Ana içeriğe geç
Sözlük

hatta ile cümle

hatta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bunu düşünmek yorucu, hatta hayattan bezdiricidir.Nastrój utworu jest poważny, a nawet przygnębiający.
Hatta sanatçıları bile paylaşmışlardı.Fotografował też artystów.
Hatta Microsoft Windows için yazılmış UNİX benzeri Cygwin ortamında da çalışabilir.Istnieje także port GNOME dla środowiska Cygwin, dzięki czemu może ono pracować w systemie Microsoft Windows.
Hatta köyün muhtarına karşı onu savunur.Zapłać za nią komornikowi!.
Hatta arada sırada insanların hayatlarını kurtarmaya başlamıştır.Mimo wszystko pomaga mu, wiele razy ratując chłopakowi życie.
Hatta hasat sonrası biçilmiş ot ve ekinler için Kes İyesi, Saman İyesi gibi iyeler de mevcuttur.Wykazują więc pewne cechy i glonów, i grzybów właściwych (saprofagia).
Hatta iyice ileri giderek, kendinin superileri Nereus'lardan daha güzel olduğunu öne sürmüş.Pafos często chwaliła się, że jest ona piękniejsza od samej Afrodyty.
Hatta Nghệ tinh Sovyetleri dahi kuruldu.Sztucznie wprowadzono także eukaliptusy.
Çocukça hatta.Jest infantylna.
Hatta birkaç gün rahat uyusun diye.Bulwki pozostają w stanie uśpienia przez kilka lat.
Çarpışmanın durması onlarca, hatta milyonlarca yıl sürebilir.Ich złamanie powinno zajmować dziesiątki albo nawet setki lat.
Hatta yazdığı oyun "Buried Child" (Tr: Gömülü Çocuk) ona 1979 yılında Pulitzer ödülünü kazandırmıştı.Laureat Nagrody Pulitzera za sztukę Buried Child (1979).
Hatta günümüzde İngiltere'de Kral Richard'ın itibarını iade ettirmeye çalışan dernekler bile vardır.Także w samej Portugalii wiele osób nadal wierzyło w powrót króla.
Bazı tımarlarda kılıç iki bin akçaya, hatta daha aza düşebiliyordu.Ilość kółek w jednym kaftanie dochodziła do kilkunastu, a nawet kilkudziesięciu tysięcy.
Hatta İdil, çocukları olduğu yalanını bile uydurur.Julie odparła, że nawet dziecko wie, iż kłamie.
Hattat Traktör Tarım Makinaları A.Ş. 1998 yılında kurulmuştur.Został ona zakupiona przez Druhá strojárenská a.s. w 1998.
Hatta Yunanistan, Arnavutluk'un yarısını işgal etti.Dodatkowo Rosja odstąpiła Japonii połowę wyspy Sachalin.
Hatta kendisine para ve mülk teklif edildi.Otrzymywał od niego finansowanie i wyposażenie.
Hatta o tepeye şimdi eski köy de denmektedir.Wówczas wieś Górę poczęto nazywać Starą Górą.
Kendisi çok bir mütevazı ve hatta fakirlere layık bir hayat yaşamaya başladı.Rodzina żyła w skromnych, wręcz biednych warunkach.
Hatta birbirlerinin yerine kullanıldıkları da olur.Używa się wtedy each other, w l. mn one another.
Hatta küçük bir çamurlu gölcükte, ıslak bir talaşta bulunabilirler.Niektóre z nich potrafią się przyczepić nawet do gładkiego muru.
Onlara bir şekilde ters düşmüş kişilere acı çektirebilir, hastalık verebilir, hatta öldürebilirler.Mogą nawet sprowadzić chorobę lub śmierć, dlatego składa się im ofiary.
Hatta ilk bakışta kolay bir uğraştır.To była miłość od pierwszego wejrzenia.
Hatta bazı dükkanlar taiyakiyi okonomiyaki, gyoza dolgusu veya içinde bir sosis ile birlikte satmaktadır.Niektóre sklepy oferują nawet taiyaki zawierające okonomiyaki lub kiełbasę.
Bu istenilen sonuca ulaşamama hatta bitkinin ölümüne sebep olmaktadır.Jedynym sposobem by się to nie wydarzyło wydaje się śmierć kapłanki.
Hatta iki türün kıyaslanmasına da karşıyım.Zapobiega to też krzyżowaniu się obu gatunków.
Hatta diğer türlerin estetiğinden dahi söz edilebilir.Możliwe jest też przypadkowe zapylanie przez inne gatunki.
Hatta özel olarak inci tavlaları kurulur.W przedziale tym zainstalowano również tablice rozdzielcze.
