Bu gibi durumlardan sonra ise daha büyük hatalar da birbirini takip edecektir.A legelterjedtebb hibák mellett más hibák is előfordulnak.
Mantık hataları genellikle cümlede sözcük sıralamasından kaynaklanan hatalardır.Az utóbbi ehelyett főleg hibákra mutat rá azáltal, hogy az érvelést a logikai szélsőségig viszi el.
"Bu hatalar da padişah makamından!".Nos, mi magunk vagyunk a kibaszott hiba!”
Ürünün görsel kontrolü yapılabilir ve olası form hataları gözlemlenebilir.A jármű folyamatosan figyeli saját működését, és képes diagnosztizálni az esetleges hibákat.
Tüm zamanlama hataları ortadan kalkar.Az időcicák azonban mind megbetegedtek.
Filmin çekimlerinde de bazı hatalar yapılmıştır.A filmkiolvasó rendszerében adódtak hibák.
Bu formüllerdeki veya hesaplamalardaki hataları belirtmek için kullanılabilir.Ezzel a módszerrel a számítási vagy rögzítési hibákat ki lehet szűrni.
Hataları tespit etmek ve çözmek.Erheitä ja virheitä.
Ayrıca bazı görünüm hataları giderildi.Virheellä oli monia ilmenemismuotoja.
Bu basımda bazı çeviri hataları da bulunmaktadır.Arvostelussa luetellaan myös lukuisia käännösvirheitä.
Zinovie ve Kamenev hatalarından pişman olunca 1928'de partiye geri kabul edildi.Kamenev ja Zinovjev saivat puoluejäsenyytensä takaisin vuonna 1928.
Bazı hasımlarını affetmemek gibi hataları felâketine sebep olmuştur.Hän sai epäsopivasta käytöksestään useita muistutuksia.
Chandler sarkastik bir espri anlayışına sahiptir, zeki biri olmasına rağmen şapşalca hatalar yapar.Hollylla on sarkastinen huumorintaju ja hän on menninkäisten tapaan hyvin tunteellinen.
20,000 hastanelerdeki diğer hatalar sonucu.20 000 rakennusta on jäänyt tyhjilleen.
Buna rağmen hala hataları bulunuyordu.Samaan aikaan se kohtasi kuitenkin myös haasteita.
Yazar kitapta bulunan hatalar için de ödül vermektedir.Myös kirjailija itse on palkittu kunniamaininnoilla.
Onun da hataları var.Hänessä on myös virheitä.
Hatalarla dolu uyduruk biçimde yazılmış bir raporu karalama.Älä kyhää mitään virheitä pursuavaa ja sekavasti kirjoitettua raporttia.
Hataları tespit etmek ve çözmek.Ανίχνευση και διόρθωση σφαλμάτων
Çünkü hepimiz hatalar yapıyoruz.Ο καθένας έχει ελαττώματα.
Fakat kız kardeşimizin de hataları var."Ακόμη και το χρώμα είναι εσφαλμένο."
Bu iki şekildeki yargılama da kaynak izleme hatalarına meyillidir.Σε αυτή την κατηγορία ανήκουν οι δύο Απολογίες του.
Hataların düzeltilmesi uç noktalardaki protokollere bırakılmıştır.Σφάλματα στο πεδίο δεδομένων πρέπει να διαχειριστούν από το ενθυλακωμένο πρωτόκολλο.
Bu kitap hatalarla dolu.Αυτό το βιβλίο είναι γεμάτο λάθη.
İngilizce konuşurken hatalar yapmaktan korkma.Μη φοβάσαι να κάνεις λάθος όταν μιλάς αγγλικά.
Affediyor ve kendi hatalarını yapıyor.Hun tilgiver og hun laver selv fejl.
İlk birkaç hafta içindeki Sovyet savunmasındaki taktik hatalar bir felakete neden oldu.De sovjetiske styrkers taktiske fejltagelser i de første uger af krigen viste sig katastrofale.
Çünkü hepimiz hatalar yapıyoruz.Nu betaler vi alle for den fejl.
Ayrıca bazı görünüm hataları giderildi.Den indeholdt desuden også en del fejlrettelser.
1 bitlik hatalar düzeltilebilir.Evt. fejl rettes med det samme.
Tüm zamanlama hataları ortadan kalkar.Negative aspekter Trækker tiden ud.
