Böylece, “Bâtınîler” bütün dinî kayitleri ve hattâ içtimaî yükümlülükleri dahi istinasız kaldırıp atmışlardır.Daarop vielen zij allen op hun knieën en baden innig.
Müzik dinlemek, dans etmek ve hatta gülmek yakışıksız olarak görülür.Muziek, liederen en dans worden vooral erg gewaardeerd.
Bu konu hatta Tara ile olan ilişkisini bozmaya kadar bile gitmiştir.Het gaat zelfs zo ver dat hij de relatie verbreekt.
O zamanlar aşırı inançlı ve koyu dindar hatta fanatik dindar bir kişi olarak bilinmekteydi.Hij stond bekend als sociaal en diep gelovig.
Babası futbol oynamasını da başlangıçta hiç istememiş hatta Futbola karşı bir insandı.Zijn ouders waren er aanvankelijk nog op tegen dat hij ging voetballen en hadden liever dat hij ging werken.
Burası, günümüz anlamıyla bir cami de olabilir, bir türbe de, hatta birinin evi dahi olabilir.Naast een straatnaam, kon dit ook de naam van een eigendom of van een huis zijn.
Servis şekli ve hatta törensel dil kaybolmuş.Ook de spraak en het begrijpen van gesproken taal verdwijnen.
Hatta bir ara söylediklerini çözene ödül bile verilmiştir.Eventueel werd daarvoor zelfs een beloning uitgeloofd.
Bu belgelerin okunması ve hatta nerede olduğuna dair bugüne kadar hiçbir haber yoktur.Of deze documenten nog bestaan en waar ze zich bevinden is onbekend.
Hatta bazen aylarca ve yıllarca unutulmazlar.Soms worden ze echter jarenlang omgelaten.
Androjinlere daha yakın hatta hemen hemen aynıdır.Zij en Roosje zijn ongeveer even oud.
Diğer yandan İtalya’daki savaş Fransa için tam bir yıkım olmuş, hatta Fransa kralı esir düşmüştür.Later voerde hij vooral oorlog in Italië voor de Franse koning tegen de keizer.
Hatta tamir için eşya gerekiyorsa, bu eşyalar bulunup yerleştirilmelidir.Om dit gerecht te maken moeten de ingrediënten worden geroosterd.
Hatta işlemcinin kilitlenmesine bile sebep olabilir.Uiteindelijk kan de prothese hierdoor zelfs losraken.
Hatta Penahabad kalesi duvarlarının altında savaş toplarını bile bırakmıştı.Ook liet hij zijn leger tunnels onder de kasteelmuren doorgraven.
Çarpışmanın durması onlarca, hatta milyonlarca yıl sürebilir.Dit proces kan zomaar miljoenen of zelfs miljarden jaren gaan duren.
Hatta, en büyük kazanç bile denilebilir.Deze laatste wordt ook wel de Grote Schans genoemd.
Hatta sevgililer günü için özel plan yaparlar.Er wordt een speciale kerkdienst gehouden op een door het bruidspaar bepaalde dag.
Mecbur oldum ikinci hattaki mâhale gitmeye.Hij moest in de tweede ronde opgeven.
Hatta Cumhuriyetin anısına bir de yazılmış "Cumhuriyet Taşı" bulunmaktadır.Overigens komt het woord republiek in de grondwet niet voor.
Hatta bir erkek erotizm sembolü olabilir.Daarnaast is er gesuggereerd dat de eenhoorn een mannelijk erotisch symbool zou zijn.
Hatta, onun oğlan mı yoksa kız mı olduğunu bilmiyor.Hij weet zelfs niet of hij een jongen is of een meisje;
Biri beni öteki hattan arıyor.Ik heb iemand op de andere lijn.
Shew cenaze töreninin düzenlenmesine yardımcı oldu; hatta tabutu kendisi aldı.Shew pomagała w zorganizowaniu pogrzebu, a nawet kupiła trumnę.
Virginia bu arkadaşlıktan haberdardı; hatta arkadaşlıklarını teşvik etmiş dahi olabilir.Virginia wiedziała o tej przyjaźni i możliwe, że nawet ją popierała.
Hatta ölüme giderken "Rabbim şu kuyu mezarım olsun," diye dua etmiştir.Po czym dodał: Wysłuchajcie prośby umierającego: załatwcie mnie szybko!.
Kızlar, "Bir Mısırlı bizi çobanlardan korudu; hatta kuyudan su çekip sürüyü suladı" diye cevap verdi.Odpowiedziały: «Egipcjanin obronił nas przed pasterzami i naczerpał też wody dla nas i napoił nasze owce».
Malatesta'ya göre sendikalar reformistti ve hatta bazen muhafazakar olabiliyorlardı.Malatesta uważał, że związki zawodowe były dużą reformą, a z czasem mogą stać się nawet konserwatywne.