Münih metrosu günümüzde sekiz hattan oluşmaktadır.System metra w Monachium składa się obecnie z 8 linii choć w rzeczywistości jest ich 6.
Hatta bu ilgisi onu birkaç sefer ölümle burun buruna getirmiştir.Przez tę aktywność złamał kilka razy nos.
Hatta bir ara Josef Stalin Moskova tren istasyonunda kendisini kucaklamıştı.Uczestniczył wraz z wojskami hetmana Stanisława Żółkiewskiego w wyprawie na Moskwę.
Hatta padişah önünde hançerler çekildi.Na jej czele stanął Mečys Gedvilas.
Hatta Walter ayrı bir apartman dairesinde oturmaya başlamıştır.Takie same rzeczy Henry zaczyna znajdować w swoim mieszkaniu.
Hatta sadece bir göz kararması şeklinde ortaya çıkabilir.Pozornie kai może wyglądać wyłącznie jak celowanie.
Ayrıca toplanan orduda işsiz güçsüz takımından daha yaşlı erkekler, hatta hayat kadınları da bulunmaktaydı.W jej skład wchodziło wielu żołnierzy starszych wiekiem lub ozdrowieńców, ze słabym doświadczeniem wojskowym.
Hatta sevgililer günü için özel plan yaparlar.Do serialu wyprodukowano również kilka miniodcinków na specjalne okazje lub też dla celów charytatywnych.
Hatta bu konuda ilk ciddi bisiklet dergisini çıkartmışlardır.Wtedy też do kraju trafiły pierwsze publikacje biblijne Badaczy Pisma Świętego.
Hatta bir defasında bundan Papaz'a da bahseder.Czasami roli tej podejmuje się również kapłan voodoo.
Hatta Yunan hakimler bile onun Amerikalı olduğuna kanaat getirmişlerdi.Greccy zawodnicy byli wyraźnie słabsi od Amerykanów.
Hatta Türkçe’yi seviyorum.Kto najmocniej kocha Polskę?
İnsanlara zarar vermez, hatta yardımcı olur.Występujący w niej bogowie nie pomagają ani nie szkodzą ludziom.
Fazlasıyla milliyetçi ve hatta ırkçıdırlar.Jest grupą nacjonalistyczną i separatystyczną.
Hatta homokiralitenin bir amacı olduğu bile belirsizdir.Det är ännu oklart om homokiralitet har ett syfte.
Hatta bir sonraki yıl dersin yarısını değil tümünü üstlenmesi istenmişti.Istället för att behöva göra allt nästa år.
Hatta 2004 yılının oyunu olmaya aday gösterilmiştir.Spelet blev också nominerat till årets spel 2004.
Hatta kimi okullar bunların öğreti olarak Pali derlemesinden daha ileri seviyede ve üstün olduğu söylenir.Detta kan vara en frustrerande period för barnet; dess avsikter överstiger dess förmåga och kunskap.
Sistem 2002 yılında açılmış olup, günümüzde iki hattan oluşmaktadır.Den invigdes 1999 och består för närvarande av två spår.
Hatta 9 istasyon bulunmaktadır.Man hade 9 missionsstationer.
Hatta o kadar ileriye gider ki, devleti yönetenlerin filozof olması gerektiğini bile söyler.Ja, han går så långt, att han påstår, att endast en katolik kan vara en sann filosof.
Hatta bunu tek söyleyen ben bile olabilirim.Det är det enda sättet jag kan beskriva det.
Hatta Avengers'ı toplayan örgüttür.Filmerna kopplas även till The Avengers.
İkinci Vatikan Konsili Katolik Kilisesi için büyük bir değişiklik hatta devrim ortaya çıkarmıştır.Andra Vatikankonciliet skapade samtidigt debatt om huruvida katolska kyrkans doktriner ändrats.
Hatta bir tedavinin olduğu da.Det finns ett botemedel.
Hatta Ay'a da bir üs yapılmıştır.Måns (Måns Möller).
Hatta bu yüzden bazı bilimciler onların tek bir tür olduğunu savunurlar.Vissa behandlar dock dem fortfarande som en och samma art.
Hatta sayıları o kadar azaldı ki çok nadir görülmeye başlandılar.Tyvärr är de så blyga att det nästan aldrig blir av.
Hatta imparatorluğun her tarafında diğer sanatçılar tarafından seslendirilen şarkılar düzenlemişti.Han komponerade till och med sånger som framfördes av andra underhållare runtom i imperiet.
Orkestrada sürekli kullanılmaz, hatta bazı orkestralarda bulunmaz.Vid repetitionerna fanns heller inte orkestern alltid representerad.
Hatta 50 mm normal objektifleri bile kullanmak çok zordu.Normalobjektiv (50 mm) förekommer också.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod