Hatta bir süreliğine aynı evde kaldılar.Ще через якийсь час вони жили разом.
Hatta bazı gazeteler ön sayfalarında dehşet verici görüntülerin üzerine korkunç başlıklar attı.Столичні газети просто були переповнені скандальними заголовками.
Bunun yerine hayat, hata hatta komedi dolu.Хоч фільм і є комедією, але комедією чорною.
Hatta ölüme bile neden olabilir.Зрештою, навіть призвести до смерті.
Diğer Simberg tabloları gibi, Yaralı Melek ciddi ve hatta kasvetli bir atmosfer uyandırmaktadır.Окрім гербових екслібрисів були популярні тиснені художні зображення символічного або алегоричного змісту.
Hatta Bektaşi tarikatı bu sebepten ikiye bölünmüştür.Населений пункт навіть був поділений на дві частини.
Hatta koyun ve sığır gibi evcil hayvanları da yerler.У деяких місцях вони їдять домашніх тварин, таких як вівці і телята.
Bu eylemleri yer yer gülünç olabildiği gibi zaman zaman da can sıkıcı, hattâ dehşet verici olabilmektedir.Завдяки такому поєднанню смішне може водночас видаватися ще й сумним.
Hatta Avusturyalı rahipler, boşaltılan binalara yerleşmişlerdir.Єдиний в Австрії, який досі виготовляють у монастирі.
Hatta bazen de bu kişiler azizleştirildi.Але для святих воно вже певним чином відбулося.
Tom elinden geleni yapar hatta nakavt düşürme şurubu içirtir.Нік також починає розлітатись на пил, однак встигає включити секретний пейджер.
Belli kristaller, kuartzlar ve hatta şeker bile dış baskıya maruz kaldığında, yüzleri arasında fark oluşturur.Деякі кристали, такі як кварц, або навіть цукор, генерують різницю потенціалів при впливі зовнішнього тиску.
Hatta karısıyla Rus Ruleti bile oynamıştır.Незабаром втратила й матір-росіянку.
Hatta 1759'da başkent Brandenburg istila edildi.У 1859 році був призначений військовим губернатором Бранденбурга.
Savaş yıllara, hatta tüm zaman ve uzaya yayıldı.Ми всі хочемо вийти за межі простору і часу.
Hatta Kürtçede süpürgenin yirminin üzerinde adı vardır.Зокрема, в Бережанському повіті іменованих було щонайменше понад 20 кружків.
Hatta büyük erkekler leopar bile avlarlar.На дитинчат гірської ньяли полюють леопарди.
Hatta daha küçük hissettim.Я почувався навіть меншим.
Hatta daha küçük hissettim.Я почувалася навіть меншою.
Hatta düşündüğümden daha delisin.Ти навіть божевільнійший, ніж я думав.
Hatta en kötü yönetmen seçilen İtalyan Ed Wood ile görüşmüştüm.Я навіть говорив з італійцем Едом Вудом, найгіршим режисером.
Hatta single hakkında; "Bu benim için çok yeniydi ve gerçekten çok güzel bir deneyimdi" demiştir.Po dovršení této hranice uvedl: „Je úžasné dosáhnout trojciferného čísla.
Hatta Augustus'un Raetia şarabını tüm diğer şaraplara tercih ettiği söylenir.Dokonce i sám Augustus prý dával přednost raetskému vínu před kterýmkoli jiným.
Hatta güvenli IEEE 802.11i-2004 şifreleme yöntemi, Wi-Fi şebekelerinin MAC adresleri göndermesini engellemez.Ani zabezpečení metodou IEEE 802.11i-2004 nezabraňuje Wi-Fi síti v rozesílání MAC adres.
Beşincilik, altıncılık, dokuzunculuk (2 kere) ve hatta en kötü derece olan onbirincilik (2 kere) alındı.Mají pět končetin: čtyři ruce (dvě zakrnělé a dvě mohutné, obrovské, svalnaté) a jednu nohu.
Hatta bir gün Almanca dilinde olan bir film veya tiyatro yapımında yer almayı düşünebileceğini belirtmiştir.Také vyjádřil zájem, že by si jednoho dne rád zahrál v německém filmu nebo německé divadelní hře.
Hatta bazı üretici firmalar sadece monokrom fotoğraf çekebilen dijital makineler üretmiştir.Někteří výrobci dokonce prodávají digitální fotoaparáty, které fotí pouze monochromaticky.
Uzay istasyonları, yörüngede haftalarca, aylarca, hatta yıllarca kalmak üzere tasarlanırlar.Vesmírná stanice je zařízena pro střednědobé pobyty, od několika týdnů, měsíců až po roky.
Optik fizik uygulamaları, iletişim, ilaç, üretim ve hatta eğlence ilerlemelerini oluşturur.Aplikace optické fyziky vytváří pokrok v oblasti komunikace, medicíny, výroby a dokonce i zábavním průmyslu.
Hatta bunun için ordudan ayrılmayı bile göze almışti.Tím získal možnost z armády odejít.
Hatta arada sırada insanların hayatlarını kurtarmaya başlamıştır.Občas i zachráníte svět...
Hatta klapa ve yakalar dahi neredeyse kullanılmadı.Páky a škrcení téměř nepoužívá.
Hatta zaman zaman duymaları için bu şekilde mırıldanır.Občas komolí dohromady to, co slyší.
Bu nedenlerden dolayı birçok bebek hasta oldu ve hatta öldü.Většinou dětí poté těžce onemocněly nebo dokonce zahynuly.
Eşcinsel bireyler istismar ediliyor, hapis ve hatta ölüm cezasına çarptırılıyordu.Samice se nesměly vyvážet, a to dokonce pod trestem smrti.
Hatta Jason kim?Kdo byl Michael Jackson?
Hatta dişleri bile hala dökülmemiştir.Ale slzy stále nepřicházely.
Hatta yazdığı temalardan bazıları Mozart'ın temalarını hatırlatır.Některé z nich dokonce připomínají mozaiku.
Hatta bununla dans bile edebilirsiniz. " demiştir.Stejně bychom tam tancovali."
Uzun ipte ise boynu kırılır hatta çok uzunsa mahkûmun başı bile kopabilir.Jestliže je provaz příliš dlouhý, může být vězeň dekapitován.
Hatta onun için hayatını birçok kez tehlikeye atmıştır.Také mu několikrát zachránil život.
Ama oğlu yoktu; (hatta) bir hamile eş var mı diye aradım, ama hamile eş (bile) yoktu.Žádný z jeho synů již potomky neměl a pouze jeden (Jan) se oženil.
Hatta, onları hep bir adım daha öteye taşıdı.Jeho modely byly vždy o kus dál.
Ortamı kendine göre düzenlemiş, hatta bir hamster beslemeye başlamıştır.Snaží se sám sebe napravit a začne Homerovi sloužit.
Median hatta dar ve uzun bir orta bağırsak bulunur.Ať už se jedná o průměr či prostou délku.
Hatta birçoğu, katliama uğrayarak canlarını da kaybettiler.Byli však pronásledováni a mnozí pobiti; silmaril jim byl odňat.
Bazı camilerin iki, hatta üç ismi vardır.Prakticky každý dům má dvě, tři či více jmen.
Hatta kendi tatil köyünüzü bile yapabileceksiniz.Můžete taktéž vlastnit i byt nebo dům v prázdninové destinaci.
Malatesta'ya göre sendikalar reformistti ve hatta bazen muhafazakar olabiliyorlardı.Malatesta vnímal odbory jako příliš reformistické a konzervativné.
2008 yılında ülke 228 kilometrelik hatta sahipti.Délka silnice byla k roku 2008 udávána na 220 kilometrů.
Hatta ud çalmayı kendi başına öğrendi.Sám se na ni naučil hrát.
Hatta bilgisayar normal çalışıyor gözükse bile ağır işlerde sorun çıkarabilir.Dokonce, když počítač běží normálně, pod velkým zatížením, se mohou objevit problémy.
Hatta Kanada'ya bile gitmeyi düşündü.Říká mu, že odjíždí do Kanady.
Hatta modern toplumlarda yer alan bir terimdir.Místo náboženství v moderní společnosti.
Ağırlığı 20 kg. civarında, hatta daha fazladır.Hmotnost dosahovala asi 1250 kilogramů a nejspíš i více.
Hatta bu ilgisi onu birkaç sefer ölümle burun buruna getirmiştir.Díky tomu je nucena několikrát předstírat i vlastní smrt.
Hatta Bektaşi tarikatı bu sebepten ikiye bölünmüştür.Cívka bývá rozdělena na dvě poloviny.
Köy bütçesi için hatırı sayılır bir meblağ, hatta çok çook paraydı.Drnholecké panství bylo - pokud se týče počtu vesnic - poměrně malé, ale výnosné.
Hatta "Harry's Codes" (Harry'nin Kuralları) adında kuralları vardır.Dexter tato pravidla nazývá Harryho kodex.
Hatta gelen birçok deniz altı kaza yaparak Titanic'i yaralıyordu.Spisovatelka připomíná námořní katastrofu šestkrát horší než Titanic.