Ana içeriğe geç
Sözlük

hav ile cümle

hav kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bu sabah hava bulutlu.This morning the weather is cloudy.
Dün hava yağmurluydu.It was rainy yesterday.
Eğer dağda kar yağarsa, vadide hava soğuktur.If it snows on the mountain, it is cold in the valley.
Tipi, aşırı hava koşullarına bir örnektir.A blizzard is an example of extreme weather conditions.
Bugün hava çok güzel.Today, the weather is very nice.
Uçak havalandı.The plane took off.
Parktaki herkes sıcak hava balonuna baktı.Everybody in the park looked up at the hot air balloon.
Havaiili konuşmayı öğrenmek istiyorum, böylece kız arkadaşımı etkileyebilirim.I want to learn to speak Hawaiian, so I can impress my girlfriend.
Yarın havanın iyi olmasını umalım.Let's hope the weather is good tomorrow.
Köpeğim bir kağıt havlu yedi. Onun hastalanıp hastalanmayacağını merak ediyorum.My dog ate a paper towel. I wonder if he'll get sick.
Bazı insanlar havuç yemenin görüş yeteneğinizi geliştireceğini söylüyor.Some people say that eating carrots will improve your eyesight.
Niçin dışarı çıkıp biraz temiz hava almıyoruz?Why don't we go out and get a little fresh air?
John havaalanında.John is at the airport.
Hava soğudu.The weather got cold.
Burası havasız.It's stuffy in here.
Hava hizmeti şiddetli hava uyarısı yayınladı.The weather service has issued a severe weather warning.
Meteoroloji bürosu bir sert hava uyarısı yayınladı.The Met Office has issued a severe weather warning.
Hava gerçekten çok soğuktu.It was really cold.
Hava oldukça soğuktu.It was quite cold.
Sıcak günlerden sonra, hava soğudu.After days of warm weather, it became cold.
Dışarıda bahçede hava sisli.It's drizzling out in the garden.
Tom genellikle sabahları evden ayrılmadan önce hava raporunu izler.Tom usually watches the weather report in the morning before leaving home.
Tom hava yoluyla seyahat etmekten kaçınmaya çalışır.Tom tries to avoid traveling by air.
Tom ellerini havaya doğru fırlattı ve vazgeçtiğini söyledi.Tom threw his hands up into the air and said that he gave up.
Tom bu sıcak havadan usandığını söylüyor.Tom says that he's fed up with this hot weather.
Tom bu havada dışarı çıkmayı düşünemeyeceğini söylüyor.Tom says that he can't imagine going out in this weather.
Tom yarın öğleden sonra havuzu temizleyemeyeceğini söyledi.Tom said he couldn't clean the pool tomorrow afternoon.
Tom lastiğe hava bastı.Tom pumped up the tire.
Tom kötü havaya rağmen gitmeyi planlıyor.Tom plans to go in spite of the bad weather.
Tom biraz taze hava almak için pencereyi açtı.Tom opened the window to get some fresh air.
Tom'un kuru bir havluya ihtiyacı var.Tom needs a dry towel.
Tom hava kararmadan önce çiti boyamayı bitirmek için çılgınca bir girişim yaptı.Tom made a frantic attempt to finish painting the fence before dark.
Tom açık havayı çok seviyor.Tom loves being outdoors.
Tom hava hakkında zerre kadar endişeli değil.Tom isn't the least bit worried about the weather.
Tom yarın havanın iyi olacağını umuyor.Tom hopes that it'll be fine tomorrow.
Tom havuza düştü.Tom fell into the pool.
Tom küçük bir havluyla ellerini kuruladı.Tom dried his hands with a small towel.
Tom hava yoluyla seyahat etmekten hoşlanmaz.Tom doesn't like traveling by air.
Tom hava karardıktan sonra dışarı çıkmayı sevmiyor.Tom doesn't like to go out after dark.
Tom havuzda yüzmeyi sevmiyor. O, gölde ve nehirde yüzmeyi tercih ediyor.Tom doesn't like swimming in pools. He prefers swimming in lakes and rivers.
Tom havuzun ne kadar derin olduğunu bilmiyor.Tom doesn't know how deep the pool is.
Tom, açık hava sporlarına büyük ilgi duymuyor.Tom doesn't have much interest in outdoor sports.
Hava çok soğuk olduğu için Tom yüzmedi.Tom didn't swim because it was too cold.
Tom hava durumu hakkında şikâyette bulundu.Tom complained about the weather.
Onu varış saatinizi bildirirseniz, Tom sizi havaalanında karşılayabilir.Tom can meet you at the airport if you let him know your arrival time.
Tom hava karardıktan sonra eve geldi.Tom came back home after dark.
Tom köprüyü havaya uçurdu.Tom blew up the bridge.
Tom kazara kendini havaya uçurdu.Tom blew himself up accidentally.
Tom öğle yemeği için sadece üç havuç yedi.Tom ate only three carrots for lunch.
Hava dahada ısındığı için, Tom bir kat elbise daha çıkardı.Since it was getting even hotter, Tom peeled off another layer of clothing.
Tom Mary'ye bu tür havalarda dışarıya çıkmaması gerektiğini söyledi.Tom told Mary that she shouldn't go out in this kind of weather.
Tom havaalanında Mary'nin bir arkadaşı ile karşılaştı.Tom met a friend of Mary's at the airport.
Tom havaalanından Mary'yi aradı.Tom called Mary up from the airport.
Tom havaalanında Mary'yi almamı rica etti.Tom asked me to pick Mary up at the airport.
Tom Mary'ye o uzaktayken havanın nasıl olduğunu sordu.Tom asked Mary what the weather had been like while he was away.
Tom Marry'e, o uzaktayken havanın nasıl olduğunu sordu.Tom asked Mary what the weather had been like while he was away.
Tom ve Mary hava saldırısı sığınağına koştu.Tom and Mary ran into the air-raid shelter.
Tom ve Mary havuzu olan bir ev satın almakla ilgilenmiyorlar.Tom and Mary aren't interested in buying a house with a pool.
Tom, Mary'nin John'u arabayla havaalanına götürmesini rica etti.Tom asked Mary to drive John to the airport.
Hava güzel olduğu zaman, Tom her zaman pencerelerini açık bıraktı.When the weather was nice, Tom always left his windows open.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod