu bana verebilir misin?Can you pass me the towel?
Hava o zamandan beri iyi.The weather's been very good ever since.
Tom havuzun sığ tarafında kaldı.Tom stayed in the shallow end of the pool.
Pekin'in dumanlı havası keyfimi kaçırıyor.The smoggy air of Beijing makes me feel gloomy.
Hava kötü ve maaş gününden önceki gün, bu yüzden bugün dışarı çıkmayacağım.The weather is bad and it's the day before payday, so I won't go out today.
Benim şehrim Varsovia'da hava soğuk.It's cold in my city, Varsovia.
"Neden şemsiyeni getirmedin?" "Bu sabah böyle iyi hava vardı!""Why didn't you bring an umbrella?" "It was such good weather this morning!"
"Niye bu kadar havalısın sen?" "Böyle doğmuşum.""Why are you so cool?" "I was born this way."
Sence hava neye benziyor?What do you think the weather looks like?
Havanın nasıl olduğunu düşünüyorsun?What do you think the weather looks like?
Hava sence nasıl?What do you think the weather looks like?
Büyücü kızı ince havada yüzdürdü.The magician made the girl float in thin air.
Tom sık sık uğrar ve bizim yüzme havuzunda tur yüzer.Tom often comes over and swims laps in our swimming pool.
Tom hava kararmadan önce eve varmak istiyorsa acele etse iyi olur.Tom had better hurry if he wants to get home before dark.
Acele etmezsen, oraya hava kararmadan önce varmayacaksın.If you don't hurry, you won't get there before dark.
Bu tür havada dışarı çıkmak istemiyorum.I don't want to go out in this kind of weather.
Tom her zaman hava hakkında şikayet ediyor.Tom always complains about the weather.
Tom'u yolcu etmek için havaalanına gittim.I went to the airport to see Tom off.
Burada hava hızla değişebilir.The weather here can change quickly.
Hava karardıktan sonra dışarı çıkmamalısın.You shouldn't go out after dark.
Tom'u havaalanına götürdün mü?Did you take Tom to the airport?
Tom havuza geri atladı.Tom jumped back into the pool.
Biz havayı kontrol edemeyiz.We can't control the weather.
Bunun havyar olabileceğini düşünüyorum.I think this might be caviar.
Hava kararmadan döneceğiz.We'll be back before dark.
Eğer hava izin verirse, onlar gidecekler ve ormanda mantar toplayacaklar.If the weather permits, they will go and pick mushrooms in the woods.