Ana içeriğe geç
Sözlük

hav ile cümle

hav kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Dün hava sıcaktı.It was hot yesterday.
Dün havamız kötüydü.We had bad weather yesterday.
Dün hava güzel olsaydı, hayvanat bahçesine gidecektik.If the weather had been nice yesterday, we would have gone to the zoo.
Geçen yaz bir köprüdeki havai fişek gösterisini izleyerek eğlendik.We enjoyed watching the fireworks on a bridge last summer.
Uçak dün gece Londra'ya gitmek için havalandı.The airplane took off for London last night.
Dün gece hava uyuyamayacağım kadar çok nemliydi.It was too muggy for me to get to sleep last night.
Dün gece hava soğuktu, ama o ceket giymedi.It was cold last night, yet he didn't wear a coat.
Dün gece havai fişek fabrikasında bir patlama meydana geldi.Last night an explosion took place at a fireworks factory.
Mart ayında hava daha da sıcak olacak.It will become much warmer in March.
Hava, dağlık bölgelerde diğer bölgelerden daha değişkendir.The weather is more changeable in mountain regions than in any other district.
Dağın tepesindeki hava çok inceydi.The air on top of the mountain was very thin.
Lütfen çocukların havuza yaklaşmadıklarından emin olun.Please see to it that children do not go near the pond.
Çocuklar havuzdan uzak tutulmalıdır.Children should be kept away from the pond.
Çocukların hepsi hava kararmadan önce uyumaya gitti.The children all had gone to sleep before it got dark.
Havaalanında birbirimize denk geldik.We ran into each other at the airport.
Havaalanında karşılaştık.We ran into each other at the airport.
Havaalanında birbirimize rastladık.We ran into each other at the airport.
Kolinin hava yoluyla gönderilmesi için 2.000 yen ödedim.I paid 2,000 yen for the parcel to be sent by air.
Ben eve vardığımda hava oldukça kararmıştı.It was quite dark when I got home.
Hava karardığı için değil ama aç olduğum için acele ettim.I hurried, not because it was getting dark, but because I was hungry.
Onun uçağı, Narita Havaalanına vardığımda zaten ayrılmıştı.His airplane had already left when I got to Narita Airport.
Köye vardığımızda hava kararmıştı.It was after dark when we got to the village.
Ben havaalanına varır varmaz uçak havalandı.The airplane took off as soon as I arrived at the airport.
Bizim temiz havaya ihtiyacımız olduğu gibi, balıkların da temiz suya ihtiyacı var.As we need fresh air, so fish need clean water.
Yarın tenis oynayıp oynamayacağımız havaya bağlı.Whether we play tennis tomorrow depends on the weather.
Konuşmamız her zamanki gibi hava üzerine açıldı.Our conversation opened, as usual, upon the weather.
Bana seni havaalanına götürme talimatı verildi.I have been instructed to take you to the airport.
Heathrow havaalanına kolay erişebilir bir alanda yaşıyoruz.We live within easy access of Heathrow.
Hava kararınca ateşin etrafında şarkı söyledik.We sang around the fire when it got dark.
Hava kararmadan önce Londra'ya ulaşacağız.We will reach London before dark.
Hava kararmadan önce Londra'ya varacağız.We will reach London before dark.
Tenis oynamak için iyi havadan yararlandık.We took advantage of the good weather to play tennis.
Pikniğe gitmek için güneşli havadan yararlandık.We took advantage of the sunny weather to go on a picnic.
Ulusal bayramlarda bayrakları havaya kaldırmalıyız.We put up the flags on national holidays.
Biraz temiz hava için dışarı çıktık.We went out for some fresh air.
Bizim temiz havaya ihtiyacımız var.We need fresh air.
Hava kararmadan Londra'ya asla varamayacağız.We'll never reach London before dark.
Fransa'ya hava yoluyla seyahat ediyoruz.We are traveling to France by air.
Hava benim için çok sıcak.It is too warm for me.
Benim düşünceme göre hava yolculuğunun en kötü yanı, havaalanı salonlarında beklemektir.To my mind, the worst part of air travel is the hanging around in airport lounges.
Amcam Amerika'ya gittiğinde, birçok kişi havaalanında onu görmeye geldi.When my uncle left for America, many people came to see him off at the airport.
Babam hava yoluyla seyahat etmeyi sever.My father likes traveling by air.
Babam hava yoluyla dünyanın her yerine seyahat etti.My father traveled all over the world by air.
Hayalim havaya uçtu.My dream went up in smoke.
Bu sıcak havadan bıktım.I'm sick of this hot weather.
Havanın temiz olduğu sakin bir şehirde yaşamak istiyorum.I want to live in a quiet city where the air is clean.
Benim için hava hoş.It's OK with me.
Kuzenimi karşılamak için havaalanına gitmeliyim.I have to go to the airport to meet my cousin.
Bu sıcak havaya katlanamam.I can't put up with this hot weather.
Ben havaalanında Julie'yi uğurladım.I saw Julie off at the airport.
O zaman havuzda yüzüyordum.I was swimming in the pool at that time.
Uçağa geç kalmamak için hava alanına acele ettim.I hurried to the airport so as not to be late for the plane.
Onu uğurlamak için az önce havalanındaydım.I have just been to the airport to see him off.
Elimden gelse hava yoluyla seyahat etmekten kaçınırım.I avoid traveling by air, if I can help it.
Hepsinin içinde en az havuçları severim.I like carrots least of all.
Havuzda yüzdükten sonra canlandığımı hissettim.I felt refreshed after a swim in the pool.
Havuzda yüzmeyi sevmiyorum.I don't like to swim in the pool.
Havlayan bir köpeğe rastladım.I met a barking dog.
Hava kararmadan eve gitmeliyim.I must get home before it gets dark.
Soğuk havayı sevmem.I dislike cold weather.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod