Öncelikle, markanın bir ses ürünün bir hatıra eşyası olduğunu iyi anladılar.Erstens haben sie begriffen, dass eine Marke eine Stimme und ein Produkt ein Souvenir ist.
Öncelikle, markanın bir ses ürünün bir hatıra eşyası olduğunu iyi anladılar.Întâi, au înțeles cu adevărat că o marcă e o voce și un produs e un suvenir.
Öncelikle, markanın bir ses ürünün bir hatıra eşyası olduğunu iyi anladılar.먼저, 그들은 브랜드는 표명수단이고 상품은 기념품 밖에 안된다는 것을 이해했습니다.
Öncelikle, markanın bir ses ürünün bir hatıra eşyası olduğunu iyi anladılar.Po pierwsze zrozumieli, że marka jest głosem a produkt pamiątką.
Öncelikle, markanın bir ses ürünün bir hatıra eşyası olduğunu iyi anladılar.Primeiro, elas perceberam perfeitamente que uma marca é uma voz e um produto é uma lembrança.
Öncelikle, markanın bir ses ürünün bir hatıra eşyası olduğunu iyi anladılar.Primero, entendió muy bien que la marca es la voz y el producto es el souvenir.
Öncelikle, markanın bir ses ürünün bir hatıra eşyası olduğunu iyi anladılar.Primo, hanno davvero capito che un marchio è una voce e un prodotto è un souvenir.
Öncelikle, markanın bir ses ürünün bir hatıra eşyası olduğunu iyi anladılar.Zaprvé, opravdu pochopili, že značka je hlas a produkt je suvenýr.
Öncelikle, markanın bir ses ürünün bir hatıra eşyası olduğunu iyi anladılar.Во-первых, они по-настоящему поняли, что брэнд - это голос, а продукт - всего лишь сувенир.
Öncelikle, markanın bir ses ürünün bir hatıra eşyası olduğunu iyi anladılar.Първо, те наистина разбраха, че марката е глас, докато продуктът е сувенир.
Öncelikle, markanın bir ses ürünün bir hatıra eşyası olduğunu iyi anladılar.דבר ראשון, הם הבינו לחלוטין שמותג הינו קול ומוצר הינו מזכרת.
Öncelikle, markanın bir ses ürünün bir hatıra eşyası olduğunu iyi anladılar.أولا، فهموا جيدا أن العلامة التجارية هي صوت، وأن المنتج هو تذكار.
Öncelikle, markanın bir ses ürünün bir hatıra eşyası olduğunu iyi anladılar.しっかり理解していました だから カー・シェアリングの演出が
Örneğin, bu televizyonda sattıkları hatıra bozuk paralar.Například ty pamětní mince, které se prodávají v televizi.
Örneğin, bu televizyonda sattıkları hatıra bozuk paralar.Por ejemplo, esas monedas conmemorativas que venden el la TV.
Örneğin, bu televizyonda sattıkları hatıra bozuk paralar.Наприклад, ті, пам'ятні монети, які вони продають по телевізору.
Örneğin, bu televizyonda sattıkları hatıra bozuk paralar.通貨とは使用することはないので、多くの人は通貨流通量の一部とは気づかないでしょう。
O ruh ayı hatırası da güçlü olmasına ragmen그 스피릿 베어를 만난 순간도 유력하지만,
O ruh ayı hatırası da güçlü olmasına ragmenSelvom det øjeblik med kermode bjørnen var ret kraftfuldt,
O ruh ayı hatırası da güçlü olmasına ragmenלמרות שאותו רגע עם דוב הרוח היה עוצמתי,
O ruh ayı hatırası da güçlü olmasına ragmenحتى اكثر من قصة الدب الابيض الروحانية المميزة
O ruh ayı hatırası da güçlü olmasına ragmenあのヒョウアザラシとの出会いのような体験は
Pekala memur bey, o gunle ilgili hatiralarim hic bir zaman yitip gitmediBeh, agente, non mi dimentichero' mai di quel giorno
Pekala memur bey, o gunle ilgili hatiralarim hic bir zaman yitip gitmediJa Herr Polizist, die Erinnerung an diesem Tag ist nie verblasst
Pekala memur bey, o gunle ilgili hatiralarim hic bir zaman yitip gitmediỒ, thưa sếp, kí ức của tôi về ngày ấy sẽ chẳng bao giờ phai mờ
Pekala memur bey, o gunle ilgili hatiralarim hic bir zaman yitip gitmediΚύριε αστυνόμε, η μνήμες μου από αυτή την μέρα δεν έχουν σβύσει.
Pekala memur bey, o gunle ilgili hatiralarim hic bir zaman yitip gitmediحسنا، موظف، ذاكرتي ذلك اليوم ابدأ ذهب بعيداً
Pekala, umarım bu biraz mutluluk, veya tahminen biraz rahatsız edici hatıralar getirdi.Așa că, sper că asta va readuce unele amintiri plăcute sau poate unele puțin deranjante.
Pekala, umarım bu biraz mutluluk, veya tahminen biraz rahatsız edici hatıralar getirdi.Così magari questo riporterà alla memoria qualche ricordo felice, oppure qualche ricordo inquietante.
Pekala, umarım bu biraz mutluluk, veya tahminen biraz rahatsız edici hatıralar getirdi.Dúfam, že toto vyvolá nejaké veselé, alebo možno nejaké trochu rušivé spomienky.
Pekala, umarım bu biraz mutluluk, veya tahminen biraz rahatsız edici hatıralar getirdi.Entonces espero que esto le traiga recuerdos felices, o quizá algunos recuerdos un tanto inquietantes.
Pekala, umarım bu biraz mutluluk, veya tahminen biraz rahatsız edici hatıralar getirdi.Espérons que cela vous remémorera des souvenirs heureux ou peut-être un peu troublants.
Pekala, umarım bu biraz mutluluk, veya tahminen biraz rahatsız edici hatıralar getirdi.Hi vọng là điều này sẽ đem đến những kỷ niệm vui vẻ hoặc hơi lộn xộn một chút.
Pekala, umarım bu biraz mutluluk, veya tahminen biraz rahatsız edici hatıralar getirdi.Hopelijk brengt dit enkele gelukkige, of misschien licht verontrustende herinneringen terug.
Pekala, umarım bu biraz mutluluk, veya tahminen biraz rahatsız edici hatıralar getirdi.Jadi, semoga hal ini akan membawa beberapa kenangan yang indah atau kenangan yang agak menganggu.
Pekala, umarım bu biraz mutluluk, veya tahminen biraz rahatsız edici hatıralar getirdi.그럼, 잘하면 이번 강연이 그 기억을 되돌릴 수 있을 것입니다, 혹은 아마도 몇몇은 약간 기억을 혼란시킬수도 있겠죠.
Pekala, umarım bu biraz mutluluk, veya tahminen biraz rahatsız edici hatıralar getirdi.Przywołam więc nieco przyjemnych a może także nieco przykrych wspomnień.
Pekala, umarım bu biraz mutluluk, veya tahminen biraz rahatsız edici hatıralar getirdi.Så, förhoppningsvis kommer detta återkalla några glada, eller möjligtvis något jobbiga minnen.
Pekala, umarım bu biraz mutluluk, veya tahminen biraz rahatsız edici hatıralar getirdi.Snad se vám tedy vybaví nějaké šťastné - nebo možná trochu rozrušené - vzpomínky.
Pekala, umarım bu biraz mutluluk, veya tahminen biraz rahatsız edici hatıralar getirdi.So, hoffentlich wird dies ein paar glückliche oder vielleicht einige unangenehme Erinnerungen wecken.