Anlatıcı kediyi evine götürür ama bir süre sonra bu kediden de nefret etmeye, hatta korkmaya başlar.Narrator zabiera je do domu, lecz szybko zaczyna czuć odrazę, a nawet strach do kota.
Hatta Sevillalı Isidore, Slavların Bizans'tan "Yunanistan"'ı aldığını iddia eder.Izydor z Sewilli twierdził nawet, że Słowianie wyrwali Grecję z rąk Bizantyńczyków.
Hatta Jung kızkardeşinin doğumu sırasında aynı öykünün kendisine de anlatıldığını hatırlamaktadır.Jung istotnie wspomina opowiedzianą mu historię po narodzeniu się jego siostry.
Hatta kendi türlerini bile yiyebilirler.Potrafi zjeść nawet węże własnego gatunku.
Hatta İsveç Akademisi'nin son kelime listesine de resmen geçti.A na uroczystej akademii nawet się popłakałam.
Hatta ud çalmayı kendi başına öğrendi.Na perkusji nauczył się grać samodzielnie.
Hatta oyunlardan birisi 15 saat sürmüştür.Kampania dla jednego gracza trwa około 15 godzin.
Bazı camilerin iki, hatta üç ismi vardır.Bywa, że niektóre punkty osadnicze mają po dwie lub trzy nazwy.
Hatta gerektiğinde bu hızlarını iki katına çıkarabilirler.Przy wykorzystaniu dwóch par szybkość może ulec podwojeniu.
Babası Hattab.Cień ojca.
Günümüzde metrobüs ağı 7 hattan oluşmaktadır.Obecna sieć trolejbusowa składa się z 7 linii.
Hatta N ortogonaldir.Są to ortognejsy.
Değerli metaller ve bronzlar, anıtlardan ve hatta Ayasofya'dan bile söküldü.Cenne metale i brąz zostały zabrane z posągów, a nawet ze świątyni Hagia Sophia.
Kaygan yüzeylerde bile hızlıca emekleyebilir, yürüyebilir hatta koşabilir.Mogą się szybko poruszać, a nawet skakać.
Artık zararlı yiyecekler hatta tuz bile yoktur.Nie ma w nim żadnych sztucznych domieszek ani konserwantów.
Hatta bazı fotoğraflarını sattı.Podobnie sygnował kilka swoich obrazów.
Hatta o kadar çökmüştür ki, kendini alkole vermiştir.Co więcej stopniowo pogrążył się w pijaństwie.
Hatta hindistan'dan bitmiş gemi bile alınıyordu.Następnie okręt został zezłomowany w Indiach.
Hatta, halk Tanrı'ya hakkettiğini vermemektedir.Bóg nam nic nie jest dłużny.
Solunum şikâyetleri ve hatta zatürre olabilir.Może wystąpić zapalenie wsierdzia, zapalenie płuc.
Daha büyük olan türler kuş, kertenkele, kurbağa ve hatta balık avlarlar.Niektóre większe gatunki polują na ptaki, jaszczurki, żaby lub nawet ryby.
Hatta kullanılmak üzere dokuzu çift katlı yetmiş beş vagon alınacağı duyuruldu.Następnie Škodzie zlecono przebudowę kolejnych 25 wozów.
Hatta Bizans ağır bir vergi karşılığında barışa zorlanmıştır.Henryk zapłacił również Karolowi spore odszkodowanie.
Hatta rahimi alınmış kadınlarda bile gösterilmiştir.Podobnie postępowano z ukrywającymi się.
Hatta üçüncü sezon başlayana kadar tek gerçek ateş bükücü odur.Jest to wątek aktualny nawet po jej śmierci w trzecim sezonie.
Hatta bunun için ordudan ayrılmayı bile göze almışti.Zmusiło go to do wycofania się z armii.
Hatta parlamentodan kurtulmanın yollarını aradı.Uczestniczył również w ewakuacji obozu.
Çünkü; kısa hatta kasılmak, savunma kulenize yakın olduğunuz için, daha kolaydır.Również jej lewe ramię, na którym się wspiera, jest krótsze od prawego.
Yazarı, kendisini ve hatta zayıflığını kınar.Gardzi przez to i sobą i Stiepanem.
Hatta Shaw, kurumuş deriyi dikiş var mı diye makasla kontrol etmişti.Shaw wziął ze sobą nawet parę nożyczek do wysuszonej skóry, by szukać szwów.
Hatta hükümete yaptığı eleştiri nedeniyle tutuklandı ve birkaç kez mahkûm edildi.Sprzeciwiał się jego rządom, za co był kilkakrotnie aresztowany.
Sistem 2002 yılında açılmış olup, günümüzde iki hattan oluşmaktadır.Została otwarta w 1999 roku i obecnie składa się z dwóch peronów.