Hata ayıklayıcı, başka programların hatalarını ayıran programdır.En computervirus er et lille program, som forsøger at inficere andre programmer.
Hataları tespit etmek ve çözmek.Identificere og rette fejl i produktionen.
Cloud Belgelerle hatalar giderildi.Stavefejl i indskrifterne.
Fakat kız kardeşimizin de hataları var."Derfor er de også svage."
Geçen defa yaptığım aynı hataları yaptım.Jeg har lavet de samme fejl som jeg lavede sidste gang.
Politik ve stratejik kararlardaki bu hatalar, Tiberius'a yeğenini geri çağırmak için yeterli nedeni verdi.Hans feil i denne politiske bedømmelsen ga Tiberius grunn til å tilbakekalle sin nevø.
Bu ilk hatayı yaptıktan sonra diğer hataları yapmaya zorlandı.Men dette resulterte i introduksjonen av nye feil.
Buna rağmen hala hataları bulunuyordu.Men likevel var det alvorlige problemer.
Bilgisayardaki hataları gidermeye yardımcı olur.Det er lettere å finne feil i nettverket.
DNA onarımı, DNA moleküllerindeki hataları onarım mekanizmalarını tanımlamak için kullanılan bir terimdir.DNA-reparasjon er cellenes mekanismer for korreksjon av lesjoner i DNA-molekylene.
Sadece malzeme dış yüzeyinde açılan hatalar tespit edilebilir.Kun egenkomponert materiale kan framføres.
"Bu hatalar da padişah makamından!".«Er du lei av de store partiene?».
Fakat kız kardeşimizin de hataları var."Derfor er de også svake.»
Kimlik doğrulamasından kim yararlanır/kimlik doğrulama hataları nedeniyle dezavantajlı olan kimdir?Siapakah yang dapat memberi perantaraan di hadapan-Nya tanpa izin-Nya?
Hamming Kodu tek bitlik hataları saptayıp düzeltebilir.Kode Hamming hanya bisa memperbaiki error tunggal.
Buna rağmen hala hataları bulunuyordu.Namun, tetap saja memiliki kesalahan.
Yazar kitapta bulunan hatalar için de ödül vermektedir.Ia juga dikenal menawarkan hadiah untuk siapa saja yang menemukan kesalahan di buku-buku yang ia tulis.
Komşu ulusları soydukları ve hatalar yaptıkları için Nahum 3:1'de "Elleri kanlı kentin vay haline!Nahum 3:1-19 = Hukuman atas Niniwe Celakalah kota penumpah darah itu!
Artık hakem hatalarıyla yaşamak zorundayız.I bertanggung jawab untuk nilai kesalahan sebelumnya.
Bazı kristaller artık entropiye sebep olan hatalar oluşturur.Beberapa kristal membentuk cacat yang menyebabkan entropi residual.
Laplace normal dağılımı incelemkte olduğu deneylemelerde hataların analizi konusunda uygulamıştır.Laplace menggunakan distribusi normal untuk analisis galat suatu eksperimen.
Oluşan hataların anında fark edilmesi.Juga saat melihat adanya penyalahgunaan langsung segera dilaporkan.
ÇKP tarafında ise ekonomide hatalar sürüyordu.Terutama yang telah melakukan kesalahan di timnya.
Yenilikler, genelde hataların giderilmesi biçimindeydi.Pasangan sering mencari kesalahan Anda.
Artık hataları yakalamak için başkalarına ihtiyaç olmayacaktır.Aku tidak ingin orang lain untuk mendapatkan salinannya.
Tecrübe, (yapılan hatalardan elde edilen tecrübeler de dahil) öğrenmenin temelini oluşturur.Pengalaman (termasuk pengalaman berbuat salah) menjadi dasar untuk aktivitas belajar (konsep pengalaman).
Talkback - Firefox hatalarını Mozilla'ya bildirir.Talkback - báo cáo các đổ vỡ của Firefox đến Mozilla.
Artık hataları yakalamak için başkalarına ihtiyaç olmayacaktır.Bằng cách này không một ai mắc lại những lỗi lầm tương tự.
Bu seride Timmy ve arkadaşları paylaşmayı, arkadaş edinmeyi ve hatalarını kabul etmeyi öğrenmek zorundalar.Trong phim này, Timmy và các bạn học cách chia sẻ cùng nhau, sửa chữa lỗi lầm và làm bạn.