Pekala, umarım bu biraz mutluluk, veya tahminen biraz rahatsız edici hatıralar getirdi.Tehát, remélem ez majd előhoz néhány boldog, vagy lehet némileg zavaró emléket.
Pekala, umarım bu biraz mutluluk, veya tahminen biraz rahatsız edici hatıralar getirdi.Toivottavasti tämä tuo mieleen joitakin hyviä tai mahdollisesti huonojakin muistoja.
Pekala, umarım bu biraz mutluluk, veya tahminen biraz rahatsız edici hatıralar getirdi.Οπότε ελπίζω οτί αυτό θα σας φέρει κάποιες χαρούμενες ή πιθανώς κάποιες λίγο δυσάρεστες αναμνήσεις.
Pekala, umarım bu biraz mutluluk, veya tahminen biraz rahatsız edici hatıralar getirdi.Ну, будем надеяться, что сейчас вспомнятся счастливые или, возможно, слегка волнительные моменты.
Pekala, umarım bu biraz mutluluk, veya tahminen biraz rahatsız edici hatıralar getirdi.Ну що ж будемо надіятись, що зараз згадаються щасливі чи, можливо, трохи хвилюючі моменти.
Pekala, umarım bu biraz mutluluk, veya tahminen biraz rahatsız edici hatıralar getirdi.Така, надявам се това ще донесе някакви щастливи, или може би някои леко смущаващи спомени.
Pekala, umarım bu biraz mutluluk, veya tahminen biraz rahatsız edici hatıralar getirdi.אז אני מקוה שזה יחזיר אליכם כמה זכרונות שמחים או אולי קצת עצובים.
Pekala, umarım bu biraz mutluluk, veya tahminen biraz rahatsız edici hatıralar getirdi.لذا، آمل في أن هذا سيعيد بعضا من السعادة، أو ربما بعض الذكريات المزعجة قليلاً.
Pekala, umarım bu biraz mutluluk, veya tahminen biraz rahatsız edici hatıralar getirdi.嫌な思い出が蘇る可能性もありますが (笑い) では物理とマーケティングについてです
Prenses Lee Seol, bir hatıra fotoğrafı çektirmek istiyor.Lee Seol hercegnő szeretne egy képet készíteni Önnel.
Prenses Lee Seol, bir hatıra fotoğrafı çektirmek istiyor.Η Πριγκίπισσα Λι Σεολ θα ήθελε να βγάλει μία βασιλική φωτογραφία.
Prenses Lee Seol, bir hatıra fotoğrafı çektirmek istiyor.الاميرة لي سول تريد اخد صورة ملكية
Rüzgar dans ve hatıralarla doluLe vent danse, rempli de souvenirs.
Sence de hatıralarımı yadedecek bir şeyim olmalı değil mi?Denkst du nicht, ich sollte etwas bekommen, um meine Erinnerungen zu bewahren?
Sence de hatıralarımı yadedecek bir şeyim olmalı değil mi?Eikö sinunkin mielestäsi minun pitäisi saada jotain säilyttääkseni muistot?
Sence de hatıralarımı yadedecek bir şeyim olmalı değil mi?Nem gondolod, hogy legalább egy különleges emlékem maradhat?
Sence de hatıralarımı yadedecek bir şeyim olmalı değil mi?Nie sądzisz, że powinnam mieć coś, żeby zatroszczyć się o wspomnienia?
Sence de hatıralarımı yadedecek bir şeyim olmalı değil mi?Non credi che almeno poteri tenermi solo una cosa di speciale come ricordo?
Sence de hatıralarımı yadedecek bir şeyim olmalı değil mi?Tu ne penses pas que je devrais avoir quelque chose pour chérir ces souvenirs ?
Sence de hatıralarımı yadedecek bir şeyim olmalı değil mi?Δεν πιστεύεις ότι πρέπει να έχω τουλάχιστον<br /> μία μοναδική ανάμνηση σαν θησαυρό;