hatırlarım ile cümle
hatırlarım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımQuand je les photographie je ne peux m'empêcher de me rappeler de la leçon de mon grand-père.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımQuando estou a fotografá-las não consigo deixar de me recordar da lição do meu avô.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımQuando le fotografo, non posso fare a meno di ricordare la lezione di mio nonno.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımWenn ich sie fotografiere muss ich immer an Großvaters Lektion denken.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımΌταν τα φωτογραφίζω, δεν μπορώ παρά να θυμάμαι το δίδαγμα του παππού μου.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımКогато ги фотографирам, не мога да не си спомня урока на дядо ми.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımКогда я фотографирую их, я не могу не вспомнить урок моего деда.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımКоли фотографую їх, пригадую собі урок мого діда.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımכשאני מצלמת אותן, איני יכולה שלא להיזכר בשיעור שלימד אותי סבי.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımعندما ألتقط صورهم لا أستطيع إلا تذكر كلمة جدي.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarım當我影相嘅時候 我無啦啦記返我爺爺教過我嘅嘢
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarım祖父の言葉が 心によみがえります 雲を見上げる時 私はただ—
Hala hatırlarım, kürsünün arkasında dururken, böceksi tıklamayı hala duyuyordum.E eu lembro-me de estar por trás do pódio enquanto ouvia aquele pequeno polegar insectóide a clicar.
Hala hatırlarım, kürsünün arkasında dururken, böceksi tıklamayı hala duyuyordum.Ik herinner me dat ik achter het podium wat insectachtig geklik hoorde.
Hala hatırlarım, kürsünün arkasında dururken, böceksi tıklamayı hala duyuyordum.Îmi amintesc cu stăteam în spatele podiumului, și auzeam degetul insectoid apăsând.
Hala hatırlarım, kürsünün arkasında dururken, böceksi tıklamayı hala duyuyordum.Je me souviens, j'étais debout derrière le podium et j'entendais ce petit bruit de clic.
Hala hatırlarım, kürsünün arkasında dururken, böceksi tıklamayı hala duyuyordum.단상 뒤에 서서 작은 곤충 모양의 버튼 누름 장치가 내던 소리를 기억해요.
Hala hatırlarım, kürsünün arkasında dururken, böceksi tıklamayı hala duyuyordum.Pamatuji si, jak jsem tam stál za pódiem a poslouchal, jak ten malý hmyzoidní palec kliká.
Hala hatırlarım, kürsünün arkasında dururken, böceksi tıklamayı hala duyuyordum.Pamiętam, jak stałem za podium, słysząc to insekto-podobne klikanie.
Hala hatırlarım, kürsünün arkasında dururken, böceksi tıklamayı hala duyuyordum.Ricordo che stavo in piedi dietro al podio quando ho sentito quel piccolo pollice da insetto che cliccava.
Hala hatırlarım, kürsünün arkasında dururken, böceksi tıklamayı hala duyuyordum.Tôi nhớ lúc đứng ở bục thi đấu tôi có thể nghe thấy tiếng nhịp tay nho nhỏ như tiếng côn trùng.
Hala hatırlarım, kürsünün arkasında dururken, böceksi tıklamayı hala duyuyordum.Спомням си, че стоях там, зад подиума, и можах да го чуя как цъка.
Hala hatırlarım, kürsünün arkasında dururken, böceksi tıklamayı hala duyuyordum.Я помню, как стоял там у трибуны, и слышал это тихое противное щёлкание пальца.
Hala hatırlarım, kürsünün arkasında dururken, böceksi tıklamayı hala duyuyordum.ואני זוכר בעומדי מאחורי הפודיום כשיכולתי לשמוע לחיצת אגודל קטנה זו של משהו דמוי-חרק .
Hala hatırlarım, kürsünün arkasında dururken, böceksi tıklamayı hala duyuyordum.وأتذكر وقوفي هناك خلف المنصة وأنا أسمع ذلك النقر على ذلك الجهاز
Hala hatırlarım, kürsünün arkasında dururken, böceksi tıklamayı hala duyuyordum.昆虫ロボットの親指の音がね ブザーを押すロボットの指があるんですよ
Hatırlarım, Avustralya'ya bir yolculuğumda,호주로 촬영을 갔을 때
Hatırlarım, Avustralya'ya bir yolculuğumda, Tek Ağaç Adası diye bir adaya gittim.Emlékszem, Ausztráliába utaztam, elmentünk egy One Tree Island (Egy Fa Sziget) nevű szigetre.
Hatırlarım, Avustralya'ya bir yolculuğumda, Tek Ağaç Adası diye bir adaya gittim.Ich weiß noch, einmal reiste ich nach Australien auf eine Insel, die One Tree Island heißt.
Hatırlarım, Avustralya'ya bir yolculuğumda, Tek Ağaç Adası diye bir adaya gittim.Ik herinner me een reis naar Australië, naar een eiland genaamd One Tree Island.
Hatırlarım, Avustralya'ya bir yolculuğumda, Tek Ağaç Adası diye bir adaya gittim.Îmi amintesc că am făcut o excursie în Australia, am mers pe o insulă numită Insula Un copac.
Hatırlarım, Avustralya'ya bir yolculuğumda, Tek Ağaç Adası diye bir adaya gittim.Je me rappelle, je suis parti en Australie, je suis allé sur une île qui s'appelle l'Ile de l'Arbre Unique.
Hatırlarım, Avustralya'ya bir yolculuğumda, Tek Ağaç Adası diye bir adaya gittim.Matkalla Australiassa kävin "Yhden puun saarella".
Hatırlarım, Avustralya'ya bir yolculuğumda, Tek Ağaç Adası diye bir adaya gittim.Pamätám si na jeden výlet do Austrálie, kam som išiel na ostrov, ktorý sa volá Ostrov Jedného Stromu.
Hatırlarım, Avustralya'ya bir yolculuğumda, Tek Ağaç Adası diye bir adaya gittim.Pamiętam, jak pojechałem do Australii, na wyspę o nazwie One Tree Island, Wyspa Jednego Drzewa.
Hatırlarım, Avustralya'ya bir yolculuğumda, Tek Ağaç Adası diye bir adaya gittim.Recuerdo, hice un viaje a Australia fui a una isla llamada One Tree (Un Árbol).
Hatırlarım, Avustralya'ya bir yolculuğumda, Tek Ağaç Adası diye bir adaya gittim.Ricordo, ho fatto un viaggio in Australia, sono andato su un'isola chiamata One Tree Island.
Hatırlarım, Avustralya'ya bir yolculuğumda, Tek Ağaç Adası diye bir adaya gittim.Saya ingat sekali, saya pergi ke Australia, mengunjungi satu pulau yang namanya pulau One Tree (Sepohon)
Hatırlarım, Avustralya'ya bir yolculuğumda, Tek Ağaç Adası diye bir adaya gittim.Tôi nhớ là có đi một chuyến đến Úc, đến một hòn đảo tên gọi One Tree Island (đảo một cây).
Hatırlarım, Avustralya'ya bir yolculuğumda, Tek Ağaç Adası diye bir adaya gittim.Vzpomínám si na výpravu do Austrálie, na ostrov zvaný Ostrov jednoho stromu.
Hatırlarım, Avustralya'ya bir yolculuğumda, Tek Ağaç Adası diye bir adaya gittim.Помня как предприех едно пътуване до Австралия, ходих на един остров, наречен Едно Дърво.
Hatırlarım, Avustralya'ya bir yolculuğumda, Tek Ağaç Adası diye bir adaya gittim.Я вспоминаю свою поездку в Австралию на Остров Одного Дерева.
Hatırlarım, Avustralya'ya bir yolculuğumda,אני זוכר שעשיתי טיול לאוסטרליה,
Hatırlarım, Avustralya'ya bir yolculuğumda,أتذكر, ذهبت في رحلة إلى أستراليا
Hatırlarım, Avustralya'ya bir yolculuğumda,ワンツリー島に行きました
Hatırlarım beni gözlerinde nasıl taşıdığını ( BİZ TEHLİKELİ ORTAMLARDA ÇALIŞIYORUZ)Ho ricordato come i vostri occhi mi portavano (NOI LAVORIAMO IN UN AMBIENTE PERICOLOSO)
Hatırlarım beni gözlerinde nasıl taşıdığını ( BİZ TEHLİKELİ ORTAMLARDA ÇALIŞIYORUZ)Ich erinnerte mich an wie deine Augen mich trugen
Hatırlarım beni gözlerinde nasıl taşıdığını ( BİZ TEHLİKELİ ORTAMLARDA ÇALIŞIYORUZ)나를 옮겼던 당신의 눈을 떠올렸죠(우리는 위험한 환경에서 일해요)
Hatırlarım beni gözlerinde nasıl taşıdığını ( BİZ TEHLİKELİ ORTAMLARDA ÇALIŞIYORUZ)Mengingat kembali bagaimana matamu dulu pernah membawaku (KITA BEKERJA DI LINGKUNGAN YANG BERBAHAYA)
Hatırlarım beni gözlerinde nasıl taşıdığını ( BİZ TEHLİKELİ ORTAMLARDA ÇALIŞIYORUZ)Recordé cómo tus ojos me llevaban (TRABAJAMOS EN AMBIENTES PELIGROSOS)
Hatırlarım beni gözlerinde nasıl taşıdığını ( BİZ TEHLİKELİ ORTAMLARDA ÇALIŞIYORUZ)أذكر كيف اعتادت عيناك على استحواذي ( نحن نعمل في بيئة خطرة )
Hatırlarım beni gözlerinde nasıl taşıdığınıErrinerte ich mich an deine Augen und wie die mich trugen
Hatırlarım beni gözlerinde nasıl taşıdığınıHo ricordato come i vostri occhi mi portavano
Hatırlarım beni gözlerinde nasıl taşıdığını나를 옮겼던 당신의 눈을 떠올렸죠
Hatırlarım beni gözlerinde nasıl taşıdığınıMengingat kembali bagaimana matamu dulu pernah membawaku
Hatırlarım beni gözlerinde nasıl taşıdığınıRecordé cómo tus ojos me llevaban
Hatırlarım beni gözlerinde nasıl taşıdığınıأذكر كيف اعتادت عيناك على استحواذي
O geceyi hep hatırlarım.Je pense très souvent à ce soir-là.
Pennsylvania' daki konuşmada onu duyduğumu hatırlarım.Emlékszem, hallottam beszélni a Penn-ben.
Pennsylvania' daki konuşmada onu duyduğumu hatırlarım.Ich weiß noch, wie er am Penn-College eine Rede hielt.