Ana içeriğe geç
Sözlük

hatta ile cümle

hatta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu onu çok üzdü, hatta deliliğe kadar sürükledi.To ho naprosto dožene k šílenství.
Tüm geleneksel kimonolar elde dikilir, hatta kimono kumaşları da genellikle elde dokunup bezenir.Tradiční kimona jsou ručně šitá a i látky jsou často ručně tkané a dekorované.
Hatta saha ve avlar için anlaşmalar dahi yapabilmektedirler.K Býšti byly připojeny ještě obce Hoděšovice a Hrachoviště.
Hatta küçük Amy bile ona karşı platonik bir aşk beslemektedir.Mateřská láska je v podstatě také platonickou láskou.
Hatta bir asma köprüye bile manzaram var."Stejných rozměrů je i seběhový můstek.
Hatta birçoğu silahsız savaşıyordu.Většinou nedocházelo k ozbrojeným bojům.
Bu yüzden yılanlar haftalarca, hatta aylarca yemek yemeleri gerekmez.Může hada nasytit na několik týdnů nebo dokonce i měsíců.
Sundurma, eski bir tıp okulu kesme odası, kötü havalandırmalı ve hatta su geçirmez durumdaydı.Přístřešek, který byl původně pitevnou lékařské školy, byl nedostatečně odvětráván a dokonce do něj zatékalo.
Hatta 31 istasyon bulunmaktadır.Na lince je celkem 31 stanic.
Peron, işçi sınıfları arasında çok sevilmiş ve hatta kahraman olarak tanınmıştır.Haüyn je velmi krásný minerál, který je oblíbený jak mezi sběrateli, tak i mezi klenotníky.
Hatta ekonomik kazançları sadece borçlarını ödemektedir.Protikladem úspor jsou dluhy.
Petrol sızıntılarını temizlemek haftalar, aylar ve hatta yıllar almaktadır.Olej tuhne pomalu několik dní, měsíců, až roků.
Fakat bu Pokémon hiç söz dinlemez, hatta Pokétopu'na bile girmez.Zde pokémony nechytá klasicky do pokéballů, ale jen je jakousi káčou obtočí.
Fakat, sonradan ona büyük hayranlık duymaya başlar, hatta aşık olur.Postupně ale zjistí, že láska existuje a dokonce se i zamiluje.
Hatta aynı Deklarasyonu içeriyordu.Také na něm je stejný nápis.
Diğer tüm izotopların yarı ömürleri 2 saatten azdır ve hatta çoğununki 1 dakikadan kısadır.Všechny ostatní izotopy mají poločas kratší než dvě hodiny, většinou pod jednu minutu.
Hatta 2011'deki Mısır'daki isyanlarını desteklemiştir.Také odsoudil ruskou intervenci na Ukrajině v roce 2014.
Hattanede Enişte tarafından vurulduktan sonra, yakılmıştır.Odrůda je středně napadána padlím.
Hatta bazı şarkıların 80'li yılların şarkılarını andırdığı da söylenmiştir.Ve filmu také zazní několik písní z šedesátých let.
Ayrıca bazı hattatlar hilyelerinde dört yerine altı daireye yer verir.Oproti vozům 2. třídy mají v oddíle jen čtyři lehátka místo šesti.
Kimi kaynaklarda küçük hatta henüz doğmamış çocuklar için bile sığınma merasimi yapılabileceğini belirtilir.Jaké je jejich překvapení, když v ní naleznou malého, ba snad i právě narozeného chlapce.
Hatta tüm bunlar daha da gelişmiştir.Ves se dále rozvíjela.
Hatta daha da zorlaştırıyor.Ve skutečnosti je to ještě složitější.
Hatta öylesine büyük ki kendine ait bir yağmur ormanı, büyük bir nehri ve küçük dağları var.Dešat má také hluboké říční soutěsky, obrovské lesy a malá ledovcová horská jezera.
Hatta zaman zaman onları destekler gibi göründü.Z toho důvodu se někdy chovají jako hlídači.
Hatta tahakkuk eden vergiler de bu isimle kaydedilmiştir.Jenomže některé domény s tímto nebo podobným názvem byly již registrovány.
Hatta aşık olduğu kızı tavlayabilmesi için arkadaşından yardım ister fakat arkadaşı da kıza yakınlık gösterir.Doufá, že nalezne pomoc v podobě snoubence, jenže ten ji zradí.
Frank'in üçkağıtçılığı zamanla gelişir, hatta kendisini bir havayolu pilotu gibi tanıtmaya başlar.Zanedlouho se stane mnohem smělejším a dokonce předstírá, že je pilot aerolinek.
Trakyada ,hatta türkiyede birçok müsellim köyü vardır.V rjokanu jsou nejméně jedny společné koupele a evropské nebo turecké toalety.
Hatta bazı ülkelerde nüfus azalması vardır.Někde však populace přesto může klesat.
Tom elinden geleni yapar hatta nakavt düşürme şurubu içirtir.Během požíraní kořisti nebo po něm tygr pije.
Fazlasıyla milliyetçi ve hatta ırkçıdırlar.Jsou striktně anti-fašističtí a anti-rasističtí.
Hatta İngiliz ajanı olduğu bile iddia edilmiştir.Byl též anglickým reprezentantem.
Hatta işçi kurallarına göre çalışma süreleri kısıtlanmıştır.Volají po zkrácení pracovní doby.
Babası futbol oynamasını da başlangıçta hiç istememiş hatta Futbola karşı bir insandı.Vždy byla sportovně založená, ale ze začátku fotbal nehrála za žádný klub.
Hatta bir süreliğine aynı evde kaldılar.Také spolu nějakou dobu žili.
Solunum şikâyetleri ve hatta zatürre olabilir.Může se jednat o kašel, ale také o zápal plic.
Bunun yerine hayat, hata hatta komedi dolu.Přesto není dílo tragédií, ale komedií.
Hatta Türkçe’yi seviyorum.Mám rád Rusko.
Hatta Avengers'ı toplayan örgüttür.Poté znovu vypomáhal Avengers.
Hatta bu filmden sonra oyunculuk kariyerinin sona ereceğini bile düşünmüştü.V té době dokonce uvažoval o ukončení hráčské kariéry.
Dönem hükümdarı Ebu Kerib Yemen'e ve hatta Irak'a kadar devletini genişleterek güçlenmiştir.Perská moc byla za jeho vlády rozšířena až do Arábie a Jemenu.
Hatta birlikler arasında yer değiştirerek rütbelerini artıran subaylar da görülmüştür.Změnila se i společnost, která se dostala snad i na úroveň vojenského náčelnictví.
Hatta birçok devlet mensubu tarafından bunun devlete ihanet olduğu kabul edilmişti.Někteří to dokonce nazvali politickou státní vraždou.
Hatta, bu kuramın her zaman doğru olmadığını da söyleyebiliriz.Právě jsme ale ukázali, že to nemusí být vždy pravda.
Metro ağı, 2 hattan oluşmaktadır ve üçüncü hattın yapılması planlanmaktadır.Ulici křižují všechny tři linky metra, čtvrtá je plánována.
İşçileri çalışmaz, yerel işadamları onunla ticaret yapmaz hatta postacı bile postalarını getirmez olmuştu.Místní podnikatelé s ním odmítli obchodovat, pošťák mu odmítl doručovat poštu.
Hatta birçok kesim tarafından ona “Anal Princess (Anal Prenses)” lakabı layık görülmüştür.Naplánují si pro něj nějakou „andělskou mrchu“, nejlépe princeznu.
Ömer bin Hattab: Nâmı Faruk.2000 a násl., rev.
Hatta bu kadınların bazıları cinsel ilişkiden nefret ederler.Stejně jako ostatní duše i ona nenávidí násilí.
Hatta bu amaçla küçük bir ordu oluştururlar.Speciálně pro tuto sestavu byl vyroben i malý buben.
Hatta bazı türler dünyada sadece hayvanat bahçelerinde yaşar.Ojediněle se vyskytuje u ptáků chovaných v zoologických zahradách.
Hatta hindistan'dan bitmiş gemi bile alınıyordu.Poté vyřazená plavidla získala Indonésie.
Hatta kazayla veya kasıtlı olarak değiştirebilirler veya silebilirler.Spatřil je vyčerpány nebo snad poraženy.
Hatta dalgıçların ayaklarına bile dolanabilirler.Pruhované mohou být také nohy.
Bu hatta 177 kuş ve 215 tür memeli tür vardır.Zahrnuje šest podčeledí, 27 rodů a asi 270 druhů.
Dindar Müslümanları memnun etmeye çalıştı hatta kendisinin Müslüman olduğunu ima etti.Jeden z nich se obhajoval tím, že to byla jeho povinnost muslima.
Çoğu güneş veya ayın yanında diğerleri başka yerde hatta gökyüzünün diğer tarafında olabilir.Multe sunt aproape de soare sau luna, dar altele sunt în altă parte și chiar în partea opusă a cerului.
Anlatıcı kediyi evine götürür ama bir süre sonra bu kediden de nefret etmeye, hatta korkmaya başlar.Naratorul ia pisica acasă, dar curând începe să o urască și chiar să se teamă de ea.
Bir bitkiden, hatta bir bakteriden insana kadar her canlı varlığın bir ruhu vardır.Orice făptură vie de la o plantă sau bacterie până la om, are un suflet.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod