Ana içeriğe geç
Sözlük

hatta ile cümle

hatta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Deniz seviyesinin yükselmesi kıyı ekosistemlerini, tarımı, hatta büyük şehirleri tehdit ediyor.Sea level rise threatens coastal ecosystems, agriculture, even major cities.
Bizim evrende uaşabileceğimiz alan sınırlı, hatta bir ufukla sınırlı.There's a finite region of space that we have access to, surrounded by a horizon.
Sizin istediğiniz ise başından beri, hatta şimdi bile, dünyadan sadece intikam almak.What you have always sought back then and even now was simply revenge against the world
Ve hatta bu tür berbat şeyler bile, ... ...şimdi otomatik olarak yapılabiliyor.And even sort of horrible things, like picking beans by hand, can now be done automatically.
Ve şimdiye kadar bunu söylemek istiyordum hatta biz Hızlılık Kupasını bile kazabiliriz.And I would go so far as to say that we could even win the Hastings Cup this year.
Noksanlık hakkında, umutlarım hakkında, hatta hayallerimiz hakkında.About our flaws, our hopes, even our dreams.
Yada hatta Roxanne kırmızı ışıkta geçerken.Or even when she's pleading with Roxanne to turn on the red light.
Hatta daha gerçek gerçek şeyden.It's even better than the real thing.
Hatta bahse girerim IQ'lari ortalama bir evrimcininkine denktir.I would wager that their IQ is exactly the same as the average evolutionist.
Hatta okul müdürüne ve bir radyo programcısına dahi mektup yazdım.I even wrote to the school principal and the host of a radio show.
Hatta karşılaştırmalı din ve karşılaştırmalı edebiyat gibi araştırma alanları bile vardır.There are even research fields such as comparative religion and comparative literature.
Hatta çok hızlı bir şekilde yerleşir.It habituates rapidly, indeed.
Hatta korkunç bile olabilir.It may even feel scary.
Hatta duyabilirsiniz bile.You could even hear it.
Hatta geçenlerde, birkaç hafta önce biri daha ölmüştü, değil mi?There was someone recently, wasn't there? Just a couple weeks ago.
Etiketler, Karayipler'de ve hatta Brezilya'da düşmüştü.His tags popped off in the Caribbean, and even in Brazil.
Hatta 20 binin yalnızca 8 bini dişi.In fact, of those 20,000, 8,000 were thought to be females.
Hatta R2 için mükemmeldi.So in R2, this was great.
Hatta hatırlıyorum, beni bundan haberdar edenler öğrencilerimdi ve şaşkınlık içindeydik.And I remember my students were the ones who told me about it, and we would -- we were just amazed.
Hatta bir tane de ağaçkakan serçesi bile varThere's even a woodpecker finch
Bunlar okulda ya da askerde olabilirler, hatta emekli bile olmuş olabilirler.They might be in school, or in the military, or they might be retired.
Hatta suç faaliyeti şüphesi taşımayanları bile.Even those under the no suspicion of criminal activity.
Global problemlerden hiçbirini tek başına değerlendiremeyiz hatta bir çoğu tamamen çözülemezNone of our global problems can be tackled in isolation and many cannot be fully solved.
Hatta tam da konuşmadan önce.Before the talk, even.
2001'den 2005'e, hatta 2006'ya kadar evlerin fiyatları her yıl %10-15 yükseldi. -From 2001 to 2005, 2006, houses were appreciating like 10%, 15% a year.
Hatta, siz muhtemelen %10 artış alacaksınız.In fact, you're probably going to get 10% appreciation.
Burada bir lamba gördüğünüzü biliyorum, bakın ışıklar açık hatta.And you see the lamp here, I know. Because the lights on here.
O cesurca, gözlerini kırpmadan, hatta hırçın, hatta şişesi boş olduğu zamanlarda öfke dolu.She boldly, unblinkingly, even pugnaciously, wrathfully even, when her bottle was empty.
Üç, hatta dört nesildir hayranlarını eğlendiriyorlar.There are on the third and fourth generation fun.
Hatta telefonda, "Nasılsınız Bay Clinton?"Even on the phone, "How are you, Mr Clinton?"
-Bayan Başkan, Başbakan hattaMadam Chairman, the prime minister is on the line.
Her eyaletin hatta bölgenin farklı farklı uygulamaları var.And some states have differential policies, county by county.
Hatta insanlara okumayı öğretiyoruz.We even teach people how to read.
Hatta binalardan birine bir oda daha tıkıştırdım, size göstermek isterim.I even stuck another room on the building, which I'd like to show you.
Hatta Durkheim bizi birbirini tamamlayan, iki seviyeli insan olarak tanımlıyor.Durkheim even called us Homo duplex, or two-level man.
Hatta biri olimpiyatlara bile katılabilir.Maybe one of them will make it to the Olympics.
Size işlevsellik kazandırandır; hatta tüm organizmalara işlevsellik kazandırandır.It is what makes you function; it is what makes every organism function.
Hatta, daha geçmişte, 800,000 yıl önce şimdiki insanlarla ortak bir kökeni olduğunu da.And further back, 800,000 years ago is there a common origin with present day humans.
Kriz haritaları, seçim haritaları, yozlaşma haritaları, hatta çevresel gözetim insan haritaları.There are crisis maps, election maps, corruption maps, and even environmental monitoring crowd maps.
Bazıları el baltası yapıp, ateş yakabiliyordu, hatta bazılarının kıyafeti bile vardıSome made hand axes, some built fires, and some may even have worn clothing.
Hatta her Amerikalı gençlerin üniversite rüya yaşıyordu.I even lived the dream of every American youth, college.
Bu hatta vali tarafından o zaman Frank Keating doğrulandı. Bir aygıtı devre dışı, oldu.He is very much a product of the system that he is now technically in charge of.
Hatta onları hayranlarından bile saklarsın.You even kept it as secret from your fans.
Hatta ilk gün, birbirlerine bağırıyorlardı.The first day, they were even shouting at each other.
Hatta o kim ister bunu yapabilir.Not even those who want to can do that.
Koruyucu ekipman, yetersiz veya hatta hiç yok.Protective equipment is inadequate or even nonexistent.
Kanatalardaki sensörler rüzgardaki bozulmaları hissederler ve hatta koku alırlar.Kanatalardaki sensörler rüzgardaki bozulmaları hissederler ve hatta koku alırlar.
Başka yetimler de bu şekilde yaşıyorlardı, hatta daha kötü bir şekilde.Many other orphans survived this way, or worse.
Mesela yazı tura atacağımı söyleseydim ve-- hatta daha iyi bir fikir geldi.So if I told you that I'm going to flip a coin and-- actually, even better.
İnsanlar, gönüllüler ve hatta şirketler, bilgiyi daha da yaymak için,People, volunteers and even companies that are translating materials into Asian languages
Hatta, bu ifadeyi ilk defa beyan ediyorum.In fact, this is the first time that I'm even making the statement.
Vikipedi, Google, Skype ve web'e koyarlarsa, hatta bu TED konuşması gibi şeyleri.like Wikipedia, Google, Skype, and if they post it on the web, even this TED Talk.
Halk Kivrot-Hattaava'dan Haserot'a göç edip orada kaldı.From Kibroth Hattaavah the people traveled to Hazeroth; and they stayed at Hazeroth.
Sina Çölünden ayrılıp Kivrot-Hattaavada konakladılar.They traveled from the wilderness of Sinai, and encamped in Kibroth Hattaavah.
Kivrot-Hattaavadan ayrılıp Haserotta konakladılar.They traveled from Kibroth Hattaavah, and encamped in Hazeroth.
‹‹Taverada, Massada, Kivrot-Hattaavada da RABbi öfkelendirdiniz.At Taberah, and at Massah, and at Kibroth Hattaavah, you provoked Yahweh to wrath.
‹‹Hatta onun için demetlerden başak ayırıp yere bırakın da devşirsin. Sakın onu azarlamayın.››Also pull out some for her from the bundles, and leave it, and let her glean, and don't rebuke her."
Saul, ‹‹Yonatan, eğer seni öldürtmezsem, Tanrı bana aynısını, hatta daha kötüsünü yapsın!›› dedi.Saul said, "God do so and more also; for you shall surely die, Jonathan."
Yedi, hatta sekiz kişiye pay ver, Çünkü ülkenin başına ne felaket geleceğini bilemezsin.Give a portion to seven, yes, even to eight; for you don't know what evil will be on the earth.
Ellerinden geldiği kadarını, hatta daha fazlasını kendi istekleriyle verdiklerine tanıklık ederim.For according to their power, I testify, yes and beyond their power, they gave of their own accord,
